Uyku Vadisi

Uyku Vadisi Uyku Vadisi, Milas'ın en güzel en sakin yeri, tam uyumalık !

Mürüvvet YoranMilas Böreği Yapılış Tarifi; Muğla Mutfağında "Milas Böreği" Nasıl Yapılır?Un, tuz ve su ile hamur yoğrulu...
21/07/2020

Mürüvvet Yoran

Milas Böreği Yapılış Tarifi;

Muğla Mutfağında "Milas Böreği" Nasıl Yapılır?
Un, tuz ve su ile hamur yoğrulup yaklaşık 1 saat kadar dinlendirilir. Otlar ince kıyılır, lor peyniri, tuz ve baharatlarla harmanlanır. Hamurdan portakal büyüklüğünde bir beze alınıp ince açılır. Yağlanmış siniye serilerek üzerine zeytinyağı gezdirilir.

Bu şekilde 3 yufka yazılıp aralarına zeytinyağı serpildikten sonra iç malzemenin üç de biri yufkanın üstüne yayılır. Üzerine iki kat yufka serilir ve mutlaka her kat üstüne zeytinyağı serpiştirilir. İki kat yufkadan sonra kalan için yarısı yufkanın üstüne yayılır. Tekrar iki kat yufka aralarına zeytinyağı, üstüne kalan iç işlemi ile devam edilir.

Muğla Mutfağında "Milas Böreği" Nasıl Yapılır?
İç bittikten sonra tepsinin üstüne ilk başta yapıldığı gibi 3 kat yufka yazılarak serilir. Yani alt ve üstte 3 kat, aralarda iki defa iki kat olmak üzere toplamda 10 yufka katıyla hazırlanır Milas Böreği. İrice dilimlenir ve odun ateşinin, üç ayağın üzerine alınır.

Sık sık çevrilerek, altındaki yanan odunlar tepside pişecek bölümün altına itilerek, sürekli kontrollü bir şekilde pişirilir. Ara ara kenarından kaşıkla zeytinyağı verilir ki yağı emerek, çıtır pişsin, lezzetlensin. Bir tarafı piştikten sonra başka bir siniye aktarak ters çevrilir. Diğer yüzü de aynı titizlikle pişirilir.

Pişme bittikten sonra elle biraz üzerine su serpiştirilerek üzeri bir bez ile örtülür. Böylece dinlendirilmesi, gevrek ve sert olmasını engeller. Yanına bol köpüklü buz gibi bir ayran, ev yapımı zeytin, bahçeden toplanmış domates ve salatalık ile .... Yapanların eline sağlık. Yiyenlere de afiyet olsun demek düşer bize.

Muğla Mutfağında En İyi Hamur İşi Tariflerinden Milas Böreği Nasıl Yapılır? Milas böreğini sizlere görseliyle, lezzetini fotoğraflardan yansıtarak...

GÖKÇELER KANYONUGökçeler Mahallesi Mevkiinde bulunan Gökçeler Kanyonu, Karacahisar Mahallesi Suçıkan mevkiinden başlayıp...
21/07/2020

