10/06/2026
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, peygamberlerin sonuncusu Efendimiz Muhammed’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onların izinden gidenlerin üzerine olsun.
Şayet İslâm, sadece birtakım teorik bilgilerden ibaret olsaydı, tesiri sınırlı kalırdı. Fakat İslâm, insanları Allah’a çağıran, onları hidayete ulaştıran, dünya ve ahiret saadetini hedefleyen ilahî bir mesajdır. Bu sebeple tebliğ ve irşad görevi, peygamberlerin en büyük mirasıdır. Onların ardından gelen âlimler, davetçiler ve salih kimseler de bu emaneti taşımışlardır.
Hakikati insanlara ulaştırmak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak; hikmet, güzel öğüt ve yumuşak bir üslup ile yerine getirilmelidir. İnsanların gönüllerini fetheden şey sertlik ve kabalık değil; merhamet, samimiyet ve güzel ahlâktır.
Hac ibadeti de yalnızca birtakım şekil ve merasimlerden ibaret değildir. O; imanın, teslimiyetin, kardeşliğin ve Allah’a yönelişin en büyük tezahürlerinden biridir. Hacı, kutsal topraklardan döndükten sonra güzel ahlâkıyla, ibadetiyle ve örnek yaşayışıyla çevresine ışık saçmalı; İslâm’ın güzelliğini sözünden önce hâliyle temsil etmelidir.
Ashâb-ı kirâm, Resûlullah’tan (sallallahu aleyhi ve sellem) aldıkları bu kutlu emaneti dünyanın dört bir yanına taşımışlar, nice insanların hidayetine vesile olmuşlardır. Onlar, yalnız sözleriyle değil; yaşayışları, ihlâsları ve fedakârlıklarıyla da insanlığa örnek olmuşlardır.
Allah Teâlâ’dan niyazımız; bizleri de dinine hizmet eden, insanlara faydalı olan, ihlâs ve samimiyet üzere yaşayan kullarından eylemesidir. Şüphesiz başarı ve muvaffakiyet yalnız O’nun yardımıyladır.