Gezicafe

Gezicafe İnsan dünyada turist olabilir ancak kendi içindeki yolculukta gerçek bir gezgindir. Travel more, discover more...

Ve dolu dolu geçen bir gezinin daha sonuna geldik…8 gece 9 gün…3 ülke, 6 şehir…Uçak, hızlı tren, otobüs, metro, elektrik...
31/05/2026

Ve dolu dolu geçen bir gezinin daha sonuna geldik…

8 gece 9 gün…
3 ülke, 6 şehir…
Uçak, hızlı tren, otobüs, metro, elektrikli tuk tuk…
6 farklı otel, sayısız anı, bol kahkaha, bol yürüyüş, bol keşif…

Kırgızistan’ın bozkırlarından Kazakistan’ın şehirlerine, Taşkent’in düzenli caddelerinden Semerkand ve Buhara’nın tarih kokan sokaklarına uzanan güzel bir yolculuk oldu.

Gazella Turizm organizasyonuyla çıktığımız bu seyahati, 18 kişilik güzel bir grupla, ana rehberimiz Tolga Karadağ Bey’in liderliğinde keyifli ve sorunsuz şekilde tamamladık.

Bu yolculukta yalnız değildik…
Kırgızistan ve Kazakistan’da Suyunbek, Taşkent’te Abdullah, Semerkand ve Buhara’da ise Nergiz Hanım bizlere eşlik etti. Her biri bulunduğumuz coğrafyayı daha iyi tanımamıza, tarihin ve kültürün içine biraz daha girmemize vesile oldu.

Ama özel bir paragraf da sevgili rehberimiz Tolga Bey için açmak gerekir… Çünkü iyi bir geziyi güzel yapan şey sadece görülen şehirler değil; o yolculuğun ruhunu oluşturan insanlardır. Bilgisi, sabrı, çözüm odaklı yaklaşımı, yardımseverliği ve samimiyetiyle turun başından sonuna kadar herkesin takdirini kazandı. Yorulanın yardımına koştu, sorusu olana cevap verdi, aksiliklerde çözüm üretti… Kısacası işini hakkıyla yapan, emeğini hissettiren bir rehberdi.

Güzel anılarla, yeni dostluklarla, yüzlerce fotoğrafla ve valize sığmayan hatıralarla dönüyoruz…

Emeği geçen herkese teşekkürler. Yeni yollar, yeni şehirler ve yeni hikâyelerde görüşmek üzere…

8 günlük Orta Asya gezimizin ardından kalanlar-      Bölüm 2
31/05/2026

8 günlük Orta Asya gezimizin ardından kalanlar- Bölüm 2

8 günlük Orta Asya gezimizin ardından kalanlar-Bölüm 1
31/05/2026

8 günlük Orta Asya gezimizin ardından kalanlar-Bölüm 1

30 Mayıs 2026- Buhara“Bazı şehirler vardır; kapısından girince sadece yeni bir yere değil, başka bir zamana adım atmış g...
31/05/2026

30 Mayıs 2026- Buhara

“Bazı şehirler vardır; kapısından girince sadece yeni bir yere değil, başka bir zamana adım atmış gibi hissedersiniz…”

Buhara işte tam olarak böyle bir şehir.

Taşına dokunduğunuzda tarihi, sokaklarında yürüdüğünüzde medeniyeti, kubbelerine baktığınızda asırların sessizliğini hissediyorsunuz.

Bir zamanlar İpek Yolu’nun en görkemli duraklarından biri olan bu kadim şehir; tüccarların, alimlerin, seyyahların ve dervişlerin yollarının kesiştiği büyük bir medeniyet merkezi olmuş.

Burada gezerken her köşede tarihe dokunuyorsunuz…

Kalon Minaresi’nin gölgesinde durup göğe uzanan taş işçiliğini seyrediyorsunuz. Mir-i Arab Medresesi’nin önünde geçmişin ilim dünyasını düşünüyorsunuz. Ark Kalesi’nde hanların, emirlerin ve devletlerin izlerini hissediyorsunuz.

Ve elbette… Buhara denince akla gelen büyük isimlerden biri: İmam Buhari. İslam dünyasının en önemli hadis alimlerinden biri olan bu büyük şahsiyetin manevi izi, şehirde derinden hissediliyor.

