Gezi Doktoru

Gezi Doktoru Tatile çıkmak, kendiniz, sevdikleriniz veya şirketinizdeki çalışanlarınız için çok özel programlar ayarlamak istiyorsunuz, fakat vaktiniz yok ve bu durum s

Tatile çıkmak, kendiniz, sevdikleriniz veya şirketinizdeki çalışanlarınız için çok özel programlar ayarlamak istiyorsunuz, fakat vaktiniz yok ve bu durum sizi HASTA ediyor...
Hemen DOKTORUNUZA başvurun, sizin için en uygun ve en özel reçeteyi hazırlasın...

Binlerce yıl önce, meçhul bir halk çıkmış ortaya, kıtalar okyanuslar aşmış ve Dünya'nın tüm kayalıklarında, vadilerinde ...
03/08/2014

Binlerce yıl önce, meçhul bir halk çıkmış ortaya, kıtalar okyanuslar aşmış ve Dünya'nın tüm kayalıklarında, vadilerinde o tuhaf, gizlerle dolu resimleri, izleri bırakıp yeniden ortadan kaybolmuş gibi. Bir masal gibi.
Anadolu'da, Orta Asya'da, Sibirya'da, Kuzey Amerika'da, daha kim bilir nerelerde!
www.bookinaminute.com

www.gezidoktoru.com
30/07/2014

www.gezidoktoru.com

Buz Otel, her yıl sonbaharda kar ve buz ile tesis edilen ve kışın turistik etkinliklere hizmet eden bir oteldir. İskandinavya (Danimarka, İsveç, Norveç) ve Kuzey Amerika'da (Alaska, Kanada) bulunur.

Buz Oteli, giriş salonu, buz barın yanında içinde 140 kişinin geceleyebileceği 60 odaya sahiptir. İnşa için 30.000 ton kar ve 4.000 ton berrak buz buz kullanılır. Her sezon 14.000 geceleme için kayıt yapılır. İlaveten yine sezonda tesis, 45.000 kişi tarafından gündüzleri ziyaret edilir.

1989 yerel turizm derneği, yörenin kışın uzun ve soğuk kutup gecelerinde, nasıl turistik olarak daha iyi kullanılabileceği konusunda düşünceler üretir. Japon sanatçılar buz heykellerden bir sergi oluştururlar.
1990 Torne Nehri'nin buzundan Arctic Hall isimli silindir şeklinde bir iglu inşa edilir ve içerisinde Jannot Derid'in bir sanat sergisi gösterilir. Bazı misafirler önceden planlanmaksızın salonda, hayvan postlarının üzerinde sıcak uyku tulumlarında gecelerler.
1991 binalar ilk kez buz ve kardan otel olarak inşa edilirler. Tesis bir karşılama salonu, bar ve yatak odalarını içerir. Bu tesis takip eden yıllarda sürekli büyütülür. Kilise ve sinema ilave olur.
2000 Buz Otel bir buz tiyatrosu ile genişletilir. Globe Theatre'ın (Londra'daki ünlü tiyatro) benzeri olan tiyatroda klasik oyunlar icra edilir.

Her yıl Ekim'in sonuna doğru otelin inşası başlar. Buldozer ve kar üretme araçları olan kar topları ile kar, iki gün sonra çıkarılan çelik kalıpların üzerine yığılır. Bu inşa şekliyle, birden çok yan yana duran tünel şeklinde kemer oluşturulur. En büyüğü 5 metre yükseklikte ve 6 metre genişliktedir. İlaveten bu kemerler buz kalıplarından yapılan sütunlarla desteklenir. İçerisine bir giriş salonu ve bir bar yerleştirilir. Diğer daha küçük tüneller, yatak odaları ve koridorlar için tesis edilir. Tünellerin içindeki oda sınırları, kar bloklarından duvar olarak örülür. Pencereler, berrak buz kalıplarından oluşturulur.

