03/12/2025
BENDEKİ BEYTİ ATİK AŞKI
Bundan yaklaşık 2O kusur yıl önceydi. Bir gece ilahi bir işaret ve telkinle Kabe ve Medine içime kor gibi düşmüş, umre ziyareti yapmak arzusu rüyalarıma girecek kadar ağır basmıştı.
Nasip işi çok farklı bir durum sevgili dostlar.
Bir şey size nasip olacak.
Çok paranızın olması, ya da imkanlarınızın bol olması değil, nasip olması esastır.
O dönemde bunu anlamış ve yaşamıştım.
Bir şey size nasip olacaksa da çok istemek ve çaba göstermek gerekiyor,
Bu durumu da o dönemde yaşamış görmüştüm.
Bu süreç zannediyorum 30 gün kadar sürdü.
Hiç unutmam; Ramazanın ilk günleri idi
Elmalı ilçe müftülüğünü aradım. Umreye gitmek istediğimi söyledim. İlçe müftülüğündeki görevli hoca arkadaş beni İlçe Müftülüğüne davet etti. İlçe Müftülüğune gittim. Ramazanın son günleri ve Bayramı kapsayan 13 günlük bir program var. İstersen kaydını yapabiliriz dedi. İçim içime sığmıyordu. Kiminle gideyim kimler olsun derken canım babamı aradım önce , sonra Rahmetli dedemleri ve kayın pederimi. Hepsi çok mutlu oldular ve tamam gidelim dediler. Dahada heyecanlandım. Pasaportlarımızı çıkarttım. Rahmetli dedem, rahmetli ananem, Babam kayınpederim ve ben gitmek üzere 5 kişi pasaportlarımızın geldiği gün kayıt olduk. Çok heyecanlı olduğumu iyi hatırlıyorum. İçim hep kıpır kıpır dı.
20 gün çerisinde Mekke ve Medine'ye gidecek umre yapacaktım. Nasıl bir sevinç ve mutluluk duygusuydu o Ya Rabbi.
Çocuklar gibi mutlu olmak deyimi vardır ya..
Garip ve tarifsiz bir duyguyla hazırlıklarımı, alışverişlerimi yaptım, işlerimi hızla toparladım ve görmediğim, dokunmadığım ancak inanılmaz bir özlem duyduğum mübarek beldeleri ziyaret için yola koyulduk.
Önce Kabede Allah (c.c.)'in sonrasında da Medine'de Peygamber (sav)"in misafiri olacaktım.
Ev sahiplerine bakın; Allah (cc) ve sevgili Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav).
Bense aciz, zayıf, fakir bir kul ama; böylesi ev sahiplerinin mümin misafiri olma şerefine nail olacaktım.
Merkezde otelimize geçmiş, abdestlerimizi yenilemiş ve grubumuzdakilerle birlikte Kabe'ye doğru "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk" nidalarıyla ilerledik.
Başımızdaki rehber olan hoca arkadaş, "Kabe'yi ilk gördüğünüzde ki dua çok önemli. İNŞALLAH Cenab-ı Allah bu dualarınızı geri çevirmez, Harem'den iceri girerken başinizi öne eğerek girin ki Kabe'yi görüp duanızı kaçırmayın.
Ben sizi Kabe'nin dibine kadar götüreceğim ve kafanızı kaldırın, Kabe karşınızda, hadi edin en özel dualarınızı dediğimde hazır edin dualarınızı ve Kabe'nin Sahibi'nden isteyin ne isterseniz demişti.
Harem-i Şeriften içeri girip başlarimiz yerde Kabe'ye doğru ilerlerken heyecandan dizlerimin bağının nasıl çözülüp yürümekte nasıl zorlandığımı çok iyi hatırlıyorum o zaman.
Kabe'yi tavaf edenlerin sesleri biz ilerledikçe artıyor, bizlerin de heyecanı artık dayanılmaz hal alıyordu.
