Harput Yollarında

Harput  Yollarında ELAZIĞ & HARPUT
Tarihi, Edebiyatı, Sanatı,
Kültürü, Folkloru ve Musikisinin
Tanıtım Sayfası

SONBAHARDA BİZİM YÖRELERKış için tedarik var gariplerin yurdundaEmmi odun kesiyor karşı köyün ardında Bibim ocağı yakmış...
22/10/2026

SONBAHARDA BİZİM YÖRELER
Kış için tedarik var gariplerin yurdunda
Emmi odun kesiyor karşı köyün ardında
Bibim ocağı yakmış leblebinin derdinde
Herkes telaş içinde şaşkın bizim yöreler

Yüreğindeki aşkla kazanda kaynar üzüm
Orcik pestil yapıyor oğlum gelinle kızım
Kilerde ayva hurma nar gibi şirin yüzüm
Bereketli bir sene rahmet doldu buralar

Zevk ile deste deste nane reyhan kırpılır
Kabuktan açılmışsa ceviz badem çırpılır
Yağmur ile tarlaya gübre tohum serpilir
Bazen felaket olur coşkun taşar dereler

Birçok yerde tavana kışlık meyve asarlar
Türlü sebzeyle turşu elle zeytin basarlar
Büyükler anlatırken gelin kızlar susarlar
Evim misafirhane dostum kapım aralar

Eskiden bu zamanlar et kavurma yapılır
Nenenin nasır tutmuş ellerinden öpülür
Şimdi çok ayrılık var eşlerinden kopulur
Talihsiz bir gidişat bu hal bağrım yaralar

Ahmet derki insanlık bitmiş sizin orada
Hasta taziye düğün neyse bizim burada
Yeni nesil bilmez aşk sevgi nedir törede
Garip bir yuva kursun çok pahalı kiralar
Ahmet Demir 20-10-2026 Harput Yollarında

Günaydın ELAZIĞ  Sevdalıları Keban'dan Görünüm Yakup Polat tarafından iletildi.Harput  Yollarında
22/10/2026

Günaydın ELAZIĞ Sevdalıları
Keban'dan Görünüm
Yakup Polat tarafından iletildi.
Harput Yollarında

İngiltere Üniversitelerinde öğrenime devam etmek isteyen gençlerimize yönelik tanıtım toplantısına davetlisiniz. İlgilen...
20/10/2026

İngiltere Üniversitelerinde öğrenime devam etmek isteyen gençlerimize yönelik tanıtım toplantısına davetlisiniz. İlgilenenlere iletiniz.

ELAZIĞ’LI BİR SANATÇI, “KELOĞLAN” YANİ RÜŞTÜ ASYALI !..Değerli okurlar, çoğunuz "Keloğlan" filmlerini hatırlarsınız.Film...
20/10/2026

ELAZIĞ’LI BİR SANATÇI, “KELOĞLAN” YANİ RÜŞTÜ ASYALI !..
Değerli okurlar, çoğunuz "Keloğlan" filmlerini hatırlarsınız.

Filmin baş aktörü Rüştü Asyalı’dır.

Ama onun nereli olduğunu çoğunuz belki bilmezsiniz,

Rüştü Asyalı Elazığ'ın Ağın İlçesindendir.

Çok değerli tiyatro ve film sanatçısı, yönetmen, seslendirme üstadıdır.

Onu 1979 yıllarında halkımız, ilk defa Keloğlan filmleri ile tanıdı.

Onun bu filmlerini 7den 70e herkes izliyordu.

Bu filmlerin konusu genelde Türk Masallarından alıntıydı.

Bu masalların birebir aynısı değildi.

Filmde haksızlığa uğrayan halkın dertleri konu ediliyordu.

Bu yüzden halk, onun bu filmlerini severek izliyordu.

***

Keloğlan bu filmlerde gariban , kimsesiz bir vatandaşı canlandırıyordu!..

Bu garibin bir de Eşeği vardı.

"Ben bir garip keloğlanım/ Eşeğimin yok palanı/ Varım yoğum doğruluktur/ Hiç de sevmem ben yalanı!.." diye başlayan Keloğlan filmleri daha küçük yaşta çocuklara düzgün ahlakı aşılıyordu!

Onun filmlerinde haksızlık yoktu!

Onun filmlerinde hiç hırsızlık yoktu!

Onun filmlerinde, fakir ve yoksulları koruma vardı!..

Garibin var yok bir Annesi vardı.

Bugün, birçok vatandaşımız onun filmlerini seyrettikten sonra beni arayarak Rüştü Asyalı- Keloğlan’la ilgili bir yazı yazmamı istediler!

Hakikaten ben Rüştü Asyalı’nın, Ağın'lı bir hemşerisi olarak ona karşı görevimi yapmak istedim.

***

İletişim Fakültesinde Elazığ’lı olmayan değerli bir hocamız vardı.

İsmi “Hakan Cem Işıklar”dı.

Bu değerli hocamız, Ağın'da keşfedilmemiş bir gölün belgeselini hazırlamıştı.

Belgeselin adı ise "Sülüklü Göl" dü.

Bu belgeseli hocamız ustaca hazırlamıştı.

Seslendirmesini ise büyük seslendirme üstadı,

Rüştü Asyalı yapmıştı.

Onun tok sesi, bu belgesele daha bir ağırlık katmıştı!..

Öğretim görevlisi olan değerli hocamız Rüştü Asyalı'yı nasıl bulmuş ve onu bu seslendirmeye nasıl ikna etmişti bilemiyorum.

***

Rüştü Asyalı 'nın babası, Mehmet Asyalı;

bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Devlet Demir Yollarına geçerek oradan emekli olmuştu.

Anne tarafından dedesi ise, Ağın'ın tanınmış ailesinden Koçan İmamı olarak anılan değerli bir zattı!

***

Rüştü Asyalı 1 Ocak 1947 yılında Ağın'da doğmuştur.

Daha sonra Ankara'ya giderek tahsiline orada devam etmiş, Asyalı tiyatroculuğu seçerek konservatuarın tiyatro bölümünü bitiriyor.

Ankara Radyosunda çocuk programları yapmaya başlıyor.

Bu arada 4 adet Keloğlan filmi ile çeşitli konuları ihtiva eden filmlerde de rol alıyor!

Asyalı, Devlet Tiyatroları yönetim kurulu üyeliği ve Devlet Tiyatroları Vakfı Başkanlığı yaptıktan sonra ise emekliye ayrılıyor.

Şu anda Ankara'da hayatını sürdürmektedir.

Rüştü Asyalı’ya, bundan sonraki hayatında sağlık, huzur ve mutluluklar diliyoruz. elazighaberkent.com/
*** Günerkan Aydoğmuş Harput Yollarında

Niyeti kötü olanın attığı ok kendine döner !*** Hz. Ali Harput  Yollarında
20/10/2026

Niyeti kötü olanın attığı ok kendine döner !
*** Hz. Ali
Harput Yollarında

Anılardaki ELAZIĞ Hüseynik'ten Harput'a bakış... 1904 yılı Harput  Yollarında
20/10/2026

Anılardaki ELAZIĞ
Hüseynik'ten Harput'a bakış... 1904 yılı
Harput Yollarında

20/10/2026

TURİZMİ NEDEN BECEREMİYORUZ?
ELAZIĞ’IN ÖNEMİ
Elazığ tarihsel ve görsel özellikleriyle, kültürüyle, müziğiyle önemli bir kent. Bu yer yüzyıllar boyunca Batılı gezginlerin görmeyi istedikleri, gezdikleri, kitaplar yazdıkları bir yer olmuştur. Harput, Keban ve çevresi son 200 yılda Avrupa’da ortaya çıkan doğubilim (oryantalizm) akımı ile ilgisi olsa gerek ki Batılı gezginlerin hep uğrak yeridir.

Harput’un yerleşim yerlerinin hiç değişmemesi, iklimi, tarihsel kimliği, kent dokusunun yüzlerce yıl aynı kalması, din, ırk, mezhep bakımından ayrı kökenlerden gelen ve bir arada yaşayan toplum yapısı, Fırat Irmağının buradan başlaması, maden, su, şarap kültürü gibi nedenler konuk sayısını artırmıştır.

Camileri, kiliseleri, medreseleri, türbeleri, işyeri ve bedestenleri, sokak ve mahalleleriyle tipik yüzlerce yıl özgün ve aynı kalan yöremizi günümüzde ise gezenler son derece az. Geçtiğimiz günlerde gezdiğim İtalya’daki yapıları, yapıtları, tarihsel kalıntıları ve nasıl korunduklarını görünce Avrupa ile aramızda bu konuda en az yüz yıl fark olduğuna emin oldum.

SORUN NEREDE?