Akşam olduğunda Lyabi-Hauz çevresinde oturup çayın yavaş yavaş demlenişini izlemek… İşte Buhara biraz da bu demek. Telaşsız, ağırbaşlı, bilge bir şehir…

Bazı şehirler fotoğraf verir, Buhara ise hikâye…

29 Mayıs 2026Semerkand Gezi Yazısı-Bölüm 2SEMERKAND – Mavi kubbelerin altında tarihle yürümek… 🇺🇿İpek Yolu’nun efsane du...
31/05/2026

29 Mayıs 2026
Semerkand Gezi Yazısı-Bölüm 2

SEMERKAND – Mavi kubbelerin altında tarihle yürümek… 🇺🇿

İpek Yolu’nun efsane duraklarından biri, Timur’un başkenti, Uluğ Bey’in ilim merkezi… Ama bunların ötesinde, insana “tarih hâlâ burada yaşıyor” hissini veren çok özel bir yer.

İlk durağımız Registan Meydanı oldu.

Ne kadar fotoğrafını görürseniz görün, ilk karşılaşma anı gerçekten başka… Dev medreseler, turkuaz kubbeler, ince ince işlenmiş çiniler… İnsan kendini birkaç yüzyıl geriye gitmiş gibi hissediyor.

Sonrasında rotayı Gur-i Emir Türbesi’ne çevirdik. Timur’un ebedi istirahatgâhı…

Türkistan tarihiyle ilgilenen biriyseniz burası yalnızca bir türbe değil; adeta tarihin sessizce konuştuğu bir mekân.

Semerkand’ın beni en çok etkileyen noktası ise hiç şüphesiz Şah-ı Zinde oldu.

Dar bir geçit boyunca sıralanan mavi çinili türbeler… Her kapıda başka bir desen, başka bir sanat, başka bir hikâye… Açık söylemek gerekirse, insan burada telefondan çok gözleriyle bakmak istiyor.

Bibi Hanım Camii’ni gördükten sonra hemen yanındaki Siyob Pazarı’na uğramayı da ihmal etmeyin.

Sıcak Semerkand ekmeği, baharat kokuları, kuruyemişler, yerel insanlar… Şehrin günlük hayatını görmek için güzel bir durak.

Bir de küçük tavsiye:

Registan’a mutlaka iki kez gidin.

Bir kez gündüz…

Bir kez gece.

Çünkü güneş battıktan sonra ışıkların altında o mavi kubbeler bambaşka bir hikâyeye dönüşüyor.

Semerkand sadece bir şehir değil…

Türkistan’ın kalbinde, tarihin hâlâ nefes aldığı bir açık hava müzesi gibi.

Yolunuz Orta Asya’ya düşerse, buraya mutlaka zaman ayırın.

Bazı şehirler unutulmaz.

Semerkand onlardan biri…

29 Mayıs 2926SEMERKAND YAZI DİZİSİ – BÖLÜM 1Semerkand: Tarihin, Ticaretin ve Medeniyetin ŞehriBazı şehirler vardır… Sade...
30/05/2026

29 Mayıs 2926

SEMERKAND YAZI DİZİSİ – BÖLÜM 1

Semerkand: Tarihin, Ticaretin ve Medeniyetin Şehri

Bazı şehirler vardır… Sadece gezilmez, hissedilir.

Semerkand tam olarak öyle bir yer.

Bugün sokaklarında dolaşırken insan şunu fark ediyor: Burası yalnızca eski yapılarıyla ünlü bir şehir değil; yüzyıllar boyunca dünyanın önemli merkezlerinden biri olmuş.

İpek Yolu’nun tam kalbinde yer alan Semerkand; doğu ile batının buluştuğu, kervanların konakladığı, tüccarların pazarlık yaptığı büyük bir ticaret merkeziymiş. Çin’den gelen ipek, Hindistan’dan gelen baharat, İran’dan gelen sanat anlayışı ve Türk bozkır kültürü… Hepsi bir zamanlar bu şehirde buluşmuş.

Bu yüzden Semerkand sadece bir şehir değil; adeta medeniyetlerin kavşak noktası.

Tarih boyunca Sogdlar’dan Göktürklere, Samanilerden Karahanlılara, Harzemşahlardan Timurîlere kadar pek çok devlet bu topraklarda hüküm sürmüş.

Ama Semerkand denince akla gelen en güçlü dönemlerden biri hiç şüphesiz Emir Timur dönemi…

Timur burayı imparatorluğunun başkenti yaptıktan sonra şehir bambaşka bir kimliğe bürünmüş. Dünyanın dört bir yanından ustalar, mimarlar, alimler ve sanatçılar Semerkand’a getirilmiş.

Bugün hayranlıkla baktığımız mavi kubbeler, medreseler ve görkemli yapılar da büyük ölçüde bu dönemin mirası.