GÖKÇELER KANYONU

Gökçeler Mahallesi Mevkiinde bulunan Gökçeler Kanyonu, Karacahisar Mahallesi Suçıkan mevkiinden başlayıp, Gökçeler Mahallesi’ne kadar yaklaşık 8 km. uzunluğunda eşsiz bir doğal çevreye sahiptir. Kanyonda yer yer arkeolojik buluntulara rastlanmıştır. Gökçeler Kanyonu, Fesleğen Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları içinde olup, asırlık zeytin, ceviz, incir ve çınar ağaçları, maki (sandal, sakızlık, akçakesme, defne) bitki örtüsü ve kızılçam ağaçları ile kaplıdır. Kanyonun içinden Değirmen Deresi (Hamzabey Çayı) geçmekte ve yöre halkı eskiden bu çayın üzerinde 14 adet un değirmeni olduğunu söylenmektedir. Bu değirmenlerden üç tanesinin kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır.
Kanyonu baştan sona iki yakaya ayıran Hamzabey Çayı, üzerinde oluşan irili ufaklı şelaleleri ve göletleri ile doğa severler için vazgeçilmez bir güzergahtır. Gökçeler Kanyonu doğa yürüyüşü, dağ tırmanışı, mağara gezisi yapmak ve günübirlik turlar düzenlemek için son derece cazip bir bölge özelliği taşımaktadır. Görsel estetiği yüksek olan kanyonun eşsiz panoramik görüntüsü, Milas Kaymakamlığı ve Güney Ege Kalkınma Ajansı tarafından yapılan son çalışmalarla turizmin isteklerine cevap verebilecek şekilde dizayn edilmiştir. Bu çalışmalar kapsamında kanyonun zirvesine bir seyir terası yapılmıştır. Seyir terası kanyonun bütün güzelliklerine hakim bir noktada bulunmaktadır. Bu seyir terası ziyaretçilere eşsiz bir doğa manzarası eşliğinde dinlenme ve keyifli zaman geçirme imkanı sunmak üzere tasarlanmıştır.
Kanyon doğal hayatı içinde oklu kirpi, keklik, tavşan, üveyik, karatavuk, bıldırcın, çakal, tilki ve yaban domuzu gibi hayvanlar yaşamaktadır. Bu hayvanların yanı sıra kanyonda bulunan irili ufaklı mağaralarda cüce cinsi yarasalar yaşamaktadır.
Gökçeler kanyonunda yaklaşık 30 adet mağara bulunmaktadır. İrili ufaklı olan bu mağaraların en önemlileri İncirliin ve Çatal Mağara’dır. İncirliin Mağarası yapılan çalışmalarla turizme kazandırılmıştır. Çatal mağara ise bilimsel çalışmalar neticesinde açılabilecektir.
Nasıl Ulaşırsınız ?
Kanyona iki şekilde ulaşmak mümkündür. Birinci seçenek Milas-Bodrum karayolunun 6. Km’deki Ağaçlıhöyük Mahallesi kavşağından sola dönülerek, Ağaçlıhöyük ve Gökçeler Mahalleleri geçildikten sonra Alaçam Mahallesi yolu takip edilerek ulaşılır.
İkinci seçenek ise yoğun turizm hareketine sahip olan Milas-Bodrum Havalimanı’ndan Milas istikametine girdikten 100 m sonra sağa dönülerek Akyol ve Gökçeler Mahallelerinden geçilerek ulaşılır.

GÖKÇELER KANYONU,İNCİRLİİN MAĞARASI

İNCİRLİİN MAĞARASI Milas’ın güneybatısındaki Manastır Dağı’nın Gökçeler Kanyonu’na bakan kuzey yamacında bulunmaktadır. ...
21/07/2020

İNCİRLİİN MAĞARASI

Milas’ın güneybatısındaki Manastır Dağı’nın Gökçeler Kanyonu’na bakan kuzey yamacında bulunmaktadır. Ülkemizin en güzel mağaralarından olan İncirliin Mağarası, içindeki jeolojik oluşumlar, tarihi kalıntılar, doğal çevresi ve turizme açılması için yapılan hassas çalışmalarla örnek bir mağara konumundadır.

Türkiye genelinde turizme açık mağaraların turizm amaçlı değerlendirilen kısımlarının uzunluğuna baktığımızda (140 ila 160 m arası) İncirliin Mağarası 345 metrelik uzunluğunun turizme açık 155 m’si ile turizme açık mağaralar arasında yer almaktadır.

Mağara yatay olarak gelişmiş, kaynak konumlu fosil bir mağaradır. Mağaranın gelişiminde belirgin bir fay etkili olmuştur. Altta bulunan şistler (karst taban yüzeyi) nedeniyle, bölgedeki jeomorfolojik gençleşmeye ayak uyduramayan mağara, fay ve çatlaklar nedeniyle kafesli bir yapıya sahiptir.

İncirliin Mağarası, son derece güzel ve ilginç dev sarkıt, dikit, sütun ve damlataş havuzları ile kaplıdır. Mağaranın damlataş sütunları ana galeriyi çok sayıda salona ayırmıştır.

