03/08/2026
Toprağın Altındaki Dev: Ters Tepe Höyüğü ve Bir Tarihin Sahipsizliği
Anadolu, ayak bastığımız her metrekaresinde insanlık tarihinin yeni bir sayfasını saklayan devasa bir açık hava müzesi. Fakat ne yazık ki bu kadim topraklar, bağrında taşıdığı zenginlik kadar kültürel mirasına ve bilime karşı gösterilen vurdumduymazlıkla da sık sık yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu ilgisizliğin ve bürokratik tıkanıklığın en çarpıcı örneklerinden biri, Manisa’nın Selendi ilçesinde kaderine terk edilen Ters Tepe Höyüğü'nde yaşanıyor.
MÖ 5500’den Günümüze Ulaşan Bir Zenginlik
Konunun vahameti, Ters Tepe'nin taşıdığı arkeolojik değer anlaşıldığında çok daha net ortaya çıkıyor:
İl Sınırlarının En Büyüğü: Selendi Çayı’nın yanı başında, 600 metre uzunluğunda ve 300 metre genişliğinde iki ayrı tepeye yayılan bu alan; 18 hektarlık boyutuyla Manisa’daki 92 höyük arasında açık ara en büyüğü.
Kesintisiz Yaşam:
2008 yılında tespit edilen höyük; Son Kalkolitik Çağ’dan (MÖ 5500) başlayarak Erken Tunç, Orta Tunç, Helenistik ve Roma dönemlerine uzanan binlerce yıllık kesintisiz bir yerleşimin izlerini taşıyor.
Kayıp Krallıkların Peşinde:
Hitit metinlerinde adı geçen Seha Irmağı Ülkesi ve Luvi uygarlığı ile doğrudan bağlantılı bir yönetim merkezi olma potansiyeli taşıyan alan, 2014 yılında 1. derece sit alanı ilan edilmiş durumda.
Özetle elimizde; yalnızca Ege’nin değil, tüm Batı Anadolu’nun tarihini baştan yazabilecek, bölgenin kaderini değiştirecek olağanüstü bir kültür hazinesi var.
Birebir Görüşmelerden Cezaevi Engeline:
Sahada Verilen Sözler Rafta Kaldı.Süreç aslında umut dolu bir adımla başlamıştı. Ankara Üniversitesi’nden uzman heyet ile Belediye Başkanı Murat Daban ilk defa bir araya gelerek alana birebir gitti. Yerinde yapılan bu saha incelemelerinde heyecan büyüktü; höyük üzerinde jeoradar taramaları yapıldı, Selendi’nin tarihine ışık tutacak adımların haritası çıkarıldı.
Ancak o gün sahada sergilenen heyecan, sıra icraata gelince ne yazık ki bürokratik duvara çarptı. Resmi kazıların başlaması için istenen şartlar son derece makul ve basitti:Kazı sahasındaki küçük bir alanın kamulaştırılması,
Çıkarılacak eserlerin güvenle korunacağı ve ekibin barınabileceği bir bina tahsisi.
Bu ihtiyacı karşılamak için ilçede yıllardır atıl durumda bekleyen eski cezaevi binası gündeme getirildi. Arkeoloji ekibi yapıyı yerinde inceleyip kazı evi olmaya son derece uygun buldu ve resmi talepte bulundu. Fakat tam bu noktada projeye ve kazı ekibine gereken desteğin verilmediği, sahipsiz bırakıldıkları acı bir gerçek olarak ortaya çıktı. Eski bir cezaevi binası dahi bu bilim heyetine tahsis edilmedi!
Birebir yapılan görüşmeler, sahada gerçekleştirilen incelemeler ve verilen ümitlerden sonra kazı ekibinin bu şekilde yalnız bırakılması büyük bir hayal kırıklığıdır. Yıllardır boş duran atıl bir binayı dahi bilimin hizmetine sunamayan bu ilgisizlik, sadece arkeologları değil, Selendi’nin geleceğini de engellemektedir.
Sahipsizlik Kazıları Durdurdu
Devletten ve yerel yönetimlerden beklediği desteği bulamayan, bina talebi karşılanmayan ve kamulaştırma adımları atılmayan kazı ekibi, çