25/07/2017
Bodrum Rock Festivali Hakkında (Katılımcı)
Herkese merhaba dostlar. Her ne kadar deli gibi eğlensek de doğruları söylemediğim sürece ne kendime, ne de size saygım kalır.
Bildiğiniz üzere haftasonu büyük bir fiyaskoyla sonuçlanan Bodrum Rock Festivali'ndeydik.
Festivale katıldığımız ilk günden son güne yaşanan aksaklıkları aklıma geldiği kadar sırasıyla aktarmaya, iyisiyle kötüsüyle değerlendirmeye çalışacağım.
Festivalin ilk günü 20 Temmuz'du. Bunun dışında festivale kamp+kombine bileti alanlar 19 Temmuz Çarşamba günü, saat 14:00da giriş yapabileceklerdi. Ancak yanlış hatırlamıyorsam önceki gün festival organizatörlerinden girişlerin saat 17:00a alındığı söylendi. Tabi bu organizatörlerin de dahil olduğu Whatsapp Dayanışma grubunda söylendi. (Burada sammiyetlerinden dolayı teşekkür ederiz.) Festivalin Facebook hesabı giriş saatine yaklaşık 1 saat kala giriş saatinin 17:00a alındığını açıkladı. Tabi saat 14:00ü baz alarak yola çıkanlar bu durumda kapıda ekstra 3 saat bekleyecekti.
Biz 19 Temmuzda alana vardığımızda saat 16:00 civarıydı, giriş kapısında bekleyen katılımcılar vardı. Kapı dediğime bakmayın aslında, alan henüz çitlerle çevrilmemişti çünkü. (Kapıdaki görevliler bana Kahpe Bizans filmindeki Süper Gazi'yi hatırlattı ister istemez) Bekleme süresinin uzayacağını düşündüğüm için organizatör abilerden birini arayıp çadırları kurma imkanımızın olup olmadığını sordum. Sağolsunlar bu tip konularda bize hep olumlu dönüş yaptılar. Bizimle birlikte diğer kapıda bekleyen katılımcılara da açılıştan önce çadır kurma izni verildi. Ancak çitler kurulduktan sonra çantalarla birlikte dışarı çıkıp tekrar giriş yapacaktık. Bu arada festivalde görev alan, muhtemelen hayatında ilk defa sorumluluk alan, gereksiz bir egoya sahip bazı gönüllülere de ayar olmadık değil, neyse.
Çadırlarımızı kurduğumuz sırada standlar henüz kuruluyordu. Tuvaletler de yeni gelmeye başlamıştı, ama ertesi gün ancak işlemeye başlamıştı. Festival boyunca kamp alanındaki tuvaletler temizlenmedi. Konser alanındakiler daha kullanılabilir durumdaydı. Ortalıkta duş görünmüyordu, o da ertesi gün kuruldu, yetersiz ve kullanışsızdı. Açık havada 2 tane duş, suyun düştüğü yer toprak olduğundan duştan çıktığınızda ayaklarınız çamur içinde kalıyordu. Ve duştan akan su direk kamp alanına ilerliyordu. Hemen duşların yanında çadır kuran arkadaşlar ne yaptı hiç bilmiyorum. Bu tarz aksaklıklar illa ki olur diyordum ben. Ama festival öncesi bunları özellikle sorduğumuz için ve organizatörler daha önce de bu tarz etkinliklerde yer aldığından beklentim daha yüksekti. Ve katılımcı sayısı çok ahım şahım olmadığından bunları sağlamak o kadar zor bir şey değildi.
19 Temmuz çarşamba, yani giriş günümüzde çitler çekilmedi. Kendi imkanlarımızla (otostop gibi) yiyecek içecek ihtiyacımızı dışarıdan karşıladık. O gün için bu konuda bir yasaklama yoktu, çünkü ihtiyaçlarımızı festival içerisinden karşılama gibi bir imkanımız da yoktu. Açıkçası bizim de işimize geldi bu durum.
Tüm bunlar yaşanırken ben kendime ve etrafımdakilere tek bir şey söyledim. "Sanatçılarda eksiklik olmasın başka birşey istemiyorum."