Toplam uzunluğu 345 m olan İncirliin Mağarası geniş bir girişe sahip olup, mağara birbiriyle bağlantılı birçok salondan oluşmaktadır. Bu salonlar arasındaki bağlantılar çoğu yerde 6-7 metrelik dik inişlerle sağlanmaktadır. Diklikler genel olarak damlataş birikimlerinden ileri gelmiştir. Orta bölümde bulunan Gösteri Salonu, mağaranın en aşağı (giriş seviyesinden -7 m.) seviyesindeki kesimidir. Buna karşılık en sonunda bulunan ve fay üzerinde gelişen Damlataş Galerisi, girişe göre +12 m. yukarıdadır. Yukarıda bahsedilen bu bölümlerin turizme kazandırılması ile mağarada gezilebilecek kısım yaklaşık 155 m’dir.

Hidrolojik olarak vadoz zonda bulunan mağara, yağışlı dönemlerde tavandan damlayan sular dışında bütünüyle kuru olma özelliği göstermektedir. Yağmur sularının tavandan damlaması sonucunda mağaranın çukur kesimlerinde sığ gölcükler oluşmuştur. Bu sığ gölcükler havuz olarak tanımlanmaktadır.

Genel olarak mağaranın giriş, Yarasa Galerisi, Havuzlu Salon ve Gösteri Salonu’nda bulunan damlataşlar kısmen fosilleşmiştir. Buna karşılık Damlataş Galerisi’ndeki sarkıt, dikit, sütun ve makarna sarkıtlarının oluşumu devam etmektedir.

Mağara girişindeki toprak zeminde ve mağara içinde çok sayıda prehistorik ve antik dönem arasına tarihlenen seramik parçaları bulunmuştur. Bu buluntular eski dönemlerde mağaranın kullanıldığını göstermektedir. İncirliin Mağarası, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.02.2008 tarih ve 3807 Sayılı Kararı ile I.Derece Arkeolojik ve I.Derece Doğal Sit olarak tescillenmiştir.

İncirliin Mağarası turizme açılırken ekolojik dengenin bozulmaması üzerine projelendirilmiş ve projesine uygun olarak tamamlanmıştır.

Bu çalışmalar kapsamında mağaranın içinde yaklaşık 155 metre yürüyüş yolu düzenlenmiş, jeolojik oluşumlara zarar vermeyen aydınlatma, yürüyüş yolu ve güvenlik sistemleri kurulmuştur. Turizme açılan güzergâh daha da uzatılabileceği halde yapılmamıştır. Yapıldığı takdirde canlı yaşamı, jeolojik oluşumlar vb. etkileneceğinden, turizme sadece 155 m’lik kısım açılmıştır. Bu güzergâh, yapılacak bilimsel çalışmalar neticesinde, uygun bulunması halinde uzatılabilecektir. Galerilerden Damlataş Galerisi’nde jeolojik oluşumlar devam etmekte, Yarasa Galerisi ise doğal yaşam alanı olması sebebiyle doğal haliyle korunmuştur.

Gökçeler Kanyonu ve İncirliin Mağarası

TÜRKİYE'de geç kalınsa dahi hemen 'kuraklık' alarmı verilmelidir. Global ısınma nedeniyle ülkemizin normal bir yağış rej...
22/11/2016

