Gezicafe

Gezicafe İnsan dünyada turist olabilir ancak kendi içindeki yolculukta gerçek bir gezgindir. Travel more, discover more...

Bizi özleyin anacım….Biraz dinlenip, yeni maceralara enerji toplayalım…
31/07/2026

Bizi özleyin anacım….
Biraz dinlenip, yeni maceralara enerji toplayalım…

🇬🇷 KALYMNOS | Bölüm 2Sabah erkenden uyandık. Masouri’de yaptığımız sabah yürüyüşü, bu tatilin en unutulmaz anlarından bi...
31/07/2026

🇬🇷 KALYMNOS | Bölüm 2

Sabah erkenden uyandık. Masouri’de yaptığımız sabah yürüyüşü, bu tatilin en unutulmaz anlarından birine dönüştü. Güneş yavaş yavaş Telendos Adası’nın arkasından yükselirken, dağ keçileri de bizimle birlikte güne başlıyordu.

Kahvaltının ardından rotamızı Kalymnos’un farklı koylarına çevirdik. Büyük bir ada olduğu için araç kiralamanın ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha anladık. Virajlı yollar boyunca ilerlerken, her dönüşte karşımıza çıkan manzaralar yolculuğun kendisini de keyifli hâle getiriyordu.

Masouri Beach, Telendos manzarasıyla gün boyu keyifle vakit geçirilebilecek plajlardan biriydi.

Arginonta ve Emborios ise daha sakin yapılarıyla hoşumuza gitti. Yol boyunca gördüğümüz koylar, Kalymnos’un sadece deniziyle değil, coğrafyasıyla da ne kadar etkileyici olduğunu gösteriyordu.

Ama içlerinde biri vardı ki bizde ayrı bir yer edindi…

Paleonisos Beach.

Berrak denizi, sakin atmosferi ve doğal güzelliğiyle Kalymnos’ta en çok beğendiğimiz plaj oldu. Öğleden sonranın büyük bölümünü burada geçirmekten hiç sıkılmadık.

Kalymnos, plajlarını tek bir bölgede toplamayan bir ada. Bir koydan diğerine giderken yol da keşfin bir parçası oluyor. Belki de bu yüzden, burada geçirilen zaman sadece denizde değil, direksiyon başında da keyif veriyor.

Kalymnos’tan ayrılırken aklımızda en çok Telendos manzarası, virajlı yolları ve Paleonisos’un berrak denizi kaldı. Üç ada içinde üçüncü sıraya koysak da, bize güzel anılar biriktiren özel bir durak oldu.

🇬🇷 KALYMNOS | İlk Gün22 Temmuz 2026 Çarşamba📍 Ada Kimlik Kartı🏝️ Takımadalar: On İki Ada (Dodekanes)📏 Yüzölçümü: Yaklaşı...
31/07/2026

🇬🇷 KALYMNOS | İlk Gün

22 Temmuz 2026 Çarşamba

📍 Ada Kimlik Kartı

🏝️ Takımadalar: On İki Ada (Dodekanes)

📏 Yüzölçümü: Yaklaşık 111 km²

👥 Nüfus: Yaklaşık 17.000

🕌 Osmanlı Dönemi: 1522–1912

🇮🇹 İtalyan Dönemi: 1912–1947

🧽 Öne Çıkan Özelliği: Sünger avcılığı geleneği ve dünyanın önemli kaya tırmanışı merkezlerinden biri olması.

🏨 Konakladığımız Bölge: Masouri (Masouri Rooms)

🚗 Ulaşım: Araç kiralayarak gezdik.

💙 Bizde Kalan İzlenim:
“Muhteşem manzaraları, doğal güzellikleri ve kendine has karakteriyle bizi etkileyen; keşfetmek için zamana ihtiyaç duyan büyük bir Ege adası.”



Lipsi’den kısa bir feribot yolculuğunun ardından Kalymnos’a ulaştık.

