İZÇEV

İZÇEV İzmir Çevre Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği

10/07/2017

TATİLİN her türlüsü bünyeye faydadır ama iyice faydalısı da olur.

28/06/2017

Adım Panos Manikis. Yunanistan’ın kuzeyinde, Selânik’te doğdum ve 30yıl kadar önce bir arazi arayışındayken buraya yerleştim. Oluşturduğum bu doğal tarlada 1989’dan beri sebze, meyve ağacı ve tahıl…

Dünya Çevre Günü'nde İzmir karnesi: Efemçukuru, Gaziemir, Aliağa...Çevre Mühendisleri Odası 5 Haziran Dünya Çevre Gününd...
07/06/2017

Dünya Çevre Günü'nde İzmir karnesi: Efemçukuru, Gaziemir, Aliağa...

Çevre Mühendisleri Odası 5 Haziran Dünya Çevre Gününde İzmir Çevre Sorunlarını Değerlendirdi

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay, 5 Haziran Dünya Çevre günü nedeniyle İzmir'in 2017 Çevre Raporu'nu açıkladı. İzmir'in çevre sorunları ile boğuştuğunu, Aliağa'da ağır sanayi kirliliği ve gemi söküm tesislerinin neden olduğu kirliliğin devam ettiğini belirtildi.
Dünya Çevre Günü nde İzmir karnesi: Efemçukuru, Gaziemir, Aliağa...

Dünya Çevre Günü nedeniyle basın toplantısı düzenleyen Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay, Şube'nin hazırladığı 'İzmir 2017 Çevre Durum Raporu'nu açıkladı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası olarak 31 Mayıs- 5 Haziran tarihlerini 'Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası7 olarak değerlendirdiklerini belirten Kınay, şunları söyledi:

"5 Haziran Dünya Çevre Günü, Odamız için bir kutlama değil, çevre sorunlarına, ekolojik yıkıma dikkat çektiğimiz ve mücadeleye çağrı yaptığımız gündür. Ülkemizde yıllardır iktidar partileri değişirken emeğin ve doğanın sömürüsü üzerine kurulmuş olan yönetim politikaları değişmiyor. Uzun yıllardır egemen kılınan ve çağdaş, katılımcı demokrasi ile hiçbir ortak noktası olmayan yönetim anlayışı nedeniyle ülkemizin su kaynakları kirletilmiş, doğal varlıkları, orman alanları talan, tarihi zenginliklerimiz tahrip edilmiş, kentsel dönüşüm süreçleriyle kent yoksulları yerlerinden edilmiştir. Doğanın ve emeğin sömürülmesi süreçleri bu dönemde tüm yıkıcı etkileri ile karşımızda durmaktadır. Ülkemiz ve kentimizde yurttaşlarımızın yaşam alanlarını ranta ve talana karşı korumak adına yaptığı mücadeleler; çevre sorunları ile toplumsal sorunlar arasında ayrılmaz bir ilişki olduğunu, çevrenin korunmadığı bir demokrasi olamayacağı gibi, demokrasinin olmadığı bir ülkede de çevrenin korunamayacağını göstermiştir.

"İZMİR ATIKSU VE İÇME SUYU ARITMADA ÖNCÜ AMA"
Türkiye'nin her yanında kent ve doğa talanı ile çevre sorunlarının olduğunu, bunların birçok örneğinin İzmir'de de yaşandığını belirten Kınay, bir yüzü ile kentsel altyapı tesisleri ile Türkiye'nin diğer kentlerinden önde ve öncü konumda olan İzmir'in Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 'Belediye Atık Su İstatistik Anketi' sonuçlarına göre, Avrupa Birliği standartlarında arıtma sayısı, kişi başına düşen atık su arıtma miktarı ve AB standartlarında arıtım oranı ile Türkiye'de ilk sırada yer aldığını söyledi. Türkiye'de gelişmiş atıksu arıtma kapasitesinin yüzde 41.6 olduğunu belirten Kınay, İzmir sınırlarında arıtılan suyun yüzde 95.3'inin bu yöntemle arıtıldığını dile getirdi. Kınay, "Atık su ve içme suyu arıtma tesisleri ile öncü olan İzmir, diğer taraftan plansız yapılaşma ve altyapı eksiklikleri nedeni ile her yağışta seller ile karşı karşıya kalıyor. Kent her tarafından kuşatıldığı çevre problemleri ile boğuşmaya devam ediyor" dedi.