Elazığ’ı gezen turist sayısının son derece sınırlı olmasını neye yorabiliriz? 4 bin yıldan eski yerleşim yeri Harput’taki kaleyi, eski uygarlıklardan, azınlıklardan, Urartulardan Artuklu, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinden kalan tarihsel yapıları neden yeterince tanıtamıyoruz?

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın annesi Sarâ Hatun'un Harput'ta yaptırdığı Sarâhatun camisini ülke içinde bile bilecek kişi sayısı sınırlı. Oysa, Safevî tarihinin en önemli kişisi Şah İsmail’in büyükannesi de olan Sarâ Hatun için İranlılar, Azerbaycan Türklerinin burayı bugüne değin bilmeleri, ezberlemeleri gerekmez miydi?

Dünyaca ünlü klarnetimizi öne çıkarıp da dünyada klarnetle müzik yapan Amerikalı zencilerden, Fransızlara, Balkan ülkelerine kadar evrensel bir müzik festivali düzenleyebilecek bir ufka sahip miyiz?

Hazar Gölü’nün altında kalan Batık Kent için bile bugüne değin doğru düzgün bir şeyler yapabildik mi? Amatör tanıtımların, girişimlerin hiçbir yararı oldu mu? Gölün gün geçtikçe kirlenmesini bile önleyemiyoruz.

Kanyonlar için çalışmaların yavaşlığı, tanıtımındaki beceriksizlikler bu yer için de umut duyanları düş kırıklığına uğratmış durumda.

KENDİMİZ ÇALIP KENDİMİZ OYNUYORUZ!

Günlerce yerel gazeteler ve televizyonlar UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne gireceğimizi muştulayıp dururlarken tarihsel ve kültürel miraslarımıza verilen zararlar ise akla zarar...

1000 yıllık tarihiyle Harput Ulu Cami sonraki dönemlerde yapılanlara da esin kaynağı olmuş XII. yüzyılın bu eşsiz mimari örneği çevresiyle birlikte gözümüz gibi korunması gereken bir miras iken, siz buranın çevresine betonarme yapı yaparsanız, iş makinaları Ulucami çevresinde mekik dokurlarsa, “Harput’a neden turist gelmiyor?” sorusunu sorma hakkını kendinizde bulamazsınız.

Biliyorsunuz yıllar önce Yavuz Sultan Selim Koleji adı altında bir yapı yapılarak Harput’un bağrına hançer sokulmasından hemen sonra bu kez de Çin ya da Japon mimarisini andıran ve Harput’un geleneksel mimari yapısıyla hiçbir benzerlik bulunmayan, tarihsel ve kültürel dokusuna büyük Harput Valilik Konağı, üstelik de Harput Kalesi’nin karşısında ona meydan okur gibi getirilip oturtulmuş, ardından da bu tuhaf yapı lokantaya dönüştürülmüş, şimdilerde de belediye tarafından kullanır olmuştur.

Kanımca, Harput’ta şu an Harput Kalesi’nde sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmaları yapan Prof. Dr. İsmail AYTAÇ’ın yaptıkları ilimiz için öncü olmalı ve takdir edilmelidir. Ödenek sıkıntılarıyla ve olanaksızlıklarla geçen yıllara karşın iyiniyetle ve bilim adına çalışan hocamız ve ekibi tarafından bulunan, yüzlerce yıllık yapıtlar, mahalleler, su sarnıcı, depo ve zindan günümüzde ziyaretçilere kapısını açmış durumda.

Yazın en sıcak günlerinde bile, yörede serinliğiyle bilinen 'Buzluk Mağarası'nı neden yalnızca Elazığlılar biliyor da başka kimsenin haberi bile yok…

Neden bu bölgeye ulaşım güç, ilgisizlik, bakımsızlık bugün bile sürüyor, girişler, ziyaretler kolay değil.

Kent merkezine çok yakın olan Harput Mahallesi'nde bulunan Buzluk Mağarası, öteden beri sıcaklardan bunalanların ilgisini çeker. Ben bir süredir gitmedim ama yaz aylarında ziyaretçisi bol olan buzluk mağarası ne yazık ki yetkililerin duyarsızlığı nedeniyle kapısı zincirli, yolları bozuk kısaca yazgısına terk edilmiş durumdaydı. Son günlerini ise bilemiyorum.