Tüm odaların içi ışıklandırılmış buz heykeller ve buzdan eşyalarla döşenmiştir. Bunların her biri, ilkbaharda Torne Nehri'nden kazanılır. Berrak su, kuvvetli akıntıyla beraber, özellikle çok berrak buz oluşmasını sağlar. Bu buz, traktör yardımıyla nehirden özel testerelerle kesilir. Böyle kazanılan 4.000 ton buz (2 tonluk bloklar) yazın özel buzhanelerde muhafaza edilir. Bu bina, Icehotel Art Center olarak adlandırılır ve buz deposunun yanında, geçen sezonun buz otelinden kalan birkaç heykelden oluşan bir sergi de içerir.

Otelde, Aralık ortasından Nisan ortasına kadar gecelenebilir. Dış ortam sıcaklığı –30 °C civarındayken iç sıcaklık –5 °C kadardır. Misafirler normalde otelde sadece 1 gece geçirirler. Akşam barda vodka, buz bardaklarda servis edilir. Yine buz blokların üzerine serilen postekilerin üzerinde, uyku tulumlarında uyunur.

www.gezidoktoru.com
26/07/2014

www.gezidoktoru.com

Ukrayna’nın kuzeyindeki Prypiat kenti, Çernobil Bölgesi’nde bulunuyor. Çernobil Nükleer Santrali çalışanlarını barındıran ve 1986 yılındaki nükleer faciadan sonra terkedilen kentin kazadan önceki nüfusu 50000’di. Kazanın gerçekleştiği dönemde henüz tamamlanmakta olan apartman blokları, yüzme havuzları, hastaneler ve diğer kamu yapıları büyük bir hızla terkedildi ve bu ani kaçış televizyonların, oyuncakların, mobilyaların, giysilerin ve bir evde bulunabilecek değerli ve değersiz tüm eşyanın olduğu gibi bırakılmasına neden oldu. Çünkü kentten kaçanlar, beraberlerinde sadece bir valize sığacak kadar eşya alma hakkına sahipti, bu eşyaların da radyoaktiviteye maruz kalmamış olması gerekiyordu. Bu trajik duruma rağmen, evlerin neredeyse tamamının 21. yüzyıl başlarında yağmalandığı söyleniyor. Klozet kapakları da dahil olmak üzere herhangi bir ücrete satılabilecek herşeyin yağmacılar tarafından götürülmüş. Çatılar çöktüğü için bahar aylarında odaların suyla dolması, binaların içinde ağaçların yetişmesine neden olmuş. Yıpranmayı hızlandıran bu durum, 2005 yılının Temmuz ayında dört katlı bir okul binasının çökmesiyle sonuçlanmış.

www.gezidoktoru.com
24/07/2014

www.gezidoktoru.com

Venezuela’nın başkenti Karakas’ın merkezinde inşaatına 5 yıldızlı bir otel ve residans olması planlanarak başlanılan ancak 1994 yılında sahibi hayatını kaybedince tamamlanmadan kaderine terk edilen David Kulesi 2007 yılından bu yana tam 3 bin kişiyi barındırıyor.

Dünyanın en büyük dikey gecekondu mahallesi olarak adlandırılan gökdelen inşaatı, şehrin diğer gecekondu mahallelerindeki şiddet eylemlerinden uzak olduğu için sakinleri tarafından “kurtarılmış bölge” olarak görülüyor.

İnşaat terk edildiğinde ilk 28 katı “içinde yaşamaya elverişli” sayılacak oranda tamamlanmış olan binanın geri kalanı içine taşınanlar tarafından zaman içinde oldukça ilkel yöntemlerle tamamlanmış. Açık ve tehlikeli alanlar demir ve ahşap bloklarla kapatılırken, binanın lağım ve elektrik tesisatını da orada yaşayanlar bizzat kurmuş.

Bugün binada yaşayanlar aralarından seçtikleri bina görevlilerine ayda 32 dolar maaş ödeyerek David Kulesi’nin daima bakımlı ve güvenli olmasını sağlıyor.

Dünyanın ilk dikey gecekondusu olan David Kulesi’nde bir kuaför salonu, diş hekimi ve bakkal da bulunuyor. Dikey gecekondu mahallesinin sakinleri binadaki suç oranının şehrin diğer fakir semtlerinden çok daha düşük olduğunu iddia ederken, Karakas halkı binayı hırsız ve katillerin saklandığı bir “suç merkezi” olarak görmeye devam ediyor.
27′nci katta kendi inşa ettiği dört odalı dairesinde 2010 yılından beri beş çocuğu ile birlikte ikamet eden Thais Ruiz “Eskiden yaşadığımız mahallede bir keresinde kapımızın önünde bir ceset bulmuştuk. Oysa burda kapıyı kilitlemek zorunda bile hissetmiyoruz.” diyor.

Dikey gecekondu David Kulesi ABD yapımı ünlü dizi Homeland’ın birkaç bölümünde baş karakter Nicholas Brody’nin yetkililerden saklandığı mekan olarak kullanılmış ve dünya genelinde üne kavuşmuştu.

www.gezidoktoru.com
13/12/2013

www.gezidoktoru.com

Çin'in kuzeyinde, Moğolistan özerk bölgesinde 3 basamaklı , en az 5000 yıllık piramitler. Piramit, uzaktan tepeyi andıran yapı , Aohan bölgesinde, Sijiazi kentine 1 kilometre mesafede bulunuyor. Kazı çalışmalarında bulunan arkeologlarlardan biri olan Guo Dasun'un söylediğine göre, bu pirtamit Hongshan Kültüründen kalan en eski ve sağlam olarak ayakta kalmış yapı durumunda.

Piramit'in tepesinde 7 mezar ve bir mabet bulunuyor. Ayrıca arkeloglar, buldukları çanak-çömlek parçaları üzerinde ve iç duvarlarda Asterisk (yıldız) karakterleri buldular. Asterisk karakterinin çok eski uygarlıkların astroloji bilgisiyle bir bağlantı olarak kabul ediliyor.
Yedi mezarında yapılan zamanını kültürüne ait araştırmada, mezarlardan birinde kemikten yapılma bir flüt, taş bir yüzük ve bir diğer mezarda da tam boy yer tanrıçası heykeli çıkarıldı.
Arkelogları şaşırtan bir başka bululuntu ise, bir mezarın iç duvarıda bulunan el büyüklüğündeki taştan cinsel organ ve onun altında bulunan bir tanrıça heykeliydi. Guo Dasun, ilk kez bu tip kalıntılara rastlandığını ve tüm bu kalıntıların Çin medeniyetinin orjini hakkında bilgi verebileceğini söyledi.
İlginç olan ise, Meksika, Güney Amerika, Mısır, Sümer (Irak) , Japonya, Çin ve daha bir kaç yerde daha piramit ismi verdiğimiz yapılara rastlanıyor olması. Ya tüm bu uygarlıklar birbirlerini gayet iyi tanıyor ve akrabalıkları vardı (coğrafi keşiflerin 1480'lerden sonra gerçekleştiğini hatırlatırız.) veya tüm bu piramit ve diğer ortak yapı tarzları ( ingilteredeki ilginç taş yapılar, biminideki scott taşları ve dünyanın sayısız yerinde ve deniz altında rastlanan taş anıtlar) bize ortak bir medeniyeti işaret ediyor.
Geçmişte yaşamış tüm dünyaya hakim olmuş bir medeniyet. Veya kendisinden sonra gelen medeniyetlerce taklit edilmiş bir medeniyet. Aynen Giza'daki 3 piramit gibi. Robert Bouval'ın ikna edici kanıtlarla Giza'daki üç büyük piramit'in Mısır hanedanlığı sırasında yapılmadığını iddia ediyordu. Söz konusu iddia da, Mısır'daki toplam 28 piramit'in aşırı yıprandığı, yıkılmak üzer olduğu ve hatta yarı yarıya yıkılmış örneklerinin olduğu belirtilmişti , bu üç piramit hariç. Doğruluğu henüz ispatlanmamış Atom testine göre de bu piramitler en az M.Ö. 10.500 yılları civarında yapılmış olmalıydı...
Ne dersiniz? Acaba tüm bunlar Atlantis'in izleri olabilirmi? Veya Anunnakilerin? Belki o zaman bu tür muazzam yapıların o zamanın teknikleri ile nasıl yapıldıklarını açıklayabiliriz.

www.gezidoktoru.com
07/12/2013

www.gezidoktoru.com

1992 yılına kadar eski Yugoslavya'yı oluşturmuş olan bugünkü Sırbistan, hırvatistan, Makedonya, Bosna Hersek, Slovenya ve Karadağ'da her hangi bir yerde birden karşınıza çıkıp kendinizi bir Uzay Filmi çekim platosunda hissetmenize sebep olabilirler...

www.gezidoktoru.com
06/12/2013

www.gezidoktoru.com

Bosna-Hersek’te Saraybosna’nın kuzeybatısındaki Visoko şehrinde bulunan Visocica Tepesi, Ekim 2005′te Boşnak-Amerikalı işadamı/kaşif Semir Osmanagic’in, tepenin aslında geçmişi belki de bundan 12 000 yıl öncesine, son buz çağına dayanan, insan yapımı dev bir piramit olduğu yönündeki olay yaratan iddiasını ortaya atmasıyla dünya çapında gündeme geldi. Osmanagic, bir zamanlar duvarla çevrili bir ortaçağ şehrinin bulunduğu yer olan tepenin dört ana yöne bakan, son derece simetrik dört yokuşu, düz bir zirvesi ve bir girişi olduğunu öne sürdü.

Bölgedeki kazılar sırasında Osmanagic ekibiyle birlikte, piramidin dış yüzeyinden geldiğini düşündüğü büyük taş kesitleri, kazı ekibinin yapının havalandırma bacası olduğunu tahmin ettiği tüneller ve muhtemelen bir zamanlar piramidin eğimli yüklerinin bir parçası olan kesilmiş ve parlatılmış taş parçaları buldu.

Osmanagic, Mısır’daki Büyük Giza Piramidinden üçte bir oranda daha büyük olan bu tepenin insan yapımı olduğundan şüphe duymamaktadır ve Meksika’daki Kolomb keşfi öncesi şehirlerden Teotihuacan’da bulunan Güneş Piramidine olan benzerliği nedeniyle tepeyi Güneş Piramidi olarak adlandırmıştır: Bölgenin uydu fotoğrafları ve termografı yöntemiyle elde edilen görüntülerinde Visoko Vadisi’nde piramide benzer iki tepe daha görülmüştür. Hatta Osmanagic bu bölgede, Bosna Ay Piramidi, Bosna Ejderha Piramidi, Bosna Aşk Piramidi ve Yeryüzü Tapınağı’nın da içinde bulunduğu eskiçağ yapılarından oluşan bir merkez olduğunu belirtmektedir. Visocica Tepesi’nin bulunduğu bölgedeki şaşırtıcı bulgular sonucunda turizm patlaması yaşanmıştır. Öyle ki, olduğu öne sürülen piramidin hediyelik bibloları bile satılmaktadır. Turistik tesisler ve bir arkeolojik park gibi diğer pazarlama ürünleri de hizmete açılmayı beklemektedir.