"ALİAĞA'DA AĞIR SANAYİ KİRLİLİĞİ SÜRÜYOR"
Kınay, İzmir'deki devam eden ve yeni ortaya çıkan çevre sorunlarını açıkladı. Aliağa'da ağır sanayi kirliliğinin devam ettiğini belirten Kınay, "Bölgenin çevresel kirlilik kapasitesini aştığı yıllardır bilinmesine rağmen kömürlü termik santral yatırımları ile ilgili süreçler devam ediyor. ÇED olumlu belgesi iptal edilen bir termik santralin ilave ünitesine ÇED belgesi düzenleniyor. Bilirkişi incelemesinde çalışma izni olmadığı ortaya çıkan tesis Aliağa'yı kirletmeye devam ediyor. Bir diğer termik santral ÇED olumlu belgesi iptal davasında bilirkişi raporunda bilim insanları, bütüncül bir ÇED değerlendirmesi yapılmadığı, tesisin çevresel etkilerinin doğru değerlendirilmediğini ifade ediyor. Hukuki süreçler devam ediyor, ÇED oyunu sürüyor Aliağa kirletmeye devam ediyor" diye konuştu.

"GEMİ SÖKÜM TESİSLERİ KİRLETİYOR"
Gemi söküm tesislerinde yapılan işlemlerin nasıl kontrol edilemediğinin geçmişte 'Kuito' gemisi ile bir kez daha ortaya çıktığını belirten Kınay, "Zehirli Kuito gemisinin sökümünün durdurulması için alınan mahkeme kararı gelene kadar gemi sökümü çoktan bitmişti. Ethan adlı gemi ile bu süreci tekrar yaşadık. Gemi söküm tesisleri kirletmeye devam ediyor" dedi.

EFEMÇUKURU UYARISI
Kınay, Efemçukuru altın madeni ÇED kapasite artışına ilişkin açılan iptal davasında bilim insanları tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarında tespit edilen kirliliğe rağmen tesisin çalışmaya devam ettiğini söyledi. ÇED olumlu belgesi iptal edilen tesise, Çevre Bakanlığı tarafından yeni ÇED olumlu belgesi verildiğine dikkat çeken Kınay "Hukuki süreçler devam ediyor, ÇED oyunu sürüyor. Altın madeni İzmir'in gelecekteki su kaynağını tehdit etmeye devam ediyor" diye konuştu.

"GAZİEMİR NÜKLEER ATIKLA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR"
Gaziemir'de 2007 yılında tespit edilen atıklarla ilgili sürecin de hala devam ettiğini, Türkiye'ye girişi yasak olan nükleer atıkların oraya nasıl geldiği, kimler tarafından getirildiğin hala bilinmediğini dile getiren Kınay, hukuki sürecin devam ettiğini söyledi. ÇED oyununun sürdüğünü, Gaziemir'in nükleer atıkla yaşamaya devam ettiğini beirten Kınay, İzmir'de tarım, orman, doğal sit alanlarının kontrolsüz plansız RES'lerle (rüzgar enerjisi santrali), taş ocakları ile elden çıktığını savundu. Kınay, "Kentte son derece kısıtlı olan korunan alanlar rant baskısı, çılgın projeler ve yapılaşmanın tehditleri ile karşı karşıya" dedi.

ÇEŞME'DEKİ GEMİ KAZASI
Çeşme'deki gemi kazası, Gördes nikel madenine sülfirik asit taşıyan tankerlerin son 2 ayda yaptığı kazalar ve yapılamayan müdahalelerin, bu süreçlere ne kadar hazırlıksız, kontrolsüz olunduğunu gösterdiğini belirten Kınay, denizlerin, toprakların kirlendiğini dile getirdi. Kınay, Çeşme'de kayalıklara oturan 'Lady Tuna' adlı gemisinden denize yakıt sızmasından sonra incelemelerde bulunduklarını ve ilgili kuruluşlarla yazışmalar yaptıklarını, bunların sonucunda temizlik çalışmalarının yetersiz olduğunun görüldüğünü söyledi. Kınay şöyle devam etti:

"İlk müdehalede eksiklik olduğu, sonrasındaki temizlik çalışmalarında da üst tabakların alındığı görüldü. Bu tür kazalarda temizliğin bittiğini söylememek gerekir. Turizm potansiyali ve balık çiftliklerinin olduğu bir bölgeyle ilgili bilimsel raporları görmeden açıklama yapmamak gerekir. Kazayla ilgili devam eden bir davada bilirkişi raporunda havaların ısınmasıyla beraber problem olabileceğini bilgisi yeraldı. Umarım sorunla karşılaşmayız."

"ZEYTİNLİKLER YOK EDİLECEK"
Kınay, Birleşmiş Milletler'in 'Doğa ile temasta ol' temasının Türkiye'de ne yazık ki doğanın, orman ve doğal sit alanlarının, meraların rant baskısına yenilmesi şeklinde ortaya çıktığını söyledi. Yaşam alanlarının korunması için düzenlenmesi gereken yasaların bu alanların talanının önünü açtığını savunan Kınay, "Zeytin Kanunu ile bölgemizdeki zeytinliklerin madencilik ve sanayi faaliyetleri ile 'kamu yararı' adı altında yok edilecek olması buna son örnektir. Anayasanın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini ödemenin devletin ve yurttaşların ödevi olduğunu belirtmektedir. İzmir halkı anayasal hakkını; sağlıklı yaşam hakkını, yaşam alanlarını, havasını, suyunu, toprağını korumak için mücadele ediyor. Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak doğadan ve yaşamdan yana bu mücadeleyi destekliyor. Bu kentte 'Ekolojik yıkıma karşı dayanışma var' diyoruz" dedi. (DHA)

http://www.egedesonsoz.com/haber/dunya-cevre-gunu-nde-izmir-karnesi-efemcukuru-gaziemir-aliaga-/956088

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay, 5 Haziran Dünya Çevre günü nedeniyle İzmir in 2017 Çevre Raporu nu açıkladı. İzmir in çevre sorunları ile boğuştuğunu, Aliağa da ağır sanayi kirliliği ve gemi söküm tesislerinin neden olduğu kirliliğin devam ettiğini belirtildi.

07/06/2017

Zeytin, kültürümüzün, yemeklerimizin, Ege’nin olmazsa olmazı şimdi bu topraklardan göçüp gitmek üzere. Bölgede en büyük zeytin üreticisi olan Türkiye, kendi elleriyle zeytini öldürmeye kalkıyor. 2006 yılından beri defalarca kez denendiği gibi bu kez de zeytincilik ve doğa katledilmek isteniyor. Mecl...

09/05/2017

Günümüz dünyasında neredeyse herkes teknoloji tarafından kontrol edilirken betondan uzak yaşam bir çılgınlık gibi adlandırılıyor. Lüks arabalar, kaliteli evler, inanılmaz hızlı telefonlar bir statü göstergesi olarak kabul edilse de durum tam olarak böyle değil. Yaklaşık

15/08/2016

Satın alma Sahiplen

"Çevre mühendislerinden sonra çevre platformları da zehirli atık yüklü olduğu iddia edilen ve Aliağa söküm tesislerine g...
04/02/2015

"Çevre mühendislerinden sonra çevre platformları da zehirli atık yüklü olduğu iddia edilen ve Aliağa söküm tesislerine gelmek üzere Tavşanlı açıklarında demirleyen Kuito gemisinin durdurulmasını istedi
Mehmet Emin AL / Günlerdir İzmir’in 1 numaralı gündem maddesi olan petrol tankeri Kuito önceki gece Aliağa açıklarındaki Tavşanlı adası yakınlarında demirledi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, parçalanmak üzere gelen geminin radyoaktif maddeler taşıdığı iddialarıyla ilgili olarak açıklama yaptı. Açıklamada, yapılan ölçümlerde söz konusu değerlerin uluslararası limitleri aşmadığı bildirilirken, “Kuito Gemisi Türkiye karasuları demirleme bölgesine geldiği anda Aliağa Liman Başkanlığı’nca Yanaşma İzni düzenlenmeden önce geminin survey raporuna istinaden oluşturulan Mütemmim Cüz komisyonuna Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, TAEK ya da AFAD personelleri dahil edilecek olup Mütemmim Cüz komisyonunun tespitleri sonucunda beyana aykırı (Sınır değerleri aşan Radyasyon tespiti, Mütemmim Cüz harici Tehlikeli Atık ya da Madde tespiti) bir husus tespiti halinde geminin notifikasyon onayı yapılmaksızın mahrece iade edilecektir” denildi ancak yapılan açıklama kamuoyunu tatmin etmedi."