Başımızdaki rehber arkadaştan beklediğimiz o ses geliverdi.
Evet işte geldik, şimdi başınızı kaldırın ve Beytullah tam karşınızda. Yapın dualarınızı demesiyle birlikte ben başımı kaldırıp Beytullah'a diktiğimde başlamiştı benim için o ilk buluşma ve aşk.
İlk görüşte AŞK dedikleri bu olsa gerek diye aklımdan geçirdim o an.
Kafamda bir sürü dua planlanıştım o an için. Hatta sıralamasını bile yapmıştım dua da talep edeceklerimin.
Hepsi o ilk görme ve buluşma anında silindi kafamdan. Ve benim dilimden 21 sene önce dökülen ilk sözler gözyaşları içerisinde: Ya Rabb; ben Kabe'ni, Beytini, evini çoook sevdim.
Bana burayı hep nasip et ne olur. Hep geleyim, hep göreyim, ayaklarımı buradan kesme" demiştim.
Talebim isteğim bu olmuştu ve o dönemde Kabe'de tavaf ederken ya da namaz sonrası dualarımda Rabbim'den bu talebimi tekrar ettim durdum.
Pandemiye kadar her sene hem hac hemde umre ibadeti için gittim ve her gidişimde aynı heyecanı, aşkı tattım.
Tam 16 defa hac ve 18 defa umre elhamdulillah.
Malum pandemi belası dünyayı kasıp kavururken tam 3 yıl Kabe de kapandı ziyaretlere ve gidip gelmelerim de kesintiye uğramıştı.
Pandeminin getirmiş olduğu sitres sevdiklerimizin hastalıkları ve ölümü beni derinden üzerken, bir taraftan da hac ve umre yapamıyor olmam inanilmaz derinden üzdü, üzülmüştüm.
Tabi pandemi etkisini yitirdi, geçtiğimiz zaman dilimi içerisinde Kabe ziyaretlere açıldı.
Ah açılsa da tekrar gitsem demiş durmuştum.
Yakın arkadaşlarım bilirler bu durumu, defalarca duymuslardir benden pandemi sürecinde.
Gecenin sessizliğinde; Ya Rab, gelmedi mi zamanı? Ben çok özledim diye yakardığım çok olmuştur.
Pandemi sonrası
Babam, eşim, kardeşim, kardeşimin eşi baldızlarım ve bazı diğer akrabalarımla 3 Cuma 3 Kutsal Mekan diyerek çıkmıştık yollara. Yolculuğumuz hala devam ediyor. Şaban ayı olan Şubat ayında 20 günlük umre ziyaretinden yeni dönmüştüm ki bir sohbet meclisinde; genç arkadaşlar hacı abi 1 haftalık Ramazan umresine gidelim demezler mi. Daha dün geldim dedirtmedi bu bendeki AŞK. Tamam dedim ve dört dost ile birlikte Mekke'ye geldik ve umre vazifelerimizi eda ettik elhamdülillah.
Cenab-ı Allah'ın misafirleri olmak şerefini doyasıya yaşadık çok şükür.
Kabe yine çok güzel,
Kabe yine çok yüce,
Kabe yine çok bereketli,
Kabe yine çok dolu.
Kabe yine çok çok mutlu davetli misafirleriyle.
Bendeki Kabe aşkının hikayesi bu işte.
Ben bu aşkın peşinden Rabbim'in nasip buyurmasıyla defaatle buradayım.
Aşk yaşıyorum hem de gerçek bir aşk Kabemle.
Rabbim daim etsin bu güzelliği,
Rabbim ayaklarımızı kesmesin buralardan hiç.
Hep nasip etsin.
Gitmeyip gitmek isteyen dostlara da nasip etsin Rabbim.
Amin, amin, amin...
Hadi umreye gidelim diyen yok mu?
28 Ocak 2026 tarihinde nasip olursa gidelim. Ne dersiniz
Vesselam.
Aşık İdris ÖZCAN