Ama Semerkand yalnızca hükümdarların ve savaşçıların şehri değil…

Aynı zamanda bilimin, sanatın ve edebiyatın da şehri.

Astronomi alanındaki çalışmalarıyla çağının çok ötesine geçen Uluğ Bey burada rasathanesini kurmuş; yıldızları incelemiş, bilim tarihine adını yazdırmış.

Bu kültür dünyası, büyük şairler ve düşünürler de yetiştirmiş.

Türk dünyasının en önemli edebiyatçılarından Ali Şir Nevai, Türkçenin güçlü bir edebiyat dili olduğunu eserleriyle ortaya koyan isimlerden biri olmuş. Muhakemetü’l-Lügateyn’de Türkçe ile Farsçayı karşılaştırmış, Hamse geleneğinde önemli eserler vermiş, Ferhad ile Şirin ve Leyla ile Mecnun gibi eserleriyle Türkistan edebiyatında derin izler bırakmış.

Aynı coğrafya, İslam ilim dünyasının en büyük isimlerinden İmam Buhari’yi de yetiştirmiş.

Semerkand’da gezerken bazen durup düşünüyorsunuz…

Aynı gökyüzüne Timur da baktı, Uluğ Bey de…

Belki aynı sokaklardan tüccarlar geçti, alimler yürüdü, şairler dizeler düşündü.

Ve açık söylemek gerekirse…

Semerkand sadece görülmesi gereken bir şehir değil.

Hissedilmesi gereken bir tarih.

28 Mayıs 2026Taşkent’te ikinci gün 🇺🇿Bugün Özbekistan’ın başkenti Taşkent’i biraz daha yakından keşfetme fırsatı bulduk....
28/05/2026

28 Mayıs 2026

Taşkent’te ikinci gün 🇺🇿

Bugün Özbekistan’ın başkenti Taşkent’i biraz daha yakından keşfetme fırsatı bulduk. Tarih, sanat, modern şehir hayatı ve Sovyet döneminden kalan izler… Hepsi aynı günün içine sığdı.

Güne Ameliy Sanat Müzesi ile başladık. Özbek kültürünü anlamak isteyenler için gerçekten güzel bir durak. Geleneksel işlemeler, el sanatları, desenler, ahşap işleri… İnsan gezerken Özbekistan’ın sanat anlayışını ve kültürel zenginliğini daha iyi hissediyor.

Sonrasında yolumuz Amir Temur Meydanı’na düştü. Taşkent’in en önemli noktalarından biri. Meydanın ortasında yükselen Timur Han’ın atlı heykeli, şehrin sembollerinden biri haline gelmiş. Çevresindeki düzenli park alanları ve modern yapılarla birlikte oldukça etkileyici bir atmosfer oluşturuyor.

Biraz mola vermek ve dinlenmek için Magic City’ye geçtik. Taşkent’in daha modern ve eğlenceli yüzünü görmek isteyenler için güzel bir yer. Günün temposunda kısa bir nefes alma noktası oldu.

Daha sonra Milli Parkı gezip, Özbek edebiyatının en önemli isimlerinden biri kabul edilen Ali Şir Nevai’nin anıtını ziyaret ettik. Özbekistan’da kültüre, edebiyata ve tarihi şahsiyetlere verilen değeri şehirde dolaşırken sık sık görmek mümkün.

Taşkent’in en ilginç deneyimlerinden biri ise kesinlikle metro istasyonları. Bugün Kosmonotlar ve Ali Şir Nevai metro istasyonlarını gördük. Açık söylemek gerekirse, bunlar sıradan metro durakları değil; mimarisi, süslemeleri ve atmosferiyle adeta yer altında kurulmuş küçük sanat eserleri gibi.

Akşam yemeğinin ardından Taşkent’teki ikinci günümüzü tamamlayıp, yeni rota için Taşkent Tren İstasyonu’na geldik.

Sıradaki durak: Semerkand.

Özbekistan yolculuğu devam ediyor… 🇺🇿🚆

Hive-Özbekistan 27 Mayıs 2026Özbekistan’ın batısında, çölün ortasında adeta zamanda donmuş bir şehir var: Hive (Khiva).İ...
27/05/2026

Hive-Özbekistan 27 Mayıs 2026

Özbekistan’ın batısında, çölün ortasında adeta zamanda donmuş bir şehir var: Hive (Khiva).

İlk kez sur kapısından içeri girince insan kendini bir şehirde değil, açık hava müzesinde hissediyor. Kerpiç duvarlar, dar sokaklar, mavi çinili medreseler, minareler… Sanki birkaç dakika sonra bir kervan çıkıp gelecekmiş gibi.