Beklemek bizi ne kadar gerse de, katılımcıların kalitesi gayet yüksek olduğundan hiç de sıkılmadık. 10 yıldır festivallere katılan biri olarak gördüğüm en kaliteli kitleye sahip festival olduğunu söyleyebilirim. Doğru değerlendirilse efsane olabilirdi.
20 Temmuz Perşembe, yani festivalin ilk günü. Yine kendi imkanlarımızla merkeze gidip kahvaltı yapmak, ihtiyaçlarımızı zorunda kaldık. Bu sırada festival alanı çitleri hala çekilmemiş, girişlerin ne zaman yapılacağına dair hiçbir bilgi yoktu. Gönüllü ve görevliler hiçbir bilgiye sahip değil, her kafadan bir ses çıkıyordu. Biz de sürekli "acaba ne zaman resmen giriş yapacağız" diye düşünmek zorundaydık. Çünkü ne zaman ne yapılacağını kestiremediğimizden eşyalarımızın da güvenliğinden endişe duyuyorduk. Neyse ki bu konuda sıkıntı yaşamadık. Ama bu şekilde sürekli düşünmek zorunda kalmak çok can sıkıcıydı. Sonuçta günlük hayatın stresinden, gereksiz düşüncelerden uzaklaşmak için böyle bir etkinliğe katılıyoruz.
Öğlen saat 14:00 gibi festival alanına döndüğümüzde çitler hala çekilmemişti ve programa göre konserlerin 16:00da başlaması gerekiyordu. Görevliler çantalarla birlikte dışarı çıkıp beklememiz gerektiğini söyledi ama ortalıkta hala çit falan yoktu. Bu sırada sahnede soundcheck alınıyordu. Saat 17:00 gibi alandan çıkış yapıp, çitlerin çekilmesinden sonra hızlı bir şekilde kontrollü giriş yaptık. Biz giriş yapıp konser alanına ulaştığımızda saat kaçtı hatırlamıyorum ama Boogie grubu sahnede son şarkısını çalıyordu. Geç olsun, güç olmasın dedik, iyimser davrandık.
Bi süre sonra bazı grupların sahne almayacağı söylentileri başladı. Festivalin en kötü yanı da buydu. Festivalin her günü "acaba" ile geçiyordu. En başından hangi grupların çıkıp çıkmayacağı söylense, iptal olan grupların duyurusu zamanında yapılsa insanlar kendilerini buna göre hazırlardı. Özellikle sevdikleri grupları canlı izlemek adına kilometrelerce yol kat edip, böyle bir hüsranla karşılaşan katılımcıların yerine koyun kendinizi. Çok büyük beklentilerle gittik.
Burada kimse kusura bakmasın ama organizatörler kadar bazı sanatçı ve grupların da kabahati büyük. Konser günü veya festival başladıktan sonra yapılan iptal duyurusu bizim zerre s**imizde değil. Gerçeği biz de sizin s**inizde değiliz onu anladık. Bu konuda Nemrud grubunun yaptığı gibi haftalar öncesinden sözleşme şartlarının yerine getirilmediği gerekçesiyle konserlerin iptal duyurusu yapılabilirdi. Line-Upın açıklandığı ilk gün sözleşmelerin imzalanmaması durumunda afişlerden isimlerin kaldırılmasını isteyebilir, gerekirse daha sert yaptırımlara gidilebilirdi. Belki bu şekilde insanlar daha az hayal kırıklığı yaşar, festivale katılmayı bir kez daha düşünür veya o kadar yolu boşuna kat etmezlerdi.
Organizatörlerin özrü bizim için pek birşey ifade etmiyor. Belki olmalıyız ama biz dinlemek istediğimiz gruplar için verdiğimiz paranın peşinde değildik, hayallerimizin, heyecanımızın içine ettiniz ayıptır söylemesi. Biz festival kültüründe tekelleşmeye karşı ilk duyurudan itibaren Bodrum Rock Festivali için elimizden gelen her türlü desteği verdik. Şimdi bu tarz ilk kez yapılacak etkinliklere sayenizde daha çekimser bakacağız. Bu işin raconunu bilmek için organizatör olmak gerekmiyor. Sen bir sanatçının festivalinde yer almasını ve aksilik çıkmasını, kafasına göre davranmasını istemiyorsan onu bir şekilde tutman gerekiyor. Bu da sözleşme imzalamaktır. Olursa olur, olmazsa zaten biz alacağımızı alacağız kafasıdır bu kusura bakmayın.