TÜRKİYE'de geç kalınsa dahi hemen 'kuraklık' alarmı verilmelidir. Global ısınma nedeniyle ülkemizin normal bir yağış rejiminden hızla uzaklaşmakta olduğuna dikkat çekmek gerekiyor.
Tarım alanlarında kuraklıkla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor. Bize göre, Türkiye son 70 yılda böyle bir kuraklık görmedi.
Barajların su seviyesi geçen yıla göre yarıya yakın düşük... Yeraltı sularının seviyesi de tehlikeli biçimde; bazı bölgelerde 200-300 metreye kadar düştü.
Biz zeytinin de kuraklıktan nasibini aldığını vurgulamak istiyoruz.
Türkiye’nin hemen hemen her zeytincilik bölgelerinde susuzluktan dolayı zeytinin meyvesi gelişmedi.
Geçen yıl yağmurların erken ve çiçeklerin tozlaşması esnasında düşmesi zaten verim düşüklüğüne neden olmuştu. Bu yıl da susuzluktan verim düşük... Türk zeytinciliği için ciddi bir olumsuzluk. Üreticilerle konuşurken zeytinin yoğun bir zeytin sineği saldırısı uğradığını anlatıyorlar. Çünkü sinek taneyi çürütüyor; bundan çekilen zeytinyağı da ağır kurtlu bir ‘tat’a dönüşüyor.
Geçen yıla bakarsak... İstikrarlı bir fiyat politikası uygulanamadığı için çiftçi tarlasına küstü.
AKP’nin tarım politikalarının da bunda esas etken olduğunu açık açık anlatıyorlar. Zeytinyağı fiyatlarının yükselmiş olması bahçesine küsmüş olan çiftçiyi heveslendirdi ama ‘kuraklık’ her şeyi altüst etti. Mazot ve gübre desteği ile emeksiz para kazanmaya alıştırılmış üretici umudunu yine yitirdi. Çeşitli dallardaki desteklerle yaklaşık 500 lira geliri olsa da çiftçi ‘üretim hırsı’ndan uzaklaşmış oluyor. Doğrusu, ürünle doğru orantılı olması gerekir teşviklerin... Yani teşviklerin ürün kalitesine ve miktarına bağlı olarak verilmesi gerekir. Teşvikler çalışanların cebine girmelidir.
Milas’a hafta sonu zeytin hasadına gittiğimizde öğrendik bunları... Milas’ın ‘memecik’ türü zeytiniyle bir dünya markası olmayı hedefliyor. Bu yıl üçüncüsü yapılan etkinliğin Ayvalık, Edremit, Akhisar, Mut ve Gaziantep gibi bölgelerin önüne geçtiğini söylersek hayli mesafe aldıklarına göstermiş oluruz.

TÜRKİYE'de geç kalınsa dahi hemen 'kuraklık' alarmı verilmelidir. Global ısınma nedeniyle ülkemizin normal bir yağış rejiminden hızla uzaklaşmakta olduğuna dikkat çekmek gerekiyor.

Ekoturizm çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı bir seyahattir.Turizm pazarında...
21/04/2015

Ekoturizm çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı bir seyahattir.
Turizm pazarında, doğaya dayalı turizm olarak tarif edilen ekoturizm, sürdürülebilir kalkınma aracı olarak görülmektedir. Uluslararası Ekoturizm Topluluğu TIES (The International Ecotourism Society) ekoturizmi şöyle tarif etmektedir: "Ekoturizm genellikle küçük gruplar halinde yapılır. Konaklama ve yeme içme türü hizmetler çoğunlukla yerel düzeydeki küçük ve orta ölçekli firmalar tarafından verilir."
Uluslar arası Doğa Koruma Birliği’nin tanımına göre ekoturizm, doğayı ve kültürel kaynakları anlayarak korumayı destekleyen, düşük ziyaretçi etkisi olan ve yerel halka sosyo-ekonomik fayda sağlayan, bozulmamış doğal alanlara çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyarettir(Kurdoğlu, 2001, s: 4). Uluslar arası Ekoturizm Topluluğu TIES (The International Ecotourism Society); “ekoturizm, çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı seyahattir” olarak tanımlamıştır.
Ekoturizm kavramında, yeşil turizm, alternatif turizm, doğa turizm, yabanıl turizm, macera turizmi, kültürel turizm gibi terimler kullanılmaktadır.
Ekoturizm, genellikle küçük gruplar halinde, ailelerin işlettiği küçük tesislerde, geleneksel mimarinin ve yerel kaynakların kullanımını hedef almaktadır. Ekoturizm amacına uygun gerçekleştirildiği takdirde, hassas ekosistemlerin korunması ve bu bölgelerin içersinde ve çevresinde yaşayan nüfusun sosyo-ekonomik gelişmesi için kaynak yaratabilen bir araçtır. Önemli ekoturizm potansiyeli olan dağlık ve ormanlık bölgelerdeki köylerde yaşayan halkın yoksulluğu göz önüne alındığında , ekoturizmin sosyal sınıflar arasındaki dengesizliği azaltabilecek bir etken olduğu anlaşılabilir (Altıparmak, 2002, s: 276).

Turizm pazarında, doğaya dayalı turizm olarak tarif edilen ekoturizm, sürdürülebilir kalkınma aracı olarak görülmektedir. Uluslararası Ekoturizm Topluluğu TIES (The International Ecotourism Society) ekoturizmi şöyle tarif etmektedir: "Ekoturizm genellikle küçük gruplar halinde yapılır. Konaklama ve…

Address

Milas

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uyku Vadisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share