04/06/2026
Mekke ve Medine Hasreti
Bazı ayrılıklar vardır ki üzerinden aylar geçse de kalpte bıraktığı boşluk dolmaz. Mekke ve Medine’ye veda etmek de böyledir. Çünkü insan sadece bir şehirden ayrılmaz; secdelerine şahit olan mekânlardan, dualarını semaya emanet ettiği kutlu beldelerden ve ruhuna huzur veren iklimden ayrılır.
Mekke’ye duyulan hasret, Kâbe’yi ilk gördüğün andaki heyecanın yeniden yaşanma arzusudur. Her tavafta Rabbine biraz daha yaklaşmanın verdiği huzuru, Beytullah’ın gölgesinde hissedilen rahmeti ve gönlü kuşatan sükûneti tekrar yaşayabilme özlemidir.
Medine’ye duyulan hasret ise bambaşkadır. O, sevgiliye duyulan özlemdir. Ravza’nın huzurunu, Mescid-i Nebevî’nin manevi iklimini ve Efendimiz’in (sav) mübarek beldesinde hissedilen tarifsiz huzuru yeniden yaşayabilme arzusudur. İnsan Medine’den ayrılırken sanki kalbinin bir parçasını orada bırakır da bedenini memleketine götürür.
Gitmeyen insanın içinde merak vardır; giden insanın içinde ise hasret… Çünkü gören bilir. Kâbe’nin karşısında geçirilen bir gecenin, Ravza’da verilen bir selamın ve gözyaşlarıyla yapılan bir duanın dünyadaki hiçbir şeyle kıyaslanamayacağını bilir.
Bu yüzden Mekke ve Medine hasreti, bir şehre duyulan özlem değil; Rabbine yakın hissettiğin anlara, Peygamber Efendimiz’in (sav) komşuluğuna ve ruhunun huzur bulduğu kutlu iklime duyulan özlemdir.
Ve her dua aynı niyazla yükselir:
“Allah’ım, bizi yeniden Beytullah’ın gölgesine ve Habibinin huzuruna kavuştur. Ayrılığı uzun eyleme, hasretimizi vuslata çevir.” 🤲🏻🕋🌹