İlk durağımız, Telendos Adası’nın tam karşısında yer alan Masouri oldu. Konakladığımız Masouri Rooms, tatil boyunca unutamayacağımız bir manzaraya sahipti. Balkonumuzdan Telendos Adası’nı seyretmek, günün her saatinde ayrı bir keyifti.

Ertesi sabah yine değişmeyen alışkanlığımızı bozmadık. Güne yürüyerek başladık. Bizim için sabah yürüyüşü sadece spor yapmak değil; güzel fotoğraflar çekmek, günlük hayatı gözlemlemek ve normalde arabayla girmeyeceğimiz sokakları keşfetmek demek.

Bu sabah yürüyüşü ise bambaşkaydı. Güneş yavaş yavaş yükselirken dağ keçileriyle aynı patikaları paylaştık. Kalymnos’un sessizliğinde güneşin doğuşunu izlemek, tatilin en güzel anlarından biri olarak hafızamıza kazındı.

Sonraki saatlerde Myrties, Skalia ve Emborios’u keşfettik. Virajlı yollar boyunca ilerlerken her dönüşte karşımıza çıkan manzaralar, yolculuğun kendisini de en az varış noktaları kadar keyifli hâle getirdi.

Kalymnos’un merkezi Pothia ise alıştığımız tipik Yunan adası görünümünden oldukça farklıydı. Daha büyük, daha hareketli ve şehir havası taşıyan bir merkezdi. Limanı ve canlı sokaklarıyla, Leros ve özellikle Lipsi’den belirgin şekilde ayrılıyordu.

İlk akşamımızı Masouri’deki Panos Mitilinios Family Tavern‘de geçirdik. Telendos manzarası eşliğinde yediğimiz deniz ürünleri, Kalymnos’taki ilk akşamımıza ayrı bir güzellik kattı. Ertesi akşam ise Pothia’da farklı bir atmosferde vakit geçirerek adanın daha hareketli yüzünü de görme fırsatı bulduk.

Kalymnos’ta bizi en çok etkileyen yerlerden biri de Aziz Panteleimon Mağara Kilisesi oldu. Hristiyanlıkta hastaların ve hekimlerin koruyucu azizi kabul edilen Aziz Panteleimon’a adanan bu mağara, yüzyıllardır ziyaret edilen önemli bir ibadet yeri. Rivayete göre azize ait kutsal ikonanın burada bulunmasının ardından mağara kutsal kabul edilmiş. Kayaların içine oyulmuş küçük kilisesi ve huzur veren atmosferiyle, Kalymnos’ta mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu düşündük.

İlk günün sonunda Kalymnos’un, diğer iki adadan çok farklı bir karaktere sahip olduğunu hissettik. Büyük, hareketli ve keşfetmeye değer… Ama belki de onu özel yapan şey tam olarak buydu.

Devam edecek…

🇬🇷 LİPSİ | Bölüm 2Sabah erkenden uyandık. Bizim için bir şehri ya da adayı tanımanın en güzel yolu, güne yürüyerek başla...
31/07/2026

🇬🇷 LİPSİ | Bölüm 2

Sabah erkenden uyandık. Bizim için bir şehri ya da adayı tanımanın en güzel yolu, güne yürüyerek başlamak.

Sabah yürüyüşleri bizim için sadece spor yapmak demek değil. Aynı zamanda güzel fotoğraflar çekmek, günlük hayatı yakından gözlemlemek ve belki de arabayla hiç girmeyeceğimiz dar sokaklara girerek adayı farklı bir gözle keşfetmek demek.

Güzel bir kahvaltının ardından rotamızı bu kez Lipsi’nin birbirinden güzel koylarına çevirdik.

Lipsi’nin en büyük zenginliği, bakir kalmayı başarabilmiş plajları. Platis Gialos, Kambos, Katsadia, Chochlakoura, Xerokambos, Limni ve Papandria koylarının her biri bize farklı bir güzellik sundu. Kimi zaman turkuaz sulara kendimizi bıraktık, kimi zaman sessiz bir koyda sadece denizin sesini dinledik. Ortak noktaları ise doğallıklarını hâlâ koruyor olmalarıydı.

