Ayaz Travel

Ayaz Travel Türkiye genelinde bireysel ve kurumsal turistik hizmetler sağlamaktayız.

01/01/2022

#2022

Şanlıurfa'nın 15 kilometre kuzeydoğusunda bulunur. Şanlıurfa merkezinden taksi ya da minibüslerle kentin kuzeydoğusunda ...
29/05/2021

Şanlıurfa'nın 15 kilometre kuzeydoğusunda bulunur. Şanlıurfa merkezinden taksi ya da minibüslerle kentin kuzeydoğusunda yer alan Göbeklitepe'ye kısa sürede ulaşmak mümkün. Şanlıurfa il merkezinin Örencik köyü yakınlarındadır. Göbeklitepe 12.000 yıl önce inşa edilmiş. Kazılar sonucunda elde edilen verilere göre bu yapılar yerleşim amaçlı kullanılmamışlar. Göbeklitepe’de toplam 20 adet olduğu belirlenen bu üzeri açık yapıların dini amaçlı yapılmış olduğu biliniyor, dünyanın ilk tapınakları. Taş devrinden kalma bu tapınakların yapılış biçiminde ortak bir özellik göze çarpıyor; T biçiminde sütunlar ile çevrilmiş bu tapınakların merkezinde iki T biçiminde sütun karşılıklı olarak yer alıyorlar. Boyları 3 ila 6 metre arasında değişen bu sütunların stilize edilmiş insan tasvirleri olduğunu düşünülüyor. Bunun sebebi sütunlarda görülen kol ve el tasvirleri. Ayrıca sütunlar üzerinde hayvan tasvirleri ve semboller var.

GÖBEKLİTEPE'NİN TARİHİ

Alman arkeolog Klaus Schmidt’in öncülüğünde 1995 yılında başlanan kazılar sonucu ortaya çıkartılan Göbeklitepe, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştı. Schmidt, Göbeklitepe’yle ilgili “Kendi gücünün farkına varan insanoğlunun, doğanın parçası olmaktan çıkıp, ona hükmetmeye giden yolu açtığı yerdir” tanımını yapmıştı.

12 bin yıl önce inşa edildiği ortaya çıkarılan ve yerleşik yaşama geçiş tarihinin yeniden yazılmasına yol açan Göbeklitepe, çok sayıda yuvarlak yapıdan oluşuyor. Bu yapılardan sadece 6 tanesi gün ışığına çıkarıldı. Yapılardan 20 tane olduğu tahmin ediliyor. Diğerlerinin gün yüzüne çıkartılması için de çalışmalar sürüyor.

Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden de olan Göbeklitepe’de T biçiminde sütunların üzerinde yer alan figürlerle de sanat tarihi açısından büyük bi döneme sahip. 3 boyutlu kabartmalar görenleri hayran bırakıyor.

Göbeklitepe’de yapılan kazılarda bugüne kadar çeşitli kafatası parçaları da bulunmuştu. Bir çalışma sonucunda çıkartılan üç kafatası parçası ise dünyanın en erken oyulmuş kafatasları olarak değerlendirilmişti.

Trabzon / UzungölUzungöl gölünün oluşumu hakkında tarihi belge niteliğinde yazılı herhangi bir kayıt yoktur. Ancak yöred...
26/05/2021

Trabzon / Uzungöl

Uzungöl gölünün oluşumu hakkında tarihi belge niteliğinde yazılı herhangi bir kayıt yoktur. Ancak yöredeki jeolojik değişiklikler, göçler ve yerleşim hareketleri bize fikir vermektedir derin bir vadi olduğu anlaşılan Uzungöl’ün bugünkü oluşumu Karesder yaylasının doğusundan Uzungöl’e kuş bakışı bakan yamacın akıp aşağıya inmesiyle oluşur. Solaklı deresinin önünü kesen bu heyelan bugünkü gölü meydana getirmiştir. Hocalı mahallesi, Kablanoz mevkiinin yukarısındaki (*) (ikindi taşı)taşlar bu sel zamanında gelmiştir. Bu durum oluşan felaketin büyüklüğünü anlatmak için yeterlidir. O halde Uzungöl felaketinin oluş tarihi olarak 1610 ile 1620 yılları arasında olduğunu söyleyebiliriz zira 7 köyün sürgün ve göç fermanları bu yıllara rastlamaktadır. Büyük bir olasılıkla insanların artık buralarda yaşamın zorluklarını anlamış ve göç için sebepler yaratmaya başlamışlardır.

