02/09/2026
„Namaz vaktini cemaate duyurmak için önceleri yalnızca “Namaza, namaza!” denirdi.🌿
“Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), insanları namaz için nasıl toplayacağını tespit etmek istediler. Kendisine “Namaz vakti girince bir bayrak dikerseniz, onu görenler birbirlerine haber verirler” denildi. Fakat O, bu teklifi beğenmedi. Kendilerine borudan bahsedildi. Nebî (s.a.v) bunu da beğenmediler ve «Bu Yahudilerin işidir» buyurdular. Bu sefer kendilerine “çan”dan bahsedildi; «O da Hristiyanların işlerindendir» buyurdular.
Abdullah bin Zeyd (r.a) Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in yapmak istediği bu işe çareler düşünerek (O’nun derdiyle dertlenerek) gitti. Rüyasında kendisine ezan gösterildi. Sabahleyin hemen Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e gelerek haber verdi ve:
«‒Yâ Rasûlallâh! Ben uyku ile uyanıklık arasında iken biri geldi ve bana ezanı öğretti» dedi.
Hâlbuki Ömer bin Hattâb (r.a) de bu rüyâyı daha evvel görmüş fakat onu yirmi gündür kimseye söylememişti. Daha sonra bu rüyâsını Peygamber Efendimiz’e haber verdi. Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v):
«‒Bunu bana daha evvel neden haber vermedin?» buyurunca, Ömer (r.a):
«‒Abdullah bin Zeyd beni geçti, ondan sonra söylemeye de utandım» dedi.
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v):
«‒Ey Bilâl, kalk, Abdullah bin Zeyd’in sana söyleyeceği şeyleri oku!» buyurdular.
Bilâl (r.a) da hemen kalkıp ezan okudu. (Ebû Dâvûd, Salât, 27/498)“