Dokuz Eylül Gazetesi 04.02.2015 tarihli haberidir.
Haberin Tamamına http://gazetedokuzeylul.com/?p=5140 adresinden ulaşabilirsiniz.

Değerli Üyelerimiz sevgili gönül dostlarımız,İZÇEV ( İzmir Çevre Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği) olarak kurul...
14/11/2014

Değerli Üyelerimiz sevgili gönül dostlarımız,

İZÇEV ( İzmir Çevre Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği) olarak kurulduğumuz günden bu yana eylemlerimiz, etkinliklerimiz ve ziyaretlerimizle tanıştığımız güzel insanlar, arkadaşlarımız...

Sizlerle birlikte mücadelemizi daha da büyütmek için İZÇEV kurumsal kimliğine, felsefesine yaraşır bir mekan arayışındaydık. Mekan, etrafı sadece betonlarla çevrili bir mesken değildir. Mekan, ümitlerinizi, hedeflerinizi ve yapmak istediklerinizi sürekli kılabilecek bir ruh halidir ve devam mecburiyeti vardır. Bu hedefle yeni dernek binamızın görsellerini sizinle paylaşmaktan büyük mutluluk ve gurur duymaktayız. Tadilat çalışmalarına kısa bir sürede başlayacağız. Emeğini, aklını bizden esirgemeyen dostlarımızla bu tadilat sürecini bir an önce tamamlayıp İZÇEV'e özgü bir mekanda en kısa zamanda sizlerle yarım kalan yerden devam etme dileğimizle...

İZÇEV

1999 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ruhsat verilen ve o zamandan beri bilim insanlarının itirazı...
08/02/2014

1999 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ruhsat verilen ve o zamandan beri bilim insanlarının itirazına rağmen bölgede altın arama faaliyetine devam eden “Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti”ne karşı EGEÇEP adına avukat Arif Ali Cangı anayasaya mahkemesine dava açtı. İç hukuk yolları tükendiği için anayasa mahkemesine başvurulan davada Cangı, özellikle Tahtalı ve Çamlı su havzasının büyük tehlike altında olduğunu, bu nedenle maden arama çalışmalarının durdurulması gerektiğini belirtiyor.
Hukuki süreç nasıl işledi?
1999’da başlayan maden arama faaliyetinin durdurulması için yürütmeyi durdurma kararı çıkmış, karar danıştay tarafından bozulmuştu. Yapılan bilimsel toplantılarda “tesisin metal kirliliği yaratacağı, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının, bitki ve orman örtüsünün zarar göreceği” belirtilmesine rağmen, maden tesisine 2005 yılında ÇED raporu da verildi. Yanısıra, 31 Aralık 2013 yılında, işletmenin kapasitesinin arttırılmasına ilişkin projeye de, hukuki itirazlara rağmen ÇED raporu verildi. Bu sırada 2005 yılında verilen ÇED olumlu kararının yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan dava da reddedildi. Gelinen noktada, iç hukuk yolları tükendiği için anayasa mahkemesine başvuruluyor.

Gerekçe: adil yargılama hakkı ve sağlıklı çevrede yaşam hakkı ihlali
Arif Ali Cangı, bilirkişi raporuna yapılan itiraz dilekçesinin gerekçesiz reddedilmesinin adil yargılama hakkının ihlali olduğunu, Bunun da Anayasaının 14.1 maddesi ve AİHS 6. Maddesinin ihlali olduğunu belirtiyor. Ayrıca Anayasa mahkemesi ve AİHS’in sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını düzenleyen maddelerinin de Anayasa mahkemesine bireysel başvurunun önünü açtığını belirtiyor.
ÇED sürecinde bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş fakat kabul edilmemişti. Cangı, bilrikişilerin konu hakkında uzman olmadığı, maden hakkında verilecek bir kararın hidrojeoloji uzmanlarına danışarak verilmesi gerektiğini belirtiyor.
“Maden şirketi Çamlı barajının yapılmayacağına dair belge aldı ama o baraj stratejik plan içinde, kirlenmenin tamamı Çamlı barajına taşınacak. Kaldı ki baraj yapılmasa bile bölgenin dereleri Ege Denizi’ne ulaşıyor. Tüm bölge kirlenecek. Bu madenin çalışması Tahtalı su havzasının feda edilmesi anlamına geliyor. İzmirin gelecekteki suyu olacak mı tartışması bu. İzmir’in yerel yönetimin sorumlu olması gerektiğini söylüyoruz yıllardır.”

