16/01/2015
İbrahimpaşa Köyü (Papayani)
Kapadokya tıpkı Anadolu’nun tamamı gibi her tarihsel dönemde bir medeniyetler beşiği olmuştur. Bu alabildiğine özel bölgede, vaktiyle bir Hititli savaşçının yaşamış olduğu bir mağaranın, bir Rum köylüsü tarafından elma deposu olarak yüzyıllarca kullanıldıktan sonra bir Türk çiftçisinin hayvanları için dama dönüştürülmüş olması hiç bir zaman garip değildir.
İbrahimpaşa köyünün tarihinin Hititliler zamanına kadar geriye gidip gitmediğini bilmemekle birlikte, köyün binlerce yıllık bir Rum yerleşimi olduğunu söylemek mümkündür.
Köyün daha sonra “Babayan”a dönüşmüş olan orijinal adı “Papayani” Aziz Yanni anlamına gelen Rumca bir sözcüktür. Köy de adını muhtemelen bu yerel Hıristiyan azizinden almış; daha sonra köye su getirdiği söylenen Nevşehirli Damat İbrahimpaşa’nın adı ve ünvanı yerleşime isim olarak verilmiştir.
Bölgenin en merkezi noktalarından birinde bulunan İbrahimpaşa, aslına bakılırsa Kapadokya’nın bir çok köy ve kasabasıyla ortak bir takım özellikler göstermektedir.
Köy yerleşimi, bölgenin güneyindeki Kavak ve Ortahisarda olduğu gibi kış güneşini almak için bir vadinin güney yamacına kurulmuştur ve Kapadokya yerleşimlerinin büyük çoğunluğu gibi tarıma uygun düzlüklerin ortasında bulunmaktadır.
Köyün tipik evleri, yöresel taştan, bitişik düzende inşa edilmiş; odalar ise, sıcaklığın korunmasına yardımcı olacak biçimde kemer, daha doğrusu tonoz şeklinde yapılmıştır. Ev ahalisinin yaşadığı bu taş odalara ek olarak evlerin tamamında hayvan damı, mutfak, elma-kayısı deposu, şırahane gibi farklı işlevlerle kullanılan mağaralar bulunmaktadır.
Sınırları iki geniş vadi ile çizilen köyün merkezinde hasat sonrası harmanlama işlerinin içinde yapılmasından dolayı “Harman” olarak adlandırılan bir ana meydan bulunmakta, köyün dar sokaklarının neredeyse tamamı bu meydana açılmaktadır.
Kapadokyanın diğer yerleşimlerinde de görülebileceği biçimde, köyün eski kısmı bu meydanın etrafında gelişmiş, daha sonraları, evinin yanında bir bahçe, traktörü için bir otopark veya basitçe biraz daha konforlu bir yaşam isteyen köy sakinleri, köyün periferisine, inşa ettikleri yeni evlerine göçmüş bulunmaktadır. Dolayısıyla köy, kabaca yeni ve eski olarak adlandırılabilecek iki ana bölümden oluşur hale gelmiştir.
Köyü nüfusunun belirli kısmı uzun süreönce büyük şehirlere yerleşmiş olsa da, halihazırda 600 kadar köy sakini doğdukları yerde, tarım ve ticaret faaliyetiyle geçinmekte; bölgenin en önemli kaya ustaları hala İbrahimpaşa’da yaşamını sürdürmektedir.
Köylülerin Balkan vadisi olarak adlandırdıkları uzun vadinin Güneye bakan yamacına kurulmuş olan köye, Nevşehir-Ürgüp yolundan, Ortahisara varmadan hemen önce sağa dönerek varılır. Yeni yerleşimin içinden mezarlıkların arasından geçildikten sonra, yol ana meydan ya da Harman’a varır. Araçtan burada inilip Harmandan düz biçimde Munar Mahallesine, sağa ve aşağıya doğru köprü mahallesine yürümek mümkündür.
Eski ana yol seçildiği takdirde yüz metrelik keyifli bir yürüyüşün ardından “El Puente Cave Hotel”in (www.elpuentecave.com) hemen yanında bulunan köprüye varılır. Otel bahçesinden, 1936 yılına ait bölgenin en yüksek tarihi köprüsü ve Balkan vadisinin eşsiz manzarasının keyfini çıkarmak mümkündür.
İbrahimpaşa köyünden sonra yolumuzu Ortahisar kasabasına düşürmekte fayda vardır.