17/08/2026
BU İSMİ TANIYOR MUSUNUZ?
NAİL ÇAKIRHAN — ULA / AKYAKA / MUĞLA
Bir insan bir ev yapar.
Bazen o ev, bir beldenin mimarisini değiştirir…
Nail Çakırhan’ın Akyaka’sı biraz böyledir.
1910’da Ula’da doğan Çakırhan; şiir, gazetecilik ve yayıncılıkla başlayan hayatını yapı sanatıyla buluşturdu. 1970’lerde Akyaka’da eşi Arkeolog Halet Çambel ile yaptığı ev, yeni bir mimari dilin başlangıcı oldu.
Üstelik mimarlık diploması yoktu. Frank Lloyd Wright, Le Corbusier, Mies van der Rohe ve Tadao Ando gibi mimarlığa klasik okul yolunun dışından ulaşan isimlerle bu yönüyle aynı sıra dışı çizgideydi.
Çocukluğundan belleğinde kalan Ula evlerini kopyalamadı; bilgisini yeniden yorumladı.0 Geniş saçakları, ahşap sofaları, cumbaları, çokgen divanhaneleri, işlemeli tavanları; gölgeyi ve manzarayı çağdaş yaşamla buluşturdu.
Kendi evi 1983’te Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne değer görüldü. Mimarlık eğitimi almamış bir yapı insanının bu ödülü kazanması elbette çok konuşuldu.
Can Yücel de onun için yazdığı şiirde muzipçe sesleniyordu:
"Yüksekler, yükseklerden atıp kendilerini
Çatlasınlar patlasınlar!"
Çakırhan’ın tek evle başlayan mimari tavrı zamanla Akyaka’nın kimliğine dönüştü.
Belki de Muğla’ya bıraktığı en önemli miras şuydu:
Yerel olanın geçmişte kalmak zorunda olmadığını gösterdi.
Onun yapı sanatını anlatan kitabın adı da boşuna “Geleneksel Mimarinin Şiiri” değil.
Yıllar önce onunla ilgili yazdığım bir metinde ben de şöyle demişim:
“İdyma’dan Gökova’ya bir şiirdir Akyaka…”
1999’da bir grup mimarlık öğrencisiyle yürüttüğümüz Özbekler Evi rölöve çalışmasında kendisiyle karşılaşmıştık. 89 yaşındaydı. Gözleri iyi görmese de mimari detayları adeta elleriyle okuyordu; dokunuyor, hissediyor ve anlatıyordu.
O gün bizde kalan duygu şuydu:
*Bir şiiri okumak nasılsa, geleneksel mimariyi okumak da onun için öyleydi.
Bugün Akyaka’da hâlâ onun başlattığı düşüncenin izlerini görüyoruz.
Bir insan bir yere bundan daha kalıcı ne bırakabilir?
👇 Sizin için Akyaka’yı “Akyaka” yapan mimari ayrıntı hangisi?