Maden büyüyerek faaliyete devam ediyor
Şu anda altın ve gümüş madeni, 31 Aralık 2012’de aldığı ÇED raporu uyarınca kapasitesini üç kat arttırmış durumda çalışmaya devam ediyor. Cangı’nın söylediğine göre, köylüler tarafından “hayvanlar ölüyor” şikayetleri geliyormuş fakat ağır metal kirliliğinin etkilerinin daha leri zamanda, kaser vakalarının artmasıyla ortaya çıkacağını söylüyor.
Eğer anayasa mahkemesi Efemçukuru Altın Madeni’nin faaliyetlerinin tedbiren durdurulması kararını verirse, Bergama altın madeni davasından sonra Efemçukuru da maden aramalarının ekolojik tahribatı açısından emsal bir karar olacak. Cangı, mücadelenin “altın mı su mu?” sorusunda kilitlendiğini söylüyor.
(Yeşil Gazete)

İzmir Foça’da “Termik Santral ve Cüruf Alanlarının Çevresel Etkileri ve Yenilenebilir Çözümler” konulu panel düzenlendi....
27/01/2014

İzmir Foça’da “Termik Santral ve Cüruf Alanlarının Çevresel Etkileri ve Yenilenebilir Çözümler” konulu panel düzenlendi. Reha Midilli Kültür Merkezinde gerçekleştirilen, panelde, Aliağa ve Foça arasındaki sanayi kuruluşlarının ve yapımı süren termik santrallerin yarattığı tehlikeler masaya yatırıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, “Zaten yeterince kirlenmiş olan bölgemizi daha da kirletecek olan termik santrallere karşı el ele verip, hem sokaklarda hem de hukuki alanlarda direnmek zorundayız ve direneceğiz” diye konuştu.

GERZELİLER GİBİ DİRENİLMELİ

Konuşmalardan önce Gazetemiz Muhabiri Özer Akdemir’in hazırladığı ve Hayat Televizyonunda yayınlanan Çepeçevre Yaşam programından, Aliağa bölgesindeki çevre sorunları ve verilen mücadelelerle ilgili 20 dakikalık seçki ilgiyle izlendi. Seçkinin sonunda konuşan Akdemir, Gerze’lilerin termik santrale karşı verdiği mücadeleyi örnek vererek, halkın kararlı bir şekilde direndiğinde yaşam alanlarını korumayı başardığına dikkat çekti.

SANAYİCİNİN ÇÖZÜMÜ SORUNUN KAYNAĞI OLDU

Akdemir’in ardından konuşan 9 Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül de, Aliağa bölgesinde 1974’lerde başlayan demir çelik üretiminin yarattığı cüruf sorunu ile ilgili “Böylece yüz binlerce ton atık yığıldı bölgeye. Bu atıkların yasal mevzuat gereği bertaraf edilmesi yoluna gidilse sanayici bir dünya para harcamak zorunda kalacaktı. Onlar da bu sorunu cürufları getirip tarım arazileri üzerine dökerek çözdüler! Dedi.” Demir çelik tesislerinde 15 milyon ton hurda metalin kullanıldığı bilgisini veren Küçükgül, bunların içindeki tehlikeli maddelerin belirlenmeden bu tesislerde kullanılmasının yaratacağı tehlikelere dikkat çekti. Küçükgül, “Radyasyonlu bir atığın eritilip çatal haline getirildiğini düşünün. Yıllarca bu çatal etrafa radyasyon ışını yaymaya devam edecektir” diye konuştu.