www.gezidoktoru.com
19/11/2013

www.gezidoktoru.com

Kotor Körfezi, (Karadağca, Sırpça ve Hırvatça: Boka Kotorska), Karadağ'ın güneybatısında ve Hırvatistan'ın güneyinde, Adriya Denizi kıyısında fiyort benzeri kıvrımlı girinti.
Doğal bir liman olan Kotor, dar boğazlarla birbirine bağlayan dört koydan oluşur. Koyun çevresindeki çıplak dağlar kıyıya dik bir biçimde iner. Turunçgillerin ve astropik iklime özgü bitkilerin yetiştiği kıyılarda çok sayıda turizm tesisi vardır.
Balkanlarda Osmanlı topraklarının tam ortasında olmasına rağmen en ufak bir Türk izine rastlayamayacağınız tek şehir, Türkler sanki hiç uğramamışlar bile buraya kara tarafında yüksek karadağlar ve Adriyatik Denizi tarafından çok korunaklı bir fiyortan girilebilen Kotor kendini çok iyi saklamış.
adriyatik denizinin en buyuleyici yerlerinden biri olan kotor korfezine (boka kotorska) adini veren etrafi surlala cevrili,sirtini sarp kayalik daglara vermis tarihi sehir. dubrovnik sehrinin bir kucuk boyu denebilir. sehrin ortasindaki meydan kafelerinde oturup birseyler icmek ve geleni geceni seyretmek ayri bir zevktir.
budva ile birlikte karadağ'da görülmesi gereken oldukça küçük ve tarihi atmosferi sıkı sıkıya korumuş bir liman şehri.
kale surlarının çevrelediği eski şehir meydanına girip oradaki bizans, venedik ve avusturya imparatorluğunun eline geçmiş olduğundan tarihi zenginliğini her adımda gördüğünüz daracık sokaklarında gezdikten sonra ardından meydandaki cafelerden birine oturup bir şeyler içmenin keyfinin başka olduğu yer.

www.gezidoktoru.com
18/11/2013

www.gezidoktoru.com

Esik (Issık, Issyk) Kurganı, İskitlere ait olduğu düşünülen bir kurgan. Önemli kaynaklarda İskitlere ait olduğu iddiası kabul görür. M.Ö. 5. yüzyıl'dan kalma olduğu sanılır. Kazakistan'da Kazak arkeolog Prof. Kemal Akişef[oğlu] tarafından gün ışığına çıkarılmıştır.[

2 milyon nüfusuyla Kazakistan'ın en büyük kenti konumundaki Almatı'nın yaklaşık 50 kilometre doğusunda yer alan Esik (Issık) bölgesinde 1969–1970 yıllarında, Kazak Bilimler Akademisi'nin, Tarih, Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü'nün Arkeoloji bölüm başkanı Kemal Akişoğlu'nun yönetiminde kazılan, Alma Ata şehrinin 50 Km. yakınındaki, şimdiki Issık Kasabası'nda bulunan Esik Kurganı bir tesadüf sonucu ortaya çıkarılmıştır. 1970 yılında yol yapımı için başlatılan kazılar sırasında iş makineleri büyük bir taş kütlesine rastladı. Bu engeli ortadan kaldırmak için harekete geçen işçiler, bir müddet sonra bunun sıradan bir taş kütlesi ya da kaya parçası olmadığını anladılar. Ardından, resmî makamlara haber verildi ve inceleme için bölgeye bir arkeolog heyeti gönderildi. Heyetin başkanı Kemal Akişev, kazıları bizzat yönetti. Yapılan çalışmalar sonucunda büyük bir kurgan (mezarlık) ortaya çıkarıldı ve bu kurgan içinden insanlık tarihine ışık tutacak nitelikte çok sayıda eşya gün ışığına çıktı.
Höyüğü açan arkeologlar muhteşem bir mezarla karşılaştılar. Bu, bir lâhit değil, Mısır piramitlerindeki firavun odasını andıran, her tarafı kapalı, süslü kayalarla yapılmış bir oda idi. Bu odayı itina ile açtılar ve asıl şaşkınlık o zaman oldu. Çünkü, bu ölü odasının içi pırıl pırıl altın eşya ile doluydu. Altın olmayan eşyalar da çoktu.