Bir diğer sürpriz ise denizin serinliğiydi. Temmuz sıcağında bile ilk anda insanı şaşırtan bir serinlik vardı. Ama birkaç dakika sonra o berrak sulardan çıkmak istemedik. Şnorkellerimizi takıp suyun altını keşfetmek ise yine günün en keyifli anlarından biri oldu.

Akşamları ise soluğu yine limanda aldık. Bir akşam Calypso Taverna’da deniz ürünlerinin tadını çıkarırken, ertesi akşam Gyros Lipsi‘de yediğimiz gyros da hafızamızda yer etti. Güzel yemekler, sakin bir liman ve telaşsız ada akşamları… Lipsi’nin ruhu belki de en çok bu anlarda hissediliyordu.

Lipsi’den ayrılırken ilk gün hissettiğimiz duygu hiç değişmemişti. Burası, bir gün mutlaka yeniden dönmek isteyeceğimiz adalardan biri olmuştu.

🇬🇷 LİPSİ | İlk Gün20 Temmuz 2026 Pazartesi📍 Ada Kimlik Kartı🏝️ Takımadalar: On İki Ada (Dodekanes)📏 Yüzölçümü: Yaklaşık ...
31/07/2026

🇬🇷 LİPSİ | İlk Gün

20 Temmuz 2026 Pazartesi

📍 Ada Kimlik Kartı

🏝️ Takımadalar: On İki Ada (Dodekanes)

📏 Yüzölçümü: Yaklaşık 16 km²

👥 Nüfus: Yaklaşık 800

🕌 Osmanlı Dönemi: 1522–1912

🇮🇹 İtalyan Dönemi: 1912–1947

⛴️ Öne Çıkan Özelliği: Bakir koyları, sakin yaşamı ve samimi ada atmosferi.

🏨 Konakladığımız Süre: 2 gece, 3 gün

🚗 Ulaşım: Araç kiralayarak gezdik.

💙 Bizde Kalan İzlenim:
“Küçük ama karakteri büyük; huzuru, sadeliği ve doğallığıyla tekrar gelmek isteyeceğimiz bir ada.”



Leros’tan kısa bir feribot yolculuğunun ardından Lipsi’ye ulaştık.

Daha limandan iner inmez bizi şirin bir balıkçı kasabası karşıladı. Liman çevresindeki beyaz evler, minik dükkânların sıralandığı küçük çarşı ve sakin sokaklar, adanın ilk andan itibaren insanın içine işleyen bir havası olduğunu hissettirdi.

Lipsi büyük bir ada değil. Belki de onu bu kadar özel yapan şey tam olarak bu. Burada hayat yavaş akıyor. Kimsenin bir yere yetişme telaşı yok. Limandaki balıkçı tekneleri, merkezdeki tavernalar ve sokaklarda yürüyen insanlar adanın doğal ritmini oluşturuyor.

Liman çevresinde dolaşırken süngerci Yanis ile karşılaştık. Yıllardır bu işi yapan Yanis, bize adanın denizle kurduğu bağı hatırlattı. Turistik bir gösteriden çok, gerçek bir ada yaşamının küçük ama anlamlı bir parçasıydı.

Akşam saatlerinde merkezdeki tavernalar hareketlenmeye başladı. Gün batımına karşı oturup etrafı izlemek bile başlı başına bir keyifti. Bazen güzel bir tatil, uzun yapılacaklar listesi değil; sadece bulunduğunuz anın tadını çıkarabilmekmiş.

İlk saatlerden itibaren şunu hissettik… Lipsi, tekrar tekrar gelmek isteyeceğimiz adalardan biri olacaktı.

Devam edecek…

🇬🇷 LEROS | Bölüm 2Sabah erkenden uyandık. Bizim için bir şehri tanımanın en güzel yolu, güne yürüyerek başlamak.Her tati...
29/07/2026

🇬🇷 LEROS | Bölüm 2

Sabah erkenden uyandık. Bizim için bir şehri tanımanın en güzel yolu, güne yürüyerek başlamak.

Her tatilde olduğu gibi Leros’ta da mottomuz değişmedi: “Hem yürüyelim, hem spor yapalım, hem de şehri keşfedelim.”

Kahvaltıdan önce kendimizi Alinda’nın sahiline attık. Ada yeni yeni uyanıyordu. Deniz neredeyse dümdüzdü, sokaklar sakindi ve sabahın serinliği yürüyüşü daha da keyifli hâle getiriyordu. O an, Leros’un ne kadar huzurlu bir ada olduğunu bir kez daha hissettik.

Güzel bir kahvaltının ardından rotamızı adanın koylarına çevirdik. Araç kiralamış olmanın avantajıyla, iki gün boyunca birbirinden güzel plajları keşfetme fırsatı bulduk.

Konakladığımız Alinda Beach, sabah ve akşam yürüyüşleri için oldukça keyifliydi. Günün farklı saatlerinde bambaşka güzellikler sunuyordu.

Yüzdüğümüz plajlar arasında Panteli Beach bizim favorimiz oldu. Limanın hemen yanında olmasına rağmen berrak denizi, keyifli atmosferi ve çevresindeki tavernalarla bizi en çok etkileyen yerlerden biriydi.

Denizin berraklığı denince ise Vromolithos Beach bir adım öne çıktı. Şnorkelle yüzerken suyun altındaki yaşamı izlemek büyük keyifti. Ege’nin o berrak mavisini burada doyasıya yaşadık.

Dioliskaria, Blefoutis ve Paralia Agia Kioura ise her biri farklı güzellikler sunuyordu. Ortak özellikleri ise kalabalıktan uzak, sakin ve doğal olmalarıydı.

Bu kez kaleye çıkmadık, yel değirmenlerini de yakından gezemedik. Ama ikisinin de birbirinden güzel fotoğraflarını çektik. Belki bir sonraki Leros seyahatimizde onları daha yakından keşfederiz.

Leros bize sadece güzel plajlar değil, Ege’nin o sakin ritmini de hediye etti.

🇬🇷 LEROS | İlk Gün18 Temmuz 2026-Cumartesi📍 Ada Kimlik Kartı🏝️ Takımadalar: On İki Ada (Dodekanes)📏 Yüzölçümü: 74 km²👥 N...
28/07/2026

🇬🇷 LEROS | İlk Gün

18 Temmuz 2026-Cumartesi

📍 Ada Kimlik Kartı

🏝️ Takımadalar: On İki Ada (Dodekanes)

📏 Yüzölçümü: 74 km²

👥 Nüfus: Yaklaşık 8.000

🕌 Osmanlı Dönemi: 1523–1912

🇮🇹 İtalyan Dönemi: 1912–1943

⚓ Öne Çıkan Özelliği: Mussolini döneminde Lakki, İtalyan Donanması’nın Doğu Akdeniz’deki en önemli üslerinden biri olarak planlandı.

🏨 Konakladığımız Bölge: Alinda

🚗 Ulaşım: Araç kiralayarak gezdik.

💙 Bizde Kalan İzlenim:
Tarih, huzur ve Ege’nin dinginliğini bir arada hissettiren, tekrar gelmek isteyeceğimiz bir ada.



Bu yaz Ege’de rotamızı üç adaya çevirdik: Leros, Lipsi ve Kalymnos.

İlk durağımız Leros’tu. Bodrum’dan yaklaşık iki saat süren katamaran yolculuğumuz, rüzgâr ve dalgalar nedeniyle beklediğimizden biraz daha zorlu geçti. Ama Leros’a ayak bastıktan sonra her şey değişti. İlk önce apart otele yerleşme zamanı.

Leros’un tarihi Antik Çağ’a kadar uzanıyor. Ada, 1523 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve yaklaşık dört asır Osmanlı yönetiminde kalmış. 1912 yılında İtalyanların yönetimine geçen Leros, özellikle Mussolini döneminde stratejik konumu ve doğal limanı nedeniyle önemli bir deniz üssü hâline getirilmiş. Bugün özellikle Lakki’de gezerken İtalyan şehir planlamasının ve mimarisinin izlerini görmek mümkün.

Adanın başlıca yerleşimleri Agia Marina, Platanos, Panteli, Lakki ve Alinda. Biz konaklamak için Alinda’yı tercih ettik. Hem sakin atmosferi hem de adanın her noktasına kolay ulaşım sağlaması sayesinde bizim için çok doğru bir seçim oldu.

İlk akşamımızı Panteli’de, deniz kenarındaki Pirofani Taverna’da geçirdik. Gün batımına eşlik eden deniz mahsulleriyle tatilimizin ilk akşamını keyifle tamamladık.

İkinci akşam ise Agia Marina’daki Ta Kroupia Restaurant’ı tercih ettik. Tavuk gyros eşliğinde, adanın sakin akşam atmosferini bir kez daha yaşadık.

İlk günün sonunda ikimiz de aynı şeyi düşündük: “İyi ki Leros’u rotamıza eklemişiz.”

Bir sonraki paylaşımda Leros’un birbirinden güzel koylarını, plajlarını ve bizi en çok etkileyen köşelerini anlatacağız.

Yunan Adaları… Bir feribot biletiyle başlayan uzun bir hikâye… ⛴️🇬🇷❤️Bazı yolculuklar vardır, nereye varacağınızı değil,...
14/07/2026

Yunan Adaları… Bir feribot biletiyle başlayan uzun bir hikâye… ⛴️🇬🇷❤️

Bazı yolculuklar vardır, nereye varacağınızı değil, hayatınızda nasıl bir iz bırakacağını bilmeden çıkarsınız yola…

Bizim Yunan Adaları hikâyemiz de tam olarak böyle başladı.

Sanırım bundan 10 yıl kadar önceydi. “Bir günlüğüne gidip gelelim.” dedik. Ayvalık’tan feribota bindik, rotamız Midilli’ydi. Sabah Türkiye’den çıkıp akşam geri döndük. Adayı otobüs turuyla gezdik, denizini gördük, sokaklarında dolaştık…

Ve dönüş yolunda ikimizin de aklında aynı düşünce vardı:

“Biz buraya kesin yine geleceğiz.”

Gerçekten de öyle oldu…

Ardından Rodos, Samos, Kos, Sakız ve Meis geldi. O yıllarda hep günübirlik gidiyorduk. Yorucu muydu? Evet.

Pişman mıyız?

Bir dakika bile değil.

Çünkü o kısa yolculuklar sayesinde hangi adaya tekrar gelmek istediğimizi keşfettik.

Sonra işin rengi değişti…

Artık 3-4 gecelik tatiller planlamaya başlamıştık. Aynı adaya ikinci kez gitmenin ne kadar güzel olduğunu öğrendik. Çünkü bazı yerler sadece görülmüyor; yaşanıyor. Sabah aynı fırından börek almak, akşam aynı limanda gün batımını izlemek, ara sokaklarda kaybolmak… Asıl tatil biraz da bunlar galiba.

Türkiye’den yeni feribot seferleri açıldıkça bizim de rotalar uzamaya başladı. Patmos’a gittik. Şimdi sırada Leros, Lipsi ve Kalimnos var. Planlar hazır, uygun zamanı bekliyoruz.

Bir ara ETS’nin düzenlediği gemi turuna katıldık. Mikonos’u gördük, Santorini’nin o meşhur manzarasını seyrettik. Hatta Pire Limanı’ndan metroya binip günübirlik Atina turu bile yaptık. Düşünün, bir feribot yolculuğu sizi başka bir ülkenin başkentinde kahve içerken buluşturabiliyor.

Sonra biraz daha cesaretlendik.

Rodos üzerinden Simi ve Karpathos’a geçtik. Kos’a arabamızla gidip Bluestar Ferry ile Syros, Naxos ve Paros’u dolaştık. Dönüşte Tilos’ta denize girdik, Syros’ta akşam yemeğimizi yedik.