Özellikle İçan Kale bölgesi, Türkistan ruhunu hissetmek isteyenler için bambaşka bir yer. Her köşede Hanlık döneminin izleri, İpek Yolu’nun hatıraları ve kadim Harezm kültürünün sesi var.

Gün batımında Hive’nin toprak renkli surlarıyla turkuaz kubbeleri birleşince ortaya kartpostallık görüntüler çıkıyor. Burada acele etmek olmuyor; yavaş yürümek, duvarlara dokunmak, sokakların hikâyesini dinlemek gerekiyor.

Hive bana sadece bir şehir değil; geçmişin hâlâ nefes aldığı, Türkistan’ın sessiz ama güçlü hafızası gibi geldi.

Yolu Orta Asya’ya düşenler için… Hive kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri.

Taşkent-Özbekistan (26 Mayıs 2026)Taşkent… Sadece bir başkent değil, Türkistan’ın önemli duraklarından biri.Özbekistan’a...
26/05/2026

Taşkent-Özbekistan (26 Mayıs 2026)

Taşkent… Sadece bir başkent değil, Türkistan’ın önemli duraklarından biri.

Özbekistan’a gelirken aklımızda daha çok Semerkant ve Buhara vardı. Taşkent’i ise biraz “modern başkent” sanıyorduk.

Ama şehir, beklediğimizden daha derin çıktı.

Önce biraz Türkistan’dan bahsetmek lazım…

Türkistan denince yalnızca bir ülke değil; Orta Asya’nın geniş bozkırlarını, kadim ticaret yollarını ve ortak Türk-İslam kültürünü kapsayan büyük bir coğrafya akla geliyor. Kazakistan’dan Kırgızistan’a, Özbekistan’dan Türkmenistan’a uzanan bu topraklar; yüzyıllar boyunca göçebe bozkır kültürünün, ticaretin, ilmin ve devlet geleneğinin şekillendiği coğrafyalardan biri olmuş.

İpek Yolu’nun önemli güzergâhları da bu topraklardan geçmiş.

2 bin yılı aşan tarihiyle Taşkent de bu büyük Türkistan coğrafyasının önemli şehirlerinden biri olmuş. Bugün şehirde Sovyet mimarisi, eski mahalleler, pazarlar ve Türkistan ruhu iç içe geçmiş durumda.

Şehrin en önemli manevi noktalarından biri olan Hazreti İmam Kompleksi, camileri, medreseleri ve çok eski bir Kur’an nüshasıyla dikkat çekiyor.

Günlük hayatın nabzını hissetmek isteyenler için ise Chorsu Pazarı ayrı bir deneyim. Baharatlar, tandır ekmekleri ve hareketli atmosferiyle şehrin yaşayan yüzü burada.

Bir de Taşkent metrosu var; her istasyonu kendine özgü bir karakter taşıyor.

Semerkant kadar gösterişli olmayabilir… Ama Taşkent, modern hayatla tarihi; Sovyet izleriyle Türkistan hafızasını aynı şehirde buluşturuyor.

Yolunuz Özbekistan’a düşerse, burayı sadece geçip gidilecek bir yer olarak görmeyin.

Taşkent size yalnızca bir şehri değil, Türkistan’ın geçmişinden bugüne uzanan hikâyesini de anlatacaktır. 🇺🇿

Benim adım Y. Mete Polat…“Mete” ismini bana dedem verdi. İlhamını, bozkırın büyük hükümdarı Mete Han’dan alarak…Belki bu...
26/05/2026

Benim adım Y. Mete Polat…

“Mete” ismini bana dedem verdi. İlhamını, bozkırın büyük hükümdarı Mete Han’dan alarak…

Belki bu yüzden; mücadeleye bakışımda, özgürlüğe olan düşkünlüğümde, disipline verdiğim değerde bozkırın eski ruhundan izler var.

Çünkü Mete Han sadece bir hükümdar değildi; dağınık boyları bir millet ruhunda buluşturan, iradesiyle çağının yönünü değiştiren bir liderdi.

İnsan bazen düşünmeden edemiyor…
İsimler sadece bir ses midir?
Yoksa nesiller boyunca taşınan bir karakter, bir hedef, bir miras mı?

Dedem bana yalnızca bir isim değil; tarihten gelen bir hatıra bırakmış olabilir.

Y. Mete Polat.
Adında bozkırın rüzgârını taşıyanlardan… 🐎⚔️

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gezicafe posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Featured

Share