Bununla ilgili bir başka kanıt yaşayan yaşlılarımızın büyüklerinden duyduklarını birbirlerine anlatarak günümüze kadar taşınan bilgilerdir. Rahmetli İsmail Aygün (Hasan oğlu) Uzungöl’de 10 yıl muhtarlık yapmış konularla alakalıydı onun bu hususlardaki derin bilgilerinden yararlandım hasan oğluna göre göl bir zamanlar haldızenin altlarına kadar çıktığını eskilerden duyduğunu anlatırdı bu görüşü destekleyen bir başka yaşlı büyüğümüz Mustafa geneldir ona bu konuyu sorduğumda onunda büyüklerinden aynı şeyleri duyduğunu ve aynı görüşte olduğunu teyit ederdi. Bir başka kanıt Uzungöl’ün alabalığını yıllarca avlayan Ruşen Çakır 1950li yıllarda gölün derinliğinin 70 metre olduğunu söylerdi. Yıllık erozyonla dolgu miktarına bakarsak gölün derinliğinin daha fazla olduğu nu söyleyebiliriz. Uzungöl’ün tarihçesinde bu konu daha detaylı işlenmiştir gölün değeri bilinmeli ve onun korunması için ne lazımsa yapılmalı hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamalıdır. Gölün çevresi yaklaşık 7500 metredir. Boyu köprü ayağından Gölbaşı sazlığına kadar 1000 metredir. Eni en dar yerinden 500 metre civarındadır. Suyunun sertlik derecesi (ph) 7 ile 8 arasıdır. Gölde alabalık mevcuttur. Göl ve tabiatı sayesinde yöredeki yabani hayvan çeşidi yaklaşık 20 civarındadır.

Mezopotamya’nın incisi: MARDİNMardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izl...
25/05/2021

Mezopotamya’nın incisi: MARDİN

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. M.Ö.4500’den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu , Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bir şehirdir.

Mardin İsminin Kaynağı

Mardin adı hakkında pek çeşitli söylenceler vardır; J.A.Dupre’ve J.Von Hammer, Marde kelimesinin savaşçı bir kavim olan Mardelerle ilgili olduğunu, Martdelerin İran hükümdarlarından Arşedir (226-241) tarafından burada yerleştirildiklerini anlatır. Şehir ve kavim isimleri arasında benzerlik, Mazıdağı yöresinde oturan Yezidilerin Şeytana tapmaları, eski bir İran ananesinin devamı olarak şerre kötülüğe ibadet eden Marde’lerin yerleştirildiklerinin delilidir. C.Ritter her ne kadara bu ifadeyi naklederse de bu ifadeye şüpheli bakar.
Çoğu Kaynaklarda: Mardin’in gerçek adı “Merdin” diye geçer. Zira halkın çoğu da bugün böyle demektedir. Bu ad “kaleler” anlamına gelir. Şehre bu adın verilmesinin nedeni de yakınında bir çok kalenin bulunmasıdır. Mardin kalesi olan, Kuşlar Yuvası, Kartal Kalesi veya Kartal Yuvası, Eskikale köyünde bulunan Kal’at ül Mara Kalesi Deyrulzafaran manastırının kuzey doğusunda Arur Kalesi ve Erdemeşt Kalesi bu adın verilmesine etken olmuştur.

VII. Yüzyılda İmparator Maoricius(1582-602) devri tarihini yazan Theophilaktos Simokattes’da ve Tarihçi Procopius, aynı devir Coğrafyacısı Georgius Cyprius da; Ermenice kaynaklarda Merdin, Süryanice kaynaklarda Merdo, Merdi, Marda ve Mardin okunuşlarında rastlanıldığı, Süryani imla farklarının bu kelimenin belirli, belirsiz ve çoğul şekillerindeki ayrılıklarından doğduğu ifade edilmektedir.
Tarihte Mardin için bir çok isim kullanılmıştır. Bunlar: Erdobe, Tidu, Merdin, Merdö, Merdi, M***a, M***e, Kartal yuvası, Kuşlar Yuvası, Mardin...dir.

Bitlis / TatvanVan Gölünün güney batı kıyısında, Nemrut Dağının doğu eteğindeki düzlükte kurulmuş bulunan Tatvan, doğal ...
23/05/2021

Bitlis / Tatvan

Van Gölünün güney batı kıyısında, Nemrut Dağının doğu eteğindeki düzlükte kurulmuş bulunan Tatvan, doğal bir liman görünümündedir. Bitlis iline bağlı bir ilçe olmakla birlikte, bağlı bulunduğu ilden, nüfus açısından daha büyük bir yerleşim birimidir. Son yerleşmelerle birlikte Bitlis’e olan uzaklığı 20 kilometreye inmiş durumdadır.

Tatvan’ın tarihine baktığımızda, yaygın yargının aksine binlerce yıllık bir geçmişle karşılaşırız. Tarihi belgeler de bu durumu ispat etmektedir. Buna göre Tatvan’ın bilinen tarihi, son yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgulara göre günü­müzden takriben beş bin yıl öncesine da­yanmaktadır.

