19/12/2019
Sevgili Türkiye Seyahat Acentaları Birliği,
Belge sahibi bir acenta olarak havalimanlarında, turistik bölgelerde kaçak tur vb. illegal faaliyetler noktasında haklarımızı savunup bizleri önemsediğiniz için teşekkür ederiz.
Ancak cevap bulmakta ve anlamakta güçlük çektiğimiz bir konuda, bizleri aydınlatmanızı istirham ederiz. İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanın’da denetleme yapan Türsab görevlilerin az ilerisinde tek suçu “9+1 koltuklu turizm araçları” olmak olan acenta vasıtalarının bağlanmasına sessiz kalmalarına bir türlü akıl erdiremiyoruz.
Ve soruyoruz;
- Bu araçlar acentaya ait, ruhsatlı ve belgeli araçlar iken turistlerin bu araçlardan indirilip taksilere peşkeş çekilmesinden hiç mi rahatsızlık duymuyorsunuz?
- Yetkili mercilerle yapılan görüşmeler ve süreç ile ilgili, üyeniz olan “turizm taşıma” servisi veren firmalara bir açıklama yapmak, bilgilendirme zahmetinde bulunmak hiç mi aklınıza gelmiyor?
- 19 Kasım 2019 tarihi de gerçekleştirilen İstanbul Turizm Platformu’nun tanıtım toplantısında Sn. Ekrem İmamoğlu “Bu konu uzun süredir sorun teşkil ediyor. Çok yakın bir zaman diliminde, günleri kapsayan, en çok birkaç haftayı kapsayan bir zaman diliminde bu sorunu çözeceğiz.” şeklinde pozitif yönlü bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamanın üzerinden 1 ay geçmesine rağmen, nokta kadar olumlu bir gelişme olmadığı gibi 1 ay içerisinde 300’den fazla turizm aracı trafikten men edilmiştir. Konunun ve bu sözün takipçisi misiniz?
- İşlerini layıkıyla yapmaya özen gösteren turizm taşımacıları olarak, mağduriyetin zirve yaptığı bugünlerde neden hiçbir haber kuruluşunda bu konu yer alamıyor? Türsab’ın PR gücü açılışlar ve konferanslardan mı ibaret?
Yineliyoruz; Türsab bizim için sadece seçimden seçime oy için arandığımız, araçlarımızın sağ ön kısmında yer alan plaka olmakla sınırlı kalmamalıdır.
Saygılarımızla,
TÜRSAB