Esik Kurganı Mısır Firavunu Tutankamon'un mezarından sonra dünyada en çok altın bulunan mezardır.
Bekin Nur Muhammedov (tarihçi, 61 yaşında), “Ben bir Nayman'ım (Bir Moğol kabilesi). Doğdum büyüdüm buralarda yaşarım.” diyor. “Az ileride bir fabrika var. 1969 yılında fabrikanın inşaatı devam ederken mezar ortaya çıkmış. Tarihçi olduğum için gelip bakmamı istediler. Ben oraya vardım ve mezarı ellerimle aralamaya başladım. Mezarların üzerindeki ağaçlar ateş görmüş gibi yanmadan kül haline dönüyordu. Altın Elbiseli Adam çıktığında parıltısından ve ışığından gözlerimiz k**aştı, bir süre bak**adık ona. Altın Elbiseli Adam'ın yanında, üzerinde yazılar olan bir de tas vardı. Elindeki yüzüğü ben taktım.”
Esik Kurganı'nın yapısı için şunlar söylenebilir: 7 metre derinliğindeki mezar odasının üzeri toprak-taş yığınıyla kapatılmıştı. Bu oda, diğer Hun kurganlarında olduğu gibi inşa edilmiştir. Kalın çam kütüklerinden yapılmış mezar odasının ölçüleri 32 metre ebadındadır. Odanın derinliği ise 1.20 metredir. Ancak, çam kütüklerinin içeriden yontularak düzleştirildiğini görüyoruz. Araştırmacıların açıklamalarına göre mezar odasının ahşap strüktürü dışında hazırlanmış ve sonra kazılan çukura indirilmiştir. Zeminden kurganın tepesine kadar olan yükseklik 9 metreyi, kurganın üzerindeki suni tepenin çapı ise 60 metreyi bulmaktadır.

Yapılan çeşitli araştırmalar, eserlerin bozkır kültürüne mensup Türk veya en azından Türklerle akraba (ya da Türkleşmiş) bir kavim tarafından yapıldığına işaret ediyor. Yazının Göktürk kitabelerinin alfabesine benzerliği ve eserlerin mitolojik, ikonografik özelliklerinin Hun sanatına çok uygun oluşu nedeniyle, özellikle Türkiyeli Türk araştırmacılar bunları Hun eseri olarak nitelendirmişlerdir.
Kurgan'dan Çıkan Eşyalar

Açılan mezarın içinden dört bine yakın altın eşya çıkarılmıştır.6 Mezarda ele geçen çeşitli eşyalar arasında seramik kaplar, ahşap tabaklar, 2 gümüş kupa ve yazının üzerinde yer aldığı bir gümüş çanak ile başka birçok obje vardır.7 18 yaşında olması gereken genç bir prense ait cesedin üzerindeki altın zırh başlı başına bir sanat eseridir.

Üç binden fazla madenî eşya, çeşitli küp, tabak ve çanaklar bu kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Literatüre "altın elbiseli adam" olarak geçen ve 16 yaşlarında öldüğü tahmin edilen bir erkeğe ait cesedin kalıntısı ise, bu kazılarda ortaya çıkarılan en önemli unsur konumundadır.

Realistik süsleme sanatı bu kurganda da bulunmuştur. Eyer örtüleri, tahta eyerler ve silahlar da bulunmuştur. Mezarın içerisinde bulunan yiyecek kalıntıları ve bu yazıt topluluğun cenaze törenlerini ve ölümden sonra ki hayata olan inançlarını göstermektedir.
Altın Elbiseli Adam (Khan Uya, Issyk Warrior, Golden Cataphract Warrior)

Altın Elbiseli Adam Kazakistan'da Esik Kurganı'nda bulunmuştur. İskitlerin eski çağdaki yaşayışları hakkında fikir edinilebilir. Esik Kurganı Kazakistan'ın önemli bir hazinesi olma konumundadır. Bu kurgan Sovyetler döneminde keşfedilmiştir. Altın Muharip'in çıkarıldığı yerde çıkarılan İskit (saka) yazıtların da bu kişinin 18 yaşlarında bir prens olduğu yazılmaktadır.