Festivalin ilk gününde benim özellikle beklediğim Razor ve Tahrip grupları sahne almadı. Razor grubu anlaşma süreci boyunca yaşanan onca aksaklığa rağmen sonunda anlaşıp festivale gelmiş, yine organizasyon kaynaklı aksaklıklardan dolayı sahne almadan geri dönmek zorunda kalmış.
Tahrip ise yine organizasyon kaynaklı iptal durumu 2 hafta önce kesinleşmesine rağmen sahne tarihinden sonraki gün açıklama yapmıştı. Zahmet olmuş. Evet organizasyona kızıyoruz. Evet yaşanan aksaklıklardan ve iptal olan grupların bir ikisi hariç diğer hepsinden sorumlu onlar. Ama keşke sanatçı ve gruplar da zamanında duyurularını yapsaydılar da, kendilerini kurtardukları gibi bizi de kurtarsaydılar.
Bunlar dışında ilk günümüz bunca aksaklığa rağmen güzel geçiyordu. Müziği duyunca bütün sıkıntılarımızı unutabiliyoruz. Ama sanatçı ve grupların sahne saatleri de açıklanmadığı için hep bir endişe içindeyiz aynı zamanda. Sahneye Can Gox çıkınca Razor ve Tahrip'ten ümidimizi kestiğimiz için sövmeye başladık açıkçası. Can Gox sahnedeyken Bodrum'u şiddetli bir deprem vurdu. Neyse ki aşırı kalabalık değildi de izdiham yaşanmadı. Bu da sürüyle aksaklık yaşanan festivale tuz, biber oldu.
Organizatörler Yüksek Sadakat'ın ertesi gün sahneye çıkacağını söylediler. Ama onlar da sahneye çıkmadı. Ve herhangi bir taraftan bir açıklama gelmedi. Bazı anlaşılan gruplar da depremden dolayı konserlerini iptal ettiler. Bilmiyorum belki de anlaşamadıkları için depremi bahane gösterdiler.
21 Temmuzda gece boyunca devam eden artçı depremlerden dolayı festivalin iptal edilme söylentileri yayılmaya başladı. Ki geçen sene yapılan Kuşadası Gençlik Festivali bile darbeye rağmen devam etmişti.
Gün içinde alanda dolaşırken ertesi gün festivalde yer alması gereken The Ayılar grubundan Murat Yılmaz'la ayak üstü konuştuk. Grubun diğer üyeleri ertesi gün alana gelecekti. Alanda sürüyle görevli kartı taşıyan olmasına rağmen, adam yemek yiyebilmek için organizatörü bulmak zorunda kalıyor. Burada da büyük bir plansızlık olduğu görülüyor. Göz önünde olan organizatör ve koordinatölerin sayısı 10a yakın ama, bütün her yere yetişmeye çalışan bir kişi.
İptal durumu bir şekilde çözüldü ama çözülene kadar saat 20:00 civarı olmuştu. Festival boyunca etrafta bir sürü gereksiz yalan bilgi de dolaşıyordu. Ya insanlar iyice ümitsizleştiği için kızgınlıkta festivalin iptal olduğu yönünde söyleniyordu. Ya da festival sabote ediliyordu. İşte bunun gibi sorularla kafamızda senaryo kurarak festivale devam ettik.
21 Temmuz günü sahne alması gereken Büyük Birader, Açık Seçik Aşk Bandosu, Heavy Sky, Pamela, Kesmeşeker, Piiz gibi bir çok isim haklı sebeplerle festivale katılmadı. Nev yetişemediği için ertesi güne kaydırıldı.
Festivalin 2. gününde yanlış hatırlamıyorsam 4 grup çıktı. Evet acı.