Uzun bir geçmişe sahip bulunan Tatvan, ilk çağlardan itibaren çeşitli mil­letlerin ve bu arada Dara, Büyük İskender, Selçuklu Hükümdarı Alparslan, Timur, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Sü­leyman, Şah İsmail ve IV. Murat’ın ordula­rına geçit görevi gördü. Osmanlı Hü­kümdarları İran seferlerine çıktıklarında Tatvan’dan önemli oranda istifade ettiler. Hatta, İran seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman’ın, Van Gölünün güney batısına düşen bu limanda, bir tersane yaptırdığı bilinmektedir. Araş­tırmalar sonucunda elde edilen belgelerden ve eski kaynaklardaki bilgilerden anlaşıl­dığı kadarıyla, ilçe ve çevresinin ilk sa­kinleri Subarlardı. Daha sonra Hurriler ve Hititler ile bunlara bağlı çeşitli boylar Tat­van’a hakim oldular.

M.Ö. IX. Yüzyıldan itibaren Urartular, Van ve çevresi ile birlikte Tatvan’da üç asır bo­yunca egemenlik kurdular. Van şehrini kendilerine başkent edinen Urartular’ın Tatvan’daki hakimiyetleri sona erdikten sonra ilçeyi çeşitli boylar yurt edindiler. Söz konusu boyların Asur, İran, Roma ve Bizans gibi çeşitli devletlerle kısa veya uzun temasları oldu.Hz. Ömer dönemi ise Tatvan için yeni gelişmelerin başlangıcı oldu. Çünkü bu tarihten itibaren Bitlis ve çevresi İslam Devletinin toprakları arasına katıldı. 1071’deki Malazgirt Meydan Sava­şından sonra bu kez Tatvan Selçukluların eline geçti ve bu durum M.S. 1200’lere kadar devam etti. Bu tarihlerden sonra Tatvan, Harzemşahlar, İlhanlılar ve Akkoyunluların istilasına uğradı.

Uygarlığın Doğduğu Şehir: Şanlıurfa / HarranŞanlıurfa"nın 44 km. güney doğusunda bulunan ve her yıl binlerce yerli ve ya...
23/05/2021

Uygarlığın Doğduğu Şehir: Şanlıurfa / Harran

Şanlıurfa"nın 44 km. güney doğusunda bulunan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen tarihi kent Harran, kendi adıyla anılan ovanın merkezinde kurulmuştur. İlçe nüfusu 2019 yılı TUİK verilerine göre 89 bin 798 tir. Buna göre nüfusun % 89 'lük bölümü Köylerde % 11'lik bölümü ise merkezde yaşamaktadır.İlçede 99 köy 105 mezra bulunmaktadır.Yukarı Mezopotamya'nın tabii bir parçası olarak kabul edilen İlçe toprakları, Doğudan-Kuzeye kadar uzanan Tek Tek Dağları ile sınırlanan İlçe, dağlık kesimi hariç tutulursa, Kuzeyden Güneye doğru açılan düz ve geniş bir ova görünümü arz eder. Yüzölçümü 704 Km2 'dir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise nispeten ılık geçer. Sıcaklık zaman zaman 40 dereceyi geçmektedir. Aralık ve Ocak aylardı ise en soğuk dönemidir. Bu aylarda gündüzleri 12-14 derece olan sıcaklık bazı geceler, ender de olsa (0) derecenin alına düşebilmektedir.

Bölgenin yağışları en bol olduğu dönem, Ekim-Nisan aylarıdır. Harran Ovasının özlemini çektiği GAP'ın devreye girmesiyle yörenin, makûs talihi değişmiş, sulu tarıma geçilerek büyük bir tarım potansiyeli oluşmuştur. Harran Ovası 852.000 dekardır. Kuru tarımdan sulu tarıma geçen Harran Ovası Türkiye'nin pamuk ihtiyacının yarısını karşılamaktadır. Hububat ekiminde ise Konya Ovasından sonra ikinci sıra gelmektedir.

Tevrat"ta da "Haran" olarak geçen yerin burası olduğu söylenir. İslâm tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamber"in torunlarından Kaynan"a veya İbrahim Peygamber"in kardeşi "Aran"a (Haran) bağlarlar. XIII. yüzyıl tarihçilerinden İbn-i Şeddat, Hz. İbrahim"in Filistin'e gitmeden önce bu şehirde oturduğunu, bu nedenle Harran"a Hz. İbrahim"in şehri de denilmektedir.

Harran, Kuzey Mezopotamya"dan gelerek batı ve kuzey batıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Assurlu tüccarların önemli uğrak yerlerinden biri idi. Anadolu"dan Mezopotamya"ya, Mezopotamya"dan Anadolu"ya olan ticaret akışının binlerce yıl Harran üzerinden yapılmış olması bu tarihi kentte zengin bir kültür birikiminin oluşmasına neden olmuştur.

Address

Merkez Mah. Halaskargazi Caddesi No:193 Kat:6 Daire: 6
Istanbul
34360

Opening Hours

Monday 08:45 - 19:00
Tuesday 08:45 - 19:00
Wednesday 08:45 - 19:00
Thursday 08:45 - 19:00
Friday 10:15 - 19:00
Saturday 08:45 - 18:00

Telephone

+902122969799

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ayaz Travel posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Ayaz Travel:

Featured

Share

Category