YAPILACAK EN İYİ ŞEY BU DÜZENİ DEĞİŞTİRMEKTİR

Kirli sanayi işletmelerinin ve termik santrallerinin çevresel ve sağlığa olan etkilerini anlatan Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa, günümüzde bütün hastalıkların yüzde 80’inin çevresel etkilere bağlı olduğunu aktardı. Aliağa’da hava, su ve toprağın kirlendiğini ve kirliliğin artarak devam ettiğini belirten Karababa, bu kirliliğin yarattığı sağlık sorunları hakkında bilgiler verdi. Karababa, “Kapitalizmin sonu mu dünyanın sonu mu? sorusunu soruyoruz artık. Yapabileceğimiz en iyi şey bu düzeni değiştirmektir” diye konuştu. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanay Sıtkı Uyar ise 100’de yüz yenilenebilir enerjinin mümkün olduğu üzerine kurduğu sunumunda enerjide birinci çözümün enerjinin etkin ve verimli kullanımı olduğunu söyledi. Panel konuşmaların ardından soru cevap bölümüyle devam etti. (İzmir / EVRENSEL)

www.evrensel.net

Europium 152 ülkeye nasıl girdi?Okan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi atom mühendisi Prof. Dr. Tolga Yar...
23/01/2014

Europium 152 ülkeye nasıl girdi?
Okan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi atom mühendisi Prof. Dr. Tolga Yarman’ın konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle: “Söz konusu radyoaktif malzeme Europium 152 izotopu adını verdiğimiz atom çekirdeği. Bu maddenin ülkemize nasıl girdiğini anlamakta zorluk çekiyorum. En önemli sorulardan biri bu. Bu malzeme tek başına girmiş olamaz, muhakkak beraberinde başka radyoaktif atıklarla gelmiş olmalı, yanmış nükleer reaktör çubuklarında bulunuyor olmalı. Yanmış nükleer reaktör yakıt elemanları Türkiye’ye nasıl ve hangi maksatla getirilmiş? Bunun açığa çıkarılması gerekiyor. Bunun ötesinde, yanmış atıklarda bu fabrika neyi eritmiş? Farkında olmadan eritildiğini söylüyorlar. Buna ihtimal vermenin zor olduğunu düşünüyorum. Fabrikanın bulunduğu yerin altına gömülmüş, ancak fabrikanın erittiği ve üretimde kullandığı maddelerin içinde de mutlaka radyoaktif malzemelerin bulunduğuna ilişkin bir resim çok vahim şekilde karşımıza çıkıyor. O takdirde, fabrikanın üretim unsurlarının ciddi olarak takip altına alınması gerekiyor. Fabrikanın ürettiği ve dışarıya verdiği ürünlerin yansıtacağı tehlikeyle de karşı karşıyayız. Fabrikanın üretim damgasını taşıyan birkaç aküyü derhal kontrol altına almak gerekir.”
TAEK’in derhal duruma müdahale ederek savcılık nezdinde de suç duyurusunda bulunulması gerektiğini belirten Yarman şöyle devam ediyor: “Sadece bu maddeleri kullananları cezalandırmak için değil, bu maddelerin nasıl olup da kullanıldığını anlamak ve daha vahim durumları önlemek için gerekliydi. Bunun neden yapılmadığını anlamakta güçlük çekiyorum. Ortada ciddi bir cürüm var. Kasıtlı olmasa dahi çeşitli açılardan görev ihmali var. Birileri bu malzemeyi yollamış, satmış, demek ki yasal olmayan ilişkiler var. Tehlike yalnızca fabrikanın içindeki ya da gömülü atıklardan kaynaklanmıyor. Bu malzemeler eritilirken fabrikada çalışan personelin de bulunup sağlık kontrolünden geçirilmesi gerekiyor. TAEK bunun nereden geldiğinin izini nasıl sürmemiş? Nerede bu ürünler? Fabrikanın ürettiği kurşunlardan üretilen akülere mutlaka ulaşmak gerekiyor.”
Yarman acilen yapılması gerekenler konusunda da şunları söylüyor: “Bölgenin karantinaya alınması gerekiyor. Yeraltı sularıyla radyoaktif maddelerin nerelere kadar ulaştığını kestirmek mümkün değil. Radyoaktif maddelerin güvenli bir yere nakledilmesi gerekiyor. Arazinin eşilmesi ve atıkların güvenli bir yere alınması gerekiyor.”
İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ata Erbolat ise konuyla ilgili şöyle bir açıklamada bulundu: “TAEK bize bir yazı yazarak ‘Benden habersiz bir işlem yapmayın’ dedi. Biz de ilgili kurumlara bu yazıyı gönderdik. Radyoaktif madde tespitinin yapıldığı ve hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini bildirdik. Yapılması gerekenlerin tamamı yönetmeliklerle belirtilmiş. Yetkili TAEK’tir. Bir an önce, radyoaktif maddelerin bertaraf edilmesi gerekiyor, neye mal olursa olsun. Fabrikada atıkların gömüldüğüne dair şikâyet gelmişti. Biz de Mart 2008’de ekip gönderdik. 320 bin TL ceza kesildi. Ceza ile ilgili mahkemeye gittiler. Davayı kaybettiler. Ancak temyize gittiler. Mahkeme halen devam ediyor. İl Çevre Müdürlüğü yönetmeliğe uygun olmadığı için de suç duyurusunda bulundu. İZAYDAŞ ile anlaşma aşamasında numunelerden radyoaktif madde çıkınca TAEK devreye girdi. Ve biz TAEK’in yazısından sonra hiçbir işlem yapmadık.”

Manisa’da nükleer skandal:tam 140 katı radyasyon ölçümü yapıldı. Değerler, nükleer çöplük skandalı olarak bilinen İzmir ...
19/01/2014

Manisa’da nükleer skandal:
tam 140 katı radyasyon ölçümü yapıldı. Değerler, nükleer çöplük skandalı olarak bilinen İzmir Gaziemir’de eski kurşun fabrikasının atıklarının bulunduğu bölgede yapılan ölçümlerin tam 20 katı.
Yapılan değer ölçümleri, Evrensel tarafından an be an belgelendi. Şimdiye kadar Türkiye’de bu boyutta değer ölçülmedi. Sonuçlar, uzmanlar tarafından “Tam bir felaket" olarak yorumlanırken, radyoaktif kirliliğin Gediz Nehri üzerinden Ege denizine taşınarak çok daha geniş bir alana yayılmış olma tehlikesi var.

ESKİ URANYUM MADENİ
Manisa’nın Köprübaşı ilçesine 4 kilometre uzaklıkta, 1970-1980 yılları arasında faaliyet gösteren uranyum cevher alanlarından ve işletme tesisinden, dünya genelinde izin verilen yıllık radyasyon değerinin tam 140 katı radyasyon ölçümü yapıldı. Maden yatakları civarında gama radyasyon ölçümü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül ve EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Jeoloji Mühendisi Erhan İçöz, cihazın ölçtüğü değerler karşısında şok oldu.
Küçükgül ve İçöz’le gittiğimiz tesislerin bulunduğu Köprübaşı ilçesinin Kasar Köyü’nde, Gamma-Scout marka ölçüm cihazı, radyasyon değerini 0,200 mikrosiveret-saat gama radyasyon olarak ölçtü. Yürüyerek gittiğimiz uranyum ocakları boyunca uzmanlar tarafından yapılan radyasyon ölçümlerinde, alana yaklaştıkça cihazın gösterdiği değerler yükseldi. Uranyum çıkarılan bölgeye yaklaştıkça 3, 4, 5 olarak yükselen değerler, uranyum arama çalışması yapılan bölgede ise 16 mikrosiveret-saat seviyesine kadar çıktı.

ÇERNOBİL’İN ETKİSİNDEN FAZLA
Bu değerleri yorumlayan Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül, “Bölgedeki dere yataklarından akan suyla kirliliğin Demirköprü barajına, oradan da Gediz yolluyla Ege denizine ulaşması söz konusu. Biz alanda Gama ışınlarını ölçtük. Elde edilen değerler Birleşmiş Milletler Atom Enerji Komisyonunun tanımladığı yıllık değerin 140 katı. Biz 16 mikrosivert ölçtük. Türkiye'de böyle bir sayı yok. Bu sayı Fukişima'da 40. Çernobil'in Karadeniz kıyılarına yıllık etkisi 0.50 mikrosivert düzeyinde. Karadeniz’deki kanser oranının yüksekliğinin Çernobil nükleer felaketiyle olan ilişkisi yıllardır biliniyor” diye konuştu.
Bölgede geniş kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini söyleyen Küçükgül, “Bunlar toprağın, suyun atom yapılarını bozuyor. Bu öyle bir şeydir ki sınır tanımaz, uyuyanı uyandırır, sakin olanı saldırgan hale getirir” diye konuştu.

TAM BİR FELAKET!
Alanda yapılan ölçümler, geçtiğimiz günlerde Gaziemirdeki nükleer atıklarla ilgili incelemeye katılmak için ABD’den Türkiye’ye gelen Nükleer Savaşa Karsşı Uluslararası Hekimler Birliği Almanya Seksiyonu Üyesi Radyolog Dr. Alper Öktem'in bıraktığı Gamma-Scout marka cihazla yapıldı.
Ölçümlerde çıkan rakamları değerlendiren Öktem, durumu “Tam bir felaket” olarak niteledi. Öktem, değerleri doğru anlayıp anlamadığını tekrar sorarak, “Doğru anladım değil mi? 0,3 yahut 5,15 vb. rakamlar değil. Doğrudan 3, 5 ve 15 gibi rakamlar bunlar. Bu noktada yanlış anlamayayım. Çünkü, Gaziemir’de radyoaktif cürufta yaptığımız ölçümlerde alet, en fazla 0,850 mikrosievert gösterdi” dedi.
Öktem, asıl önemli olanın, kontaminasyon, yani bulaşma olduğunu söyleyerek, “İzotoplar her yana dağılmış. (Gaziemir de mahalle içinde böyle rakamlar bulamıyoruz). Alanın haritasının çıkartılması ve radyasyon bulgularının işlenmesi lazım ki tehlikeli bölge kapatılsın. Herhalde kontamine toprağın toplanması ve depolanması lazım, Fukushima’da olduğu gibi" dedi.
Bölgedeki uranyum arama tesislerinde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Kasar köylüsü Adil Mergen, radyasyonun köyüne ve civara etkileri ile ilgili herhangi bir sağlık taraması yapılmadığını söyledi. Alanda hala MTA tarafından çeşitli dönemlerde ölçümler yapılarak uranyum arandığını iddia eden Mergen, uranyum yataklarının bulunduğu alandan geçen derenin ucundaki komşu köyde çok sayıda kanser vakası olduğunu da ileri sürdü.

‘SARI PASTA’YI KİM YEDİ?
Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül, henüz lise öğrencisi iken, Köprübaşındaki bu tesislerde çalışan bir akrabalarını ziyaret için geldiğini ve birkaç gün kaldığını aktararak "Çıkarılan cevher yığın liçi yöntemi ile konsantre nitrik asitle yıkanıp uranyum alınıyordu. Daha sonra bir seri işlemlerle nükleer teknolojide "yellow cake (Sarı pasta) denilen ürün haline getiriyordu. O zamanlar ben tesislerde ABD personelinin çalıştığını gördüm. Asker mi, mühendis mi, başka bir şey mi bilmiyorum. MTA ile ABD personelinin ürettiği sarı pasta ne kadar ve bunlar nereye gönderildi? Yıllardır bu sorunun yanıtı yok. Geçen yıl bunu bir panelde anlattığımda üniversitenin Nükleer Bilimler Enstitüsü bünyesinde Prof. Dr. olarak çalışan ve aynı zamanda TAEK Danışma Kurulunda üye olduğunu söyleyen hocamız toplum önünde bana 'Hayal görmüşsünüz, böyle bir şey yok' demişti. Şu anda ölçtüğümüz sayısal verilerle yıllar önce gördüklerimin hayal olmadığı ortaya çıktı" dedi.

SEÇİM ÖNCESİ KURCALAMAYIN HOCAM!
Kasar Köyü civarındaki ölçümlerin ardından görüştüğümüz Köprübaşı ilçesi AKP’li belediye başkanı Zafer Mergen, seçim sürecinde bu türden bir çalışmaya sıcak bakmadığını söyledi. Mergen, ilçesinin adının böylesi bir çevre sorunu ve radyasyonla anılmasının ilçeye zarar vereceğini ileri sürdü.

www.evrensel.net
Özer AKDEMİR
İzmir

Address

847 Sok. No:8 Büyük Beyler İşhanı K:2 D:209
Konak
35000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İZÇEV posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to İZÇEV:

Share