Özellikle Black Tooth efsane bir performans sergileyerek yaşadığımız tüm sıkıntıları unutmamızı sağladı. Yaptıkları açıklamayla da onları neden bu kadar sevdiğimizi de bir kez daha hatırlattılar. Bana göre festivalin en iyi performansıydı.
22 Temmuz günü yine Gece Yolcuları, Aylin Aslım, Fallen, Lotus, The Ayılar, Dört X Dört gibi önemli isimler festivale haklı sebeplerle katılmadı. Burda herkesin sinirleri daha da gerildi. Özellikle bu isimler için haftasonu farklı şehirlerden gelen arkadaşlarım vardı. Ve ilk kez düzenlendiği için elimizden geldiğince destek olmak istedik. Ama olan yine bize ve bizim gibi yüksek beklentilerle gelenlere oldu. The Ayılar gibi popüler kültüre hitap etmeyen bir grubun sahne alacağı organizasyonlar zaten kısıtlıyken, festival alanına kadar gelip tekrar geri gönderilmesi "ayıp"tan çok daha ağır sözleri hakediyor.
Sırf Aylin Aslım için haftasonu İzmir'den gelen arkadaşım vardı. Olanlar karşısında sadece gülmekle yetindi.
22 Temmuz sabahı festivali terk etmeye başlayanlar olmuştu bu arada.
Sahne alan Red End grubunun sadece vokal ve gitaristinin yol parası karşılanmış diye duyum aldım. Sanırım bu yüzden 5 kişiden oluşan grup sahneye 2 kişi çıkmak zorunda kalmıştı.
Önceki gün sahneye yetişemeyen Nev 22 Temmuzda sahne aldı. Nev dışında line up önceki güne göre daha kalabalıktı ve Deyiş Devran, Blood Vortex, Red End, Covermen, Al'York, Barlas Erinç, Ogün Sanlısoy, Haluk Levent gibi isimler sahne aldı. En beğendiğim performans Ogün Sanlısoy'a aitti. Haluk Levent bütün gün seruma bağlı olmasına rağmen yine de sahneye çıktı.
23 Temmuz festivalin son günü kamp alanındaki çadırların yarısı kaldırılmıştı. İnsanlar dinlemeye geldikleri isimleri göremeyince sinir küpüne döndüler. Ama rezalet hala bitmemişti tabi.
Sabah uyandığımızda Duman'ın gelmeyeceği konusunda duyumlar almıştık. Organizatörlere sorduğumuzda Duman grubunun Bodrum'a geldiğini, otele yerleştiğini ve kesinlikle sahne alacağını söylediler. Biz de saf saf daha önce yaptığımız gibi güvendik. Günübirlik gelecek arkadaşlar sorduğunda Duman'ın çıkacağını gelebileceklerini söyledik. Onlar da bize güvenerek alana geldiler. Günübirlik gelenler biletlere kişi başı 50 lira verdiler. Saat 18:00e yaklaşırken görevlilerden biri sadece Redd'in sahne alacağını söyledi. İnanmak istemedik. Tabi doğru değildi ama, festivale katılımcı çeken Duman iptal olmasına rağmen hala açıklama yapılmıyor, hatta üstüne hala günübirlik bilet satılıyordu. Ben 23 Temmuz günü festival alanında kamp+kombine katılımcıdan çok günübirlik katılımcı gördüm. Ve 4 gün çektiğimiz sıkıntılara rağmen kendimizden çok onlara üzüldüm. Hadi biz biraz alışmıştık belki, o kadar şok etkisi yaratmazdı. Ama "abi Duman çıkmayacak mı, sırf onun için ta nerden geldim" diyen gözleri dolmuş genç arkadaşlarımız vardı alanda.
Redd, Necati ve Saykolar, Tibet Ağırtan, Batu Mutlugil, God Mode, Pusula, Acil Servis gibi gruplar sahne aldı. Festivalin son gününü kurtaran Necati ve Saykolar oldu.