Biz Elazığlılar, tarihsel ve kültürel zenginliklerini turizme açmak, dünyaya tanıtmak istiyorsak; öncelikle geçmişin tutucu kafasından uzak kaçacak ve salt Müslüman ve Türk tarihine ait olanın değil, bu topraklardaki tüm inanç, kimlik, dil, etnisite farklılıklarını kendi zenginliğimiz olarak görecek bir bilince erişmeliyiz. Gerçi bizde kültüre bakış, kültür anlayışı o denli yozlaşmış ki, camilerimizi, türbelerimizi, çeşmelerimizi, evlerimizi kısaca Türk-İslam sanat ve mimarisinin en önemli miraslarını bile yeterince koruyamıyor, sahiplenemiyoruz.

İŞTE İLÇELER DURUM:

AĞIN

İlçelerde de durumun farklı olduğunu söyleyemeyiz. Yine dar bakış açısı, yine tutucu anlayış, yine kültüre yabancılık sürüyor.
Annemin de memleketi, tam bir yarımada olan Ağın ilçesi, eğitimli insanların çokluğuyla bilinen bir yer olsa da, yine de lâyık olduğu değeri bulamamış durumda. Kaya Mezarları, Meteor Çukuru, Sülüklü Göl, Ağın Konakları yalnızca yöre insanın bildiği yerler; yatırım, destek, tanıtım hiç yok. Keban ilçesi gibi Ağın da elli yıldır turistik gezi amaçlı bir tekneye sahip olamamış. Bölgede yabancıların otel niyetine kalabileceği tek yer yeni tamamlanan öğretmenevi…

SİVRİCE

2500 metreye yaklaşan yüksekliğiyle Hazarbaba dağı, kayak tesisleri; bir depremde suların yükselmesiyle göl altında kalmış bir adada bulunan Batık Kent’i ile ünlü bu ilçede de turizmle ilgili hiçbir gelişme yok. Kürk’teki yeni yapı, Sivrice gölündeki iki tesis dışında konaklama olanağının bulunmaması, sit alanlarındaki kötü beton yapılaşma da olumlu giden şeylerin olmadığını gösteriyor.

MADEN

Cumhuriyet döneminde kısa bir zaman il statüsü geçmişi de olan Maden’de hükumet konağı, Camii Kebir, saat kulesi, Maden köprüsü, maden tesislerinin kötü görüntüsü bu ilçede de turizmin başka bahara kaldığını gösteriyor. Hele de maden işletme işi özelleştirildikten sonra, özel firmanın döktüğü maden artıkları, cüruflar ilçenin bir bölümünde heyelana yol açmış, yetkililer ise bunu görmezden gelmiş, koruma altında olan Dicle Nehri üzerinde yer alan Tarihî Maden Köprüsü ise, hepimizin ayıbı sayılacak biçimde çökmüş ve yıkılmıştır. Dönemin bir yetkilisinin "aynısını yeniden inşa edeceğiz" demeci ise trajikomik olmaktan öteye gitmemişti.

KARAKOÇAN

Kent merkezine 100 km uzakta olan Karakoçan ilçemizde de Bağın Kalesi, kaplıcası, Golan kaplıcaları, kaya mezarları, Peri Çayı da yeterince tanıtılmamış yerler olarak ilk anda aklımıza gelenler… Golan kaplıcaları Karakoçan merkeze 18 km uzaklıkta olup, nispeten iyi işletmecilerce, iyi tesislere ve karşın Elazığ’da bile tam olarak bilinmediğinden bu da eksikliklerimizi gözler önüne seren bir başka örnektir.

PALU

Burada da ayakta kalmış kubbesi ve çökmek üzere olan duvarlarıyla Surp Lusavoriç kilisesinin durumu görenleri üzüyor.

KEBAN

Garaj olarak kullanmış Toma kilisesi, bahçeye dönüşmüş hamam kalıntıları, Osman Hamdi Bey’in babası İbrahim Edhem Paşa’nın açmış olduğu ve günümüzde lokanta olarak kullanılan galeri, sarkıt mağaralar, gibi yerleri bulunan, dünyanın en büyük ırmaklarından Fırat’ın geçtiği ve dünyanın sayılı barajlarından Keban Barajı’nın bulunduğu ata toprağı ilçemiz de turizm konusunda sınıfta kalan yerlerden birisi.

ÇÖZÜME ULAŞABİLİR MİYİZ?

Elazığ’ın turizm amaçlı girişimlerle para kazanmaktan çok, geçmişin değerlerini hiçbir inanç ayrımı yapmadan işleyerek, onlardan her alanda yeni sentezler yaratarak, onları gelecek kuşaklara aktarma bilinci ve sorumluluğu vardır.