İşte en güzel anılar da böyle plansız gelişen küçük molalardan çıkıyor.

Atina üzerinden Girit’e uçtuk. Milos ve Kimolos’u feribotla keşfettik. Kuzey Ege’deki Taşoz’a ise iki kez arabayla gittik. Dönüşte sınır kapısında Türk bayrağını görünce hissettiğimiz duygu ise her seferinde aynıydı…

İnsan, gezdikçe ülkesini de daha çok seviyor.

İyon Denizi’nde Zakintos, Kefalonya ve İthaka’yı da gördük. Şimdi gözümüz Lefkada ve Korfu’da.

Dönüp sayınca fark ettik ki bugüne kadar 22 farklı Yunan adasını gezmişiz. Bazılarına bir kez, bazılarına birkaç kez gitmişiz.

Her biri başka bir hikâye…

Her biri başka bir hatıra…

Her biri “İyi ki gelmişiz.” dedirten yerler…

Bize en çok sorulan soru şu oluyor:

“Hangisi en güzeli?”

Bizim cevabımız hep aynı:

“Henüz gitmediğimiz…” 😊

Çünkü seyahat biraz da merak demek. Yeni sokaklar, yeni limanlar, yeni insanlar…

Bir ada bitiyor, diğeri hayal olmaya başlıyor.

2026 için planımız yine yakın adalar. Kim bilir, belki bu yıl yeni favorimizi buluruz.

Yeni rotalarda görüşmek üzere… ⛵🇬🇷❤️

Son gezimizin haritası…
04/06/2026

Son gezimizin haritası…

Ve dolu dolu geçen bir gezinin daha sonuna geldik…8 gece 9 gün…3 ülke, 6 şehir…Uçak, hızlı tren, otobüs, metro, elektrik...
31/05/2026

Ve dolu dolu geçen bir gezinin daha sonuna geldik…

8 gece 9 gün…
3 ülke, 6 şehir…
Uçak, hızlı tren, otobüs, metro, elektrikli tuk tuk…
6 farklı otel, sayısız anı, bol kahkaha, bol yürüyüş, bol keşif…

Kırgızistan’ın bozkırlarından Kazakistan’ın şehirlerine, Taşkent’in düzenli caddelerinden Semerkand ve Buhara’nın tarih kokan sokaklarına uzanan güzel bir yolculuk oldu.

Gazella Turizm organizasyonuyla çıktığımız bu seyahati, 18 kişilik güzel bir grupla, ana rehberimiz Tolga Karadağ Bey’in liderliğinde keyifli ve sorunsuz şekilde tamamladık.

Bu yolculukta yalnız değildik…
Kırgızistan ve Kazakistan’da Suyunbek, Taşkent’te Abdullah, Semerkand ve Buhara’da ise Nergiz Hanım bizlere eşlik etti. Her biri bulunduğumuz coğrafyayı daha iyi tanımamıza, tarihin ve kültürün içine biraz daha girmemize vesile oldu.

Ama özel bir paragraf da sevgili rehberimiz Tolga Bey için açmak gerekir… Çünkü iyi bir geziyi güzel yapan şey sadece görülen şehirler değil; o yolculuğun ruhunu oluşturan insanlardır. Bilgisi, sabrı, çözüm odaklı yaklaşımı, yardımseverliği ve samimiyetiyle turun başından sonuna kadar herkesin takdirini kazandı. Yorulanın yardımına koştu, sorusu olana cevap verdi, aksiliklerde çözüm üretti… Kısacası işini hakkıyla yapan, emeğini hissettiren bir rehberdi.

Güzel anılarla, yeni dostluklarla, yüzlerce fotoğrafla ve valize sığmayan hatıralarla dönüyoruz…

Emeği geçen herkese teşekkürler. Yeni yollar, yeni şehirler ve yeni hikâyelerde görüşmek üzere…

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gezicafe posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Featured

Share