16/09/2026
Dünyanın son psikiyatri seansı
Dünya bugün son kez terapiye gitti. Şikâyeti yorgunluktu. Uzun zamandır iyi uyuyamıyor, ateşi yükseliyor, nefesi daralıyor, mevsimleri birbirine karışıyordu. Bazen hiç beklenmedik bir yerde ağlıyor, bazen öfkesini toprağın derinliklerinden çıkarıyordu. Kimse onun hasta olduğunu düşünmedi. Çünkü herkes onun sonsuza kadar dayanacağını sandı. Oysa Dünya uzun zamandır iyi değildi. Üzerinde milyarlarca insan taşıyor ama kendisini hiç bu kadar yalnız hissetmiyordu. İnsan ona hep sahibiymiş gibi davrandı; dağlarını deldi, nehirlerinin yönünü değiştirdi, ormanlarını yaktı, denizlerini kirletti, hayvanlarını evlerinden sürdü. Sonra bütün bunlara kalkınma dedi.
Dünya sustu. Çünkü onun dili olmadığını düşündük. Oysa kuruyan bir göl cümlesiydi, yanan bir orman çığlığı, çatlayan toprak susuzluğu, eriyen buzullar ateşiydi. Biz hiçbirini dinlemedik. İnsanın garip bir yanılgısı vardı; dokunduğu her şeyin kendisine ait, tükettiği her şeyin yeniden yerine konabilir olduğunu düşündü. Suyu bitmez sandık, toprağı yorulmaz, ağacı tükenmez, denizi kir tutmaz… Bir tek kendi ömrümüzün kısa olduğunu biliyorduk. Belki de bu yüzden bu kadar acele ettik. Daha çok bina, daha çok yol, daha çok üretim, daha çok tüketim, daha çok para… Ve hiç durup “Bu kadarına gerçekten ihtiyacımız var mı?” diye sormadık. Önce doğayı hayatımızdan çıkardık, sonra ona yeniden ulaşabilmek için bedel ödemeye başladık. Gökyüzünü kirlettik, temiz hava bulmak için şehirden kaçtık. Denizleri kirlettik, deniz manzarasına servet ödedik. Ağaçları kestik, sonra birkaç günlük huzur için ormanların içine oteller yaptık. Kaybettiğimiz doğayı satın alabileceğimizi sandık.
Yazının devamını aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz
https://www.kemergozcu.com/yazi/dunyanin-son-psikiyatri-seansi-294.html