Konserler bittiğinde kamp alanındaki çitler sabahı beklemeden toplanmaya başladı. Onu da normal karşıladık artık. Kuliste sanatçılara verilen içecek bittiği için sanatçılar kendi imkanlarıyla içecek sağlamak zorunda kalıyordu. Standlardan bazıları kar yapmadıkları için zaten 2. gün alandan ayrılmışlardı. Kalanlar da son gün konserler bitmeden toplanmaya başladı. Alkol ve sigara standları da konserler bitmeden kapatılmıştı. Sigara paketimi kaybettiğim için alandan ilk kez sigara almak zorundaydım ve alamayıp küçük çaplı krizler geçirdim :)
Festivalin medya sponsoru 2. gün alandan gitmişti. Kamp alanı ilaçlaması biz oradayken yapıldı. Yapılması gereken köpük partisi, sponsor firma aracı 4 gün boyunca alanda olmasına rağmen yapılmadı. Festivalin 3. günü konserler bittikten sonra Dj saçma sapan club şarkılar çalıyordu. Rock Tarihi konulu workshop yapacak Güven Erkin Erkal da maalesef festivale katılmadı. Sahne önündeki güvenlikler basına ve görevli arkadaşlara atar gider yapıp, rock festivali (?) ruhuna yakışmayan hareketlerde bulunan kadın arkadaşlara gayet ılımlı yaklaşıyorlardı. Bir ara kadının biri sahnenin önündeki hoparlörün üzerine oturmuş konseri ordan izliyordu. Ve daha bişeyler bişeyler.
Bu kötü yanların yanında alana kurulan 2 sahne eşit ve yeterli büyüklükte ve ses sistemleri çok iyiydi.
Son olarak toparlamak gerekirse.. Biz verdiğimiz paranın karşılığını alamadık. "Dolandırıldık" derdim ama organizatörlerin çaba sarfettiğini biliyorum. Sadece doğru şekilde ve doğru zamanda çaba sarf etmediler. Bunun faturası da herkese patladı.
Ama güzel dostluklarımız sayesinde eğlenip, gülebildik. Daha önce de söylediğim gibi festivali festival yapan sanatçı ve gruplar kadar katılımcılardır aynı zamanda. Ben şu ana kadar gittiğim festivallerdeki en kaliteli katılımcıları bu festivalde gördüm, tanıdım. Bu yüzdendir ki bu festivalden organizasyon tarafından bıktırıldık, arkadaşlıklarımız sayesinde tekrar moral bulduk. Eğer hem bizim, hem de sanatçılar için şartları sağlayabilseydiler gerçekten efsane bir festival olabilirdi. Şimdi büyük ihtimalle tarih olacak. Yazık olacak.
Kişisel olarak festivale katıldığıma çok pişman olmadım. Ama emin olduğum bir şey varsa festivali ben düzenlesem daha iyi olurdu, kimse kusura bakmasın. Ünüversitelerin düzenlediği bahar şenlikleri bile daha iyi organize ediliyor.
Şunu eklemek zorundayız. Bu festivalin vasat olması diğer festivallerin tekelleşme çabasını kesinlikle haklı göstermiyor. "Zaten yapamayacaklar" diyerek köstek olmak yerine, daha iyi olması için destek verilse, katılımcılar için gerçekten en iyisini istediklerine inanabilirdik.
Beni Bul İzmir Ekibi olarak bu ülkede yapılan, yapılmaya çalışılan her festival etkinliğine elimizden geldiğince destek olmaya çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz. Ama ekip üyelerimizin mağdur olmaması adına daha seçici ve kontrollü davranacağımızı da söyleyebilirim. Bizimle birlikte olan herkese teşekkürler. Sayısız aksilik ve eksikliğe rağmen dayanışma içinde "biz" olduğumuz için keyifli vakit geçirdiğimize inanıyorum. Sizin de öyle düşündüğünüzü yüzünüzde gördüm. Festival boyunca birlikte vakit geçirdiğimiz Bodrum Rock Festivali Dayanışma Grubunun güzel üyelerine de tek tek teşekkürler.
Unuttuklarım elbet vardır ama zaten yeterince uzattım.
Müzikle kalın, sevgiler.
İmran Şahin
-Beni Bul İzmir Ekibi