Altın Elbiseli Adamın üzerinde bir kaftan, çizme ve başlık bulunmaktaydı ve bunların hepsi de altınla kaplanmıştı. Kılıcı da yine altından yapılmıştı. Başlığının üzerinde ise kuş tüyleri ile tuğlar bulunmakta ve tepesinde ise küçük bir keçi kabartması yer almaktaydı. Yine başlığının yanı sıra elbisesinde ve kemerinde de at, koyun, pars gibi hayvanların kabartmaları görülmekteydi. Altın Elbiseli Adama ait olduğu tahmin edilen altın küpe ve yüzükler, ok, k**a ile kamçı da kurgandan çıkarılanlar arasında bulunmaktaydı.

www.gezidoktoru.com
17/11/2013

www.gezidoktoru.com

T**ikaka Gölü. Peru ve Bolivya arasında kalan Güney Amerika'nın en büyük tatlı su gölüdür.
8.288 kilometrekare alana sahip olan göl And Dağları'nın Altiplano adı verilen platosunda, Peru ve Bolivya arasında yer alır. Batı kıyısı Peru'ya, doğu kıyısı ise Bolivya'ya aittir.
T**ikaka Gölü, ticari gemilerin de çalıştığı,yüksek rakımlı bir göldür. Tibet Platosunda çok daha yüksek rakımlı (4000 m.nin üzerinde) göller bulunur. Deniz seviyesinden yüksekliği 3.810 metre olup 194 km uzunluğa ve 65 km genişliğe sahiptir. Ortalama derinliği 140 - 180 metre arasındadır. Bazı yerliler dipsiz olduğunu iddia etseler de en derin yeri 280 metredir. Yirmibeşten fazla akarsu bu göle dökülür. İnka kültürünün izlerini barındıran Güneş Adası (Isla del Sol) dahil irili ufaklı birçok adacığı barındırır. Çevresinde yaşayan halk için gölde yapılan balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.
İsminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte iki Aymara kelimesinin yanyana gelmesinden oluşur. T**i "büyük kedi", Kak ise "kaya" manasına gelir ve tercümesi Puma Kayası olarak yapılabilir. Efsaneye göre ilk İnka Kralı Manco Capac Güneş Adası'nda ilk olarak, kedi başını andıran bir kayaya çıkar. Göl haritasına baş aşağı bakıldığında, yatan kedi formu ayırt edilebilir. Buna karşın Quechua Dili'nde t**i "kurşun" veya "kurşun rengi" qaqa ise "kaya" demektir. Yani "kurşini (kurşun rengi) kaya"
T**ikaka Gölü'nün karakteristik özelliklerinden biri yüzen adacıklardır. Bu adacıklarda yaşayanlara 'Uros' (çoğul kelime) adı verilir. Uros, yüzen adacıkları savaşçı İnkalardan korunmak maksadıyla, yöreye özgü Totora adlı bir bitkinin kargılarını çapraz olarak bir araya getirerek oluştururlar. Üzerinde basit kulübeler de inşa ettikleri bu adacıkları balık avında kullanırlar.
Uros, geleneksel yaşam şekilleriyle gurur duyar ve karaya yerleşmeyi reddeder. Turistlerin sallanan adalarını ziyaret etmesine izin verirler.
Peru'ya ait Taquile adasında bugün yaklaşık 1.600 Quechua yaşamaktadır. Bu 5,5 km uzunluğunda ve 1,6 km genişliğindeki adada yaşayan halk, yabancılardan saklandıkları için çok sonraları keşfedilmiştir. Örgü ören erkekleri nedeniyle adaya Örgü ören erkekler adası adı da verilir.
Gölün Bolivya tarafında kutsal adalar, Güneş Adası (Isla del Sol) ve Ay Adası (Isla de la Luna) bulunur. Her ikisinde de küçük geleneksel köyler ve çok sayıda eski harabe mevcuttur.
T**ikaka Gölü, bir dizi ender rastlanan hayvana yaşam ortamı sunar. Bunlardan biri T**ikaka dalgıcı (Rollandia microptera) denen kuştur. Bu kuşun ilginç yanı, küçük kanatları sebebiyle uçamamasıdır. Tehlike anında suyun üstünde hızlı adımlar atarak ve çok güçlü kanat çırpmalarla kaçar. Ancak bu kanat çırpmalar kuşu havalandırmaz. Diğer bir endemik canlı ise T**ikaka kurbağasıdır. Kurbağa ağırlıklı olarak cildiyle soluma yaptığından, cildi çizgilidir.

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gezi Doktoru posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Featured

Share

Category