İnsanlık ve zenginliğin yüceliği, bu büyük kültür coğrafyasında bir arada var olmuş değişik etnisite, dil, inanç farklılıklarını bir zenginlik olarak görmekten geçer; bizden önceki tüm uygarlıkların bıraktığı ibadet yerleri, evler, kaleler, heykeller, ören yerleri, tüm kalıntılar; bugüne ulaşabilmiş gelenekler, mitoloji, söylenceler, şarkılar, türküler, sözler, halk oyunları, kitaplar, aletler, her şey bizim ortak kültür mirasımızdır ve geleceğe taşınmak da baş görevimizdir.

Bu bilincin turizmi de geliştireceğinden, turistlerin, gezginlerin yöremize hak ettiği değeri vereceklerinden emin olabilirsiniz.

Üzerinde yaşadığımız bu toprakların kültürel miras bakımından zenginliğinden övünebilmemiz için o mirasa bütüncül olarak sahip çıkmak, onu titizlikle korumak ve ileriye, geleceğe taşıyacak biçimde işleyip değerlendirmemiz gerekir.

Biz Harput’taki tüm kültürlerin, üretilen tüm birikimlerin mirasçılarıyız. Bu sahiplenme bölgesel bir aidiyetin ötesinde insanlığın da bir gereğidir.
Cem Bayındır/28 Temmuz 2023
Turan Gazetesi Harput Yollarında

Anılardaki ELAZIĞ Gazi Caddesi ile İstasyon Caddesinin kesiştiği konum.Harput  Yollarında
20/10/2026

Anılardaki ELAZIĞ
Gazi Caddesi ile İstasyon Caddesinin kesiştiği konum.
Harput Yollarında

ELAZIĞ'IN VİŞNELİ CEVİZİ ; Elazığ’da Ece Çerez ve Şekerleme sahibi İhsan Çakmak geçtiğimiz günlerde badem şekerinden esi...
19/10/2026

ELAZIĞ'IN VİŞNELİ CEVİZİ ; Elazığ’da Ece Çerez ve Şekerleme sahibi İhsan Çakmak geçtiğimiz günlerde badem şekerinden esinlenerek cevizli şekeri üretmesinin ardından Türkiye’nin farklı illerinden sipariş almaya başlamıştı. Bu sefer de vişneli badem şekerinden yola çıkarak vişneli cevizi yapmaya karar verdi. Ceviz ile vişneyi karıştıran ustalar, eşsiz bir damak zevki ile karşılaştı. İlk etapta az bir şekilde yaparak vatandaşlara ikram edilen vişneli ceviz için, halkın güzel tepkilerinin ardından seri üretimine geçildi. Şu anda sadece kendi şubelerinde satışa sunulan cevizli şekerin, en kısa sürede tüm Türkiye’ye gönderilmesi hedefleniyor.

Ceviz şekerinden sonra ürün çeşitliliğine vişneli ceviz şekerini de eklediklerini aktaran Ece Çerez ve Şekerleme işletme sahibi İhsan Çakmak, "Vişneli badem şekerinden sonra cevizli şekerin de üretimi yapıldı. Elazığ’ın tescilli ürünü olan yerli vişnesi, yerli ceviz, yerli pancar şekeri ve karaçalı suyuyla yaptığımız doğal lezzet müşterilerimizin ve halkımızın büyük beğenisini topladı. Elazığ’da ceviz şekerini yaptıktan sonra ilk defa da vişneli ceviz şekerini ürettik. Ar-Ge çalışmalarından sonra böyle bir ürün ortaya çıkardık. Halkımız tarafından bayağı beğenildi. İlk başta kendi ekip arkadaşlarımız arasında deneme amacıyla yaptık, aklımıza yatınca çok da beğenince müşterilerimize ikramda bulunduk. Beğenilince satışa sunduk. Vatandaşların vişneye olan talebinden dolayı vişneli cevize de bayağı bir güzel tepki aldık. Vişneli cevizde vişnenin tadını öne çıkaran tatlı ve ekşinin dengeli bir lezzet haline gelmesini önemsedik. Şu anda sadece kendi şubelerimizde satışı var. En kısa sürede tüm Türkiye’ye göndermeyi hedefliyoruz" dedi. İHA
Harput Yollarında

Address

Elazig

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Harput Yollarında posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share