Kurfallı Köyü Bergama/İzmir

Kurfallı Köyü Bergama/İzmir Kurfallı Köyü Bergama Tanıtım Sayfasıdır.

09/06/2024
14/09/2022

1919 yılında işgale uğrayan Bergama, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki kahraman Türk ordusu ve Bergama'nın yiğit efelerinin üstün mücadelesi ile 14 Eylül 1922'de özgürlüğünü kazandı.
14 Eylül Bergama'nın Kurtuluşu kutlu olsun!

Böyle bir şey gördüğünde korkma, itfaiyeyi veya polisi arama, hareket etme ve onları öldürme.Bunlar sadece 24 saat boyun...
26/04/2022

Böyle bir şey gördüğünde korkma, itfaiyeyi veya polisi arama, hareket etme ve onları öldürme.
Bunlar sadece 24 saat boyunca seyahat eden ve duran Arılar. Onları rahatsız etme ve onlara yaklaşmaktan kaçın, sana zarar vermezler.

Yardım etmek istiyorsanız sade bir tabak veya biraz şekerli su tepsi koyun.
Arılar yiyecek, enerji kazanacak ve uçup gidecek. Hepimiz göçmen arıları korumak zorundayız, onlar bizim hayatta kalma sigortamız.

Unutma! Arılar olmadan dünyada insan kalmaz. 🐝🐝🐝🐝🐝🐝

ZEYTİN AĞACI VE BARIŞ Akdeniz,  Ege  kıyılarında akşamüstleri güneşe doğru baktığınızda zeytin ağaçları gelin gibidir!  ...
15/01/2022

ZEYTİN AĞACI VE BARIŞ

Akdeniz, Ege kıyılarında akşamüstleri güneşe doğru baktığınızda zeytin ağaçları gelin gibidir!

Yaşlısı, olgunu, genci sanki, gelin duvaklarını bezeyen gümüş tellerle süslüdür!

Zeytin ağaçlarının koyu yeşil yaprakları akşam güneşinin yorgun ışıklarıyla birlikte göz alıcı gümüş rengine dönüşür!.

Doğaya verdiği eşsiz güzelliğin yanı sıra “zeytin ağacı” sanki doğanın bir mucizesidir.

Toprağa düşen zeytin tanesinden, tohumdan üreyen fidan, bildiğimiz zeytin ağacı değildir. Biz Kuzey Egeliler doğada kendiliğinden büyüyen yaban zeytin fidanlarına “delice” diyoruz. Çalıya benzer bu bitki hem yaşamak için kayalık toprağa deli gibi saldırır, hem de küçücük meyvelerinin yağı yok denecek kadar azdır. Yani bu bodur ağaç yağ üretecek kadar “akıllı” değildir!

“Deliceler”, Akdeniz’in bu delişmen makileri bilgili çiftçiler tarafından aşılanır, “akıllı” hale dönüştürülür. Bugün bizim “zeytin ağacı” olarak bildiğimiz ağaçlar bu “akıllı” ağaçlardır!

Kendi tohumundan üremediği, ancak çelikle, aşıyla çoğaldığı için zeytin ağacına kimileri “kısır ağaç” der, kimileri de “akıllı zeytin”in var oluşunu ilahi güçlere bağlar!

Zeytin ağacı gizemli bir ağaçtır.

***

Öte yandan bu kadim ağaç giderek Akdeniz-Ege kültürünü belirleyen temel öğelerden biri haline gelir.

Sevinçte, acıda, türküde, şiirde “o” vardır!

Zeytin ağacı ve çevresi insanı insan yapan “sevgi”nin mekanı, birbirine kavuşamayan sevenlerin çektikleri acının tanığıdır!

Anadolu insanının motiflerini tuvaline, halkın deyişlerini şiirlerine yansıtan, “Karadut’um, çatal karam’ın şairi” Bedri Rahmi Eyüpoğlu yüreğindeki sevda yangınını “Sitem” adlı şiirinde zeytin ağaçlarıyla paylaşır:

“Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Yar yar..
Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar….”

Sonra gür soluklu Ruhi Su alır sazı eline! “Sol” dünya görüşü nedeniyle yıllarca hapis yatan, Türk halk müziğini sazıyla evrensel boyutlarda yorumlayan 1940’ların Opera sanatçısı, “basbariton” Ruhi Su, o derin ve görkemli sesiyle Anadolu insanına olan sevdasını bir Ege türküsünde bir garip zeytin ağacına anlatır:

“Evlerinin önü zeytin ağacı
Dökülmüş yaprağı kalmış siyeci
Eğer gönlün bende yok ise
Sen bana kardaş de canım ben sana bacı”.

Zeytin ağacı Anadolu’nun aynasıdır!

***

İnsanlık yazmaya başlamakla kendi kültürünü kalıcı hale getirmeye, edindiği yaşam deneyimini gelecek kuşaklara daha kolay aktarmaya başladı.

Belki de bu nedenle “Tarih yazıyla başlar!” deniyor.

Bugün yazmak için kullandığımız harflerin en temel olanları, göçebeliği bırakıp yerleşik tarım toplumuna geçen ilk insanların uzun yıllar boyunca yarattığı bir buluştur. Onların yaşam biçimini, kültürünü yansıtır.

Kadim Mezopotamya dillerinde A, “alfa”;” öküz”dür. B, “beta, beth, beyt”; “ev”: G, “gama, gamal”; “deve”dir. Z, “zet, zai, zertum” ise “zeytin”.

İlk yerleşik insanların en çok gereksinim duyduğu nesnelerdir bunlar. Öylesine önemli ve saygı değerdirler ki seslerini, sözlerini yazıya dökerken kullandıkları harfleri bu nesnelere benzetirler.

***

Akdeniz-Ege insanı zeytin ağacının “ölümsüz” olduğunu kabul eder. “O”, ölmeyen bir ağaçtır!

Türk dilinin ölümsüz ustası Nazım Hikmet, “insanlık durumu, ölüm ve yaşam” arasındaki bağı sorgularken, boşuna zeytin ağacına baş vurmaz:

“Yaşamayı ciddiye alacaksın
Öylesine ciddiye alacaksın ki
Mesala yetmişinde bile zeytin ağacı dikeceksin
Öyle çocuklara falan kalır diye değil
Ölümden korktuğun halde
Ölüme inanmadığın için…” , der!

***

Ölümsüzlük “kutsal” kabul edilen metinlerin de konusudur!

Adem ve Havva’nın Aden’deki cennetten kovulmasına neden olan, meyvelerini yedikleri, onlara cinselliklerini tanıtan “bilgi ağacı”, “incir ağacı” ise, onun hemen yanındaki “ölümsüzlük ağacı” da “zeytin ağacı”dır!

İnsanlık kendi serüvenini yaşarken “bilgi”yi ve “ölümsüzlüğü” hala arayıp durmuyor mu?

Zeytin ağacının yaşamındaki her bir evre ayrı bir öyküdür!

***

Yetişkin zeytin ağacının yapraklı dalı nasıl “barışın” ve “zaferin” simgesi sayılıyorsa, “zeytin fidanı”da insanlarda bir umut, bir sevinç, bir mutluluk, geleceğe güvenle bakma simgesidir.

“Eski Ahit”, “Tanrıyla yapılan eski antlaşma” denen Tevrat’ın Mezmurlar bölümünde, 128.Mezmur’da, Hacc’a giden Musevi’ler okudukları İlahi’de, mutluluğu onunla tanımlar:

“….Evin içinde karın
Meyveli asma gibi olur
Oğulların sofranın çevresinde
Zeytin fidanları gibi olur….”

Evet, insanların oğulları, kızları zeytin fidanı gibidir…!

***

Zeytin ağacı mütevazidir ama gönlü ganidir!

Olgun zeytin ağacı doğadaki canlılığın en belirgin ifadesidir. Onun bereketi ve dayanıklılığı, kökü toprağa tutunmuş tüm ağaçlara ve hatta insanlara örnektir.

Göksel dinlerin kutsal kitaplarından” Tevrat insanlara “olgunluğu, hakkaniyeti ve doğruluğu” anlatırken “zeytin ağacı”nı işaret eder! Tevrat’ın “Hakimler” bölümünün 9.Bap’ında bu kutsal ağacın erdemine dikkat çekilir;

“Vaktiyle ağaçlar kendilerine kral meshetmek için gittiler; ve zeytin ağacına dediler: Bize kral ol! Ve zeytin ağacı onlara dedi: Allahın ve insanın bana mesh ettikleri yağı mı bırakayım da ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?”!

“Kral olmak, güç sahibi olmak” ya da “sahibi olduğu iktidarı elden bırakmamak” için kimi insanlar olmadık dalevereler çevirirken “zeytin ağacı” “üretici” olmayı yeğler, “iktidar sahibi olmayı” elinin tersiyle iter!

***

Eski zamanlarda eylemli insan yaşamı gün doğumundan gün batımına dek sürerdi. Geceleri dünya karanlık ve ürkünçtü. Bir tek gökyüzü ve onu süsleyen envayi çeşit yıldızlar soğuk evrende insanlara yoldaşlık ediyordu!

Ateş ve ışık karanlık gecelerde insanın yardımcısıydı. Günü uzatıyor, insanı doğa koşullarına boyun eğmekten uzaklaştırıyordu.

Zeytin ve hayvan yağlarından elde edilen ışık insanın ateşten sonra bulduğu en önemli buluşlardandır.

Bir kap içine konmuş yağın içine sarkıtılan ipin dıştaki ucunun yakılmasıyla, yağ bitene dek elde edilen ışık insanlığın karanlık gecelere üstün gelmesinin başlangıcıdır.

“Kandillerin” ışığı yüzyıllarca insanları aydınlattı. Dış dünyayı aydınlatan bu mucizevi ışık insanın içsel dünyasının aydınlanmasında da açıklayıcı oldu!

Türkçe ile en iyi “Kur’anı Kerim” meal’i, tefsiri yapan Muhammed Esed’in diliyle, “Nur” suresinin 35.ayet’inde “Allah” zeytin ağacını ve yağının verdiği ışığı örnek göstererek kendi konumunu insanlara anlatır:

“Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nuru içinde kandil bulunan bir oyuktan yayılan ışığa benzer. O kandil ki sırça fanus içindedir; o fanus ki, inci gibi parıldayan bir yıldızdır sanki. Ve o kandilin yakıtı, ne doğuda ne de batıda eşine rastlanmayan mübarek bir zeytin ağacından alınmaktadır. Ve o ağacın yağı öyle arı-duru, öyle parlak ki, neredeyde ateş değmeden de ışık verecek: Nur üstünde nur! Allah erişmek isteyeni nuruna eriştirir; işte bunun içindir ki Allah insanlara örnekler vermektedir….”

Zeytin ağacı eşsiz bir ışıktır.

O ışık yüzlerce yıldır Anadolu’yu ve insanlığı aydınlatıyor.

***

İnsan topluluklarının kimliği değişse bile, bu ışık aydınlığını yüzyıllardır sürdürüyor.

İ.Ö.2.binyılda, dört binyıl önce Anadolu’ya ve Ege’ye Hitit İmparatorluğu egemendi

Arkeolojik, tarihsel ve dilsel verilerden İ.Ö.2.binyılda, Batı Anadolu’da, Ege kıyılarında Luvi dili ya da Luvisel diller konuşan insanların yaşadığı, bu binyılın özellikle ikinci yarısında beylikler kurdukları, o dönemin büyük Hitit Devleti’ne kafa tutukları biliniyor.

Bugün görüyoruz ki; Ege’nin iki yakasında; Yunanistan ve Anadolu kıyılarındaki bir çok yerin adı Ege’nin kadim yerli halkının dilinden geliyor.

Son yıllarda yapımına başlanan ve TC’nin en büyük limanı olarak tasarlanan Çandarlı Limanı’nın merkezi; Bergama-Zeytindağ-Kazıkbağlar’ın adı Helen Çağı’nda, Elaia idi.

“Elaia”, Helence “zeytin yağı” demektir. Aynı yerin adı İ.Ö.2.binyılda Hitit Çağı’nda “Daini” idi ve bu Anadolu ve Ege’nin ilk yerli halklarından Luviler’in dilinde de “zeytin yağı” anlamına geliyordu. Genç Türkiye Cumhuriyeti de zeytin bahçeleriyle kaplı bu yöreye Zeytindağ dedi.

Zeytin ağacının kültürü ne kadar köklüdür! Bu topraklarda kesintisiz varlığını sürdürüyor.

***

Anadolu’dan esinlenen, Atina’da odaklanan, izleri bugün bile bizleri etkileyen bir uygarlık kuran; “felsefe’den matematik’e, tiyatro’dan politika’ya” kadar günümüz düşünsel yaşamımızın temelini oluşturan değerleri bize aktaran Helenler’in, Yunanistan yarımadasına İ.Ö 2.bin yılın ortalarında, Balkanlar’ın yukarısından, Tuna nehri boylarından geldikleri düşünülüyor.

Daha sonraları İ.Ö.1200’lerden itibaren tüm Ege kıyılarına yayıldılar.

Ve bu insanlar bu topraklarda yaşayan yerli halkla kaynaşıp yeni bir uygarlık kurdular.

Eski Ege kültürü olayları öykülerle anlatmayı sever: Deniz gibi oynaktır, sözler, söylenceler!

Her olguya bir kulp bulmayı, olayları örneklerle açıklamaya bayılır!

Antik Helen kültüründe zeytin ağacının varoluş “söylence”si Atina kentinin kuruluşuna, bu kentin adının konmasına, korunmasına bağlanır.

Eski Ege dini’nde baş tanrı; insanları yöneten, doğaya egemen olan, insanlar arasındaki ilişkilere karışan tanrı “Zeus”tur. Mitoloji, söylenceler ”Zeus”u bize öyle anlatır ki “o” sanki hem tanrı kadar erişilmez, hem de insan kadar insandır!

Öykü ya:

Tanrılar tanrısı “Zeus”, “tanrılar meclisini” birlikte yaşadıkları “Olympos” denen yüce dağda toplantıya çağırır.

Konu; “o” kentin, sonradan adı “Atina” olacak kentin adını kim koyacaktır, kentin koruyucusu kim olacaktır?

İnsanlara en çok yararlı olacak varlığı onlara armağan eden kimse, bu onura “o” sahip olacaktır.

Tanrılar ve tanrıçalar değişik önerilerle yarışmaya girer. Ancak en dikkate değer olanlar; Zeus’un kızı; “akıl ve bilim” tanrıçası “Athena” ile Zeus’un kardeşi “denizlerin” tanrısı “Poseidon”un sunduğu önerilerdir.

Gür saçları ve sakalları yosunla kaplı, üç uçlu mızrağın taşıyıcısı, köpüklü denizlerin egemeni “Poseidon”; ince ayakları çevik, gürbüz gövdesi güçlü, yelesi rüzgarla savrulan “at”ın insanlar için, savaşta ve barışta yararlı olacağını düşünür ve onu insanlığa sunar!

Zeus’un çatlayan alnından çıktığına inanılan ve bugün Berlin’deki “Pergamon müzesi”nde, günümüz Bergama’sından 120 yıl önde koparılmış 5 mt yüksekliğinde görkemli bir heykeli bulunan, günümüz Türk bestecilerinin en seçkinlerinden Vedat Sakman’ın bu heykel onuruna olağanüstü güzel bir müzik bestelediği “Athena”, tüm tanrıları şaşırtan bir sunum yapar. Onun insanların yararı için önerdiği varlık; yabani, delice bir zeytin çalısını aşılayıp akıllıya dönüştürdüğü bir “zeytin ağacı”dır.

Akıl tanrıçası, akıllı ağacı insanlığa armağan etmiştir.

Yarışmayı “Athena” kazanır! Hem kente adını verir (!) hem de bu kentin koruyucusu olur. Helenler, çok önem verdikleri bu nitelemeye, kent koruyuculuğuna “Polias” derler.

Evet, işe bakın ki, günümüz “batı” dünyasının kendi kültürüne temel aldığı “Helen” kültürünü batı kültürünün uygarlık, kentlilik başlangıcına, bu söylenceyle, “zeytin ağacını” koyuyordu.

O kültür ki, Homeros’lardan, Solon’lara, Platon’lardan Vergilius’lara, Aristotales’lerden İbni Batuta’lara gidecek, uzanacak günümüze varacaktı!

Ne kadar ilginç bir sorunsaldır?

Kültürümüzün temelinde “zeytin”; onun simgelediği “üretim” mi vardır?

Üretimi yaratan ise emek ve binlerce yıldır biriken bilgi değil midir?

***

Zeytin ağacının ve verdiği ürünlerin kültürel yüceliği günlük hayatımıza aynı seçkinlikle yansımaz.

Zeytin ağacını yetiştirmenin, onu yaşatmanın yanı sıra ondan ürün, verim almanın, ürünlerinden yaşam gailesini karşılayacak gelir elde etmenin zorluğu hiç de küçümsenemez.

Örneğin Ege’nin lacivert sularına yaslanmış Anadolu yamaçlarını süsleyen zeytinliklerin kimi yerlerde yok edilmek istendiği ortadadır.

Altın aramak gerekçesiyle Kaz Dağları ve Madra Dağları’nın delik deşik edilmesi yetmiyormuş gibi, günümüzde Maden Yasası çerçevesinde, Zeytincilik Yasası değiştirilerek tüm zeytinlikler toza dumana boğulmaya, kesip parçalanmaya kalkışılıyor.

Soluk almamızı daha zora sokacak termik santrallar yapmak için Soma-Yırca’da olduğu gibi, kimi yetkililer gözlerini kırpmadan, vicdanları sızlamadan, bilime olduğu kadar kutsal kitaplara da meydan okurcasına binlerce zeytin ağacını dev gibi makinelerle kesip paramparça ediyorlar.

İzmirli kör ozan Homeros’un üç bin yıl önce “sıvı altın” dediği zeytin yağını veren zeytinliklerin yerine, “altın madeni” işletmesi adı altında siyanürlü, ağır metalli, zehirli atıkları toprağı koyuyorlar.

Yanlış hesap sonucu, Balıkesir-Havran Ovası’ını sulamak için, zeytin ağaçlarının yuvası olan bir vadiye, yapımı önce sevinçle karşılanan bir baraj, zeytin üreticilerine inanılmaz sorunlar yaratıyor.

Günde 2 bin-2.500 adet, 100-250 kg sinek yiyen ve üreticinin zeytin sineği zararlısına karşı mücadelesine yardımcı olan yarasalar, baraj yapımı sırasında yuvaları bozulduğu için ortadan kayboluyor. 2009 yılında o bölge zeytincileri büyük gelir kaybına uğruyor.

Çevreye etkisi iyice düşünülmeden, iyi araştırılıp değerlendirilmeden, yalnızca ekonomik kaygılarla ve güncel ihtiyaçları karşılama güdüsüyle yapılan müdahaleler hiç beklenmeyen olumsuzluklarla karşılaşılmasına neden olabiliyor.

Biliniyor ki, içinde yaşadığımız doğa binlerce yıllık oluşumun sonucudur.

Doğal besin zinciri, doğanın kendi dengesini kurmasında en önemli etkendir.

Doğanın dengesiyle oynanması yalnız diğer canlıları değil, insanların varlığını da tehdit ediyor

***

Oysa Türkiye’nin zeytinlikleri kapladığı alan bakımından dünyada beşincidir.

Son yıllarda Anadolu insanı, devlet tarafından da desteklenen girişimcilikle, büyük bir istekle dağa taşa zeytin ekiyor. Zeytin ağacı varlığımızın 100 milyondan 160 milyona ulaştığı ifade ediliyor. Ülke hızla dünyada ikinci büyük zeytinliklere sahip ülke olma yolunda ilerliyor.

Uzmanlar, daha 12 milyon zeytin fidanı dikilebilecek alan olduğunu bildiriyor. Bu potansiyel, değerlendirildiğinde Türkiye Gayri Safi Milli hasılasının yüzde 15’inin zeytin ağaçlarından sağlanacağı hesaplanıyor.

Zeytin ağacı, ağırbaşlılıkla birlerce yıldır insanlığa faydalı olmayı sürdürüyor ama “her tuttuğu altın olmasını isteyen Frigyalı Midas gibi, kimse kusura bakmasın, açgözlülerin para hırsı bir türlü bitmiyor.

***

İnsanlığa günlük yaşamında bunca yararı olan, manevi değerlerinin oluşmasında, insanlığın kutsal saydığı inançlarda da yol açıcı olan zeytin ağacı, toplumsal ve siyasal olaylarda da yön göstericidir.

Taşıdığı ölümsüzlük kavramı, onca acılara, yıkımlara, yok oluşlara neden olan “savaş”ın karşısına dikilir.

Zeytin ağacı ve zeytin dalı “savaş”a karşı “barış”ın, hatta “umut”un simgesi olur.

Bazen “tek başına” dağlarda bayırlarda poyrazla süzülür, bazen “bir orman gibi kardeşçesine” yamaçlara yayılır, süsler.

***

Eski Helen dünyasında “daha iyi olmak, insanlara örnek olmak” amacıyla yarışmalar yapılırdı. “Ustalık” anlamına gelen “athlos” sözcüğünü İzmirli ozan Homeros “yarışma” anlamına kullanıyordu. Yarışmaları kazananlara büyük saygı duyulur, “genç adamı” simgeleyen “Kuros” denen heykelleri yapılırdı.

Çıplak yarışan genç adamlardan birinci gelenin başına Atina’daki Zeus Tapınağı’nın hemen arkasında bulunan kutsal zeytin ağacından, altından yapılmış bir orakla bir çocuk tarafından kesilen “zeytin dalı”ndan yapılmış bir “taç” takılırdı.

Zeytin dalı, “üretimin, ürünün, dingin yaşamın”, kısaca “barış”ın simgesiydi.

Bugün de çekişme, çatışma, savaş istemeyenler karşıtına “zeytin dalı” uzatmıyor mu?

“Zeytin dalı”nın getirdiği barış kavramı “İbrani dinler”de de vardır.

Büyük tufan sonunda Nuh’un gemisi Ağrı ya da Cilo Dağı’nın tepesine oturunca, etrafı engin sularla çevrili Nuh peygamber, basılacak toprak aramaları için gemiden gökyüzüne üç kuş salar. Üçünden de birer dilek dilenir.

“Kelaynak kuşu” bereket getirecektir. Çünkü ürünlerdeki börtü böceği yer bu kuş ve üretimin verimini arttırır. “Kırlangıç” yıldırım gibi uçar ve yeni yuva yapmanın ustasıdır. Ondan “yeni bir çağ” başlatması beklenir. “Güvercin” ise her zaman sakin, sessiz ve uyumludur. “Güvercin”den “barış” getirmesi umulur.

Kuşlardan bir tek “güvercin” geri gelir Nuh’un gemisine. Gagasında bir “zeytin dalı” taşımaktadır. İnsanlık, “bereket ve yeni çağın” ötesinde “barış” umut etmelidir.

Bu kavram, dünyamızda yüzyıllardır varlığını sürdürüyor. “Güvercin ve zeytin dalı” barışın simgesidir. Dünyada barışı sürdürmek amacıyla yapılan yarışmalarda kazanan gençlerin başına “zeytin dalından yapılmış bir çelenk” koymak adettir.

Binlerce yıllık zeytin ağacı “dünyada barışın” egemen olmasına yardımcı olmaya devam etmektedir.

Çağımız ve bölgemiz uzun yıllardır yüz binlerce erkeği, kadını, çocuğu ölüme sürükleyen, yerinden yurdundan eden, göç yollarına iten acımasız bir savaşı yaşıyor.

Akdeniz, koca deniz kaçak göçmenlerin boğulduğu bir mezar çukuruna dönüşüyor. Afgan, Filistinli, Iraklı, Suriyeli çocukların, savaşın neden olduğu perişanlığına yürekler dayanmıyor. Vahşi çeteler insanları kıtır kıtır kesmenin yanı sıra insanlığın en ender tarihsel değerlerini, mirasını da yıkıyor, yok ediyor.

Ülkemizde, barışçıl ortamlarda konuşularak, anlaşılarak çözümlenecek sorunlar çatışmalara yönlendirilerek içinden çıkılmaz bir hale sokulmaya çalışılıyor. Ülkemiz Orta Doğu’nun karanlık savaş bataklığının derinliğine çekilmek isteniyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir”. Evet, “yurtta barış, dünyada barış” olmalıdır.
/
Zeytin ağaçları ürün vermeli, ürünlerini insanlar hakça paylaşmalı, yağının ışığı bize sonsuzluğu, kökleri ölümsüzlüğü anımsatmalıdır.

İnsanlar başlarında yaşam kaygısı, savaş korkusu değil barış çelenkleri taşımalı.

Aklımız ve bilgimiz, zeytin dalıyla birlikte, ülkemize ve dünyaya barış getirmeli, barışı kalıcı hale getirmeli.

“Barış” hepimize, insanlığa, ekmek kadar, su kadar gerekli değil midir?

10/06/2021

Mahallemiz sakinlerinden Mustafa, Aşur ve (rahmetli) Zeynel Armağanın kıymetli anneleri Saadet ARMAĞAN Hakkın rahmetine kavuşmuştur
Cenazesi bu gün ikindi namazına müteakiben mahalle mezarlığına defnedilecek tir.


Mevlam rahmet eylesin yakınlarına da baş sağlığı dileriz.

13/05/2021

Rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı Ramazan’a ulaştıran ve Ramazan Bayramı’na eriştiren Allah’a hamd olsun. Bayramın ülkemiz, coğrafyamız ve tüm dünya için esenlikler getirmesi temennisiyle; Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum.

06/12/2020

BİLGİ AMAÇLI!!!!

Cep telefonunuza gelebilecek "Aşı Randevu Oluşturma" mesajını açmayınız. Yeni bir dolandırıcılık başlamış.
Sağlık Bakanlığından arıyoruz, Aşıda önceliklisiniz, size kayıt oluşturalım deyip kişisel bilgilerinizi alıp dolandırıcılık yapanlar varmış. Telefonla bilgi vermeyiniz mesaj da gönderiyorlarmış.

Dikkatli olunuz.

29/10/2020

Covid 19 vakaları iyice arttı risk grubunda olan değerli büyüklerim faturalarını ödemeye gidip postahane banka kuyruklarında bekleyip kendinizi riske atmayınız haber verin evinize kadar gelip faturalarınızı telefon bankacılığı vasıtasıyla ödeyeyim.sizin sağlığınız benim için çok önemli sağlıklı günler temennisiyle hayırlı akşamlar dilerim Allaha emanet olun 🙋‍♂️
İsmail KÖSE

Köyümüz sakinlerinden Zeynal Armağan kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz cenazesi yarın(13.09.2020) öğle namazına müt...
12/09/2020

Köyümüz sakinlerinden Zeynal Armağan kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz cenazesi yarın(13.09.2020) öğle namazına müteakiben kurfallı köyü mezarlığına defnedilecektir.

Köyümüzün meşhur sultaniye bamyesi
17/06/2020

Köyümüzün meşhur sultaniye bamyesi

Address

Kurfallı
Kurfalı
35700

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kurfallı Köyü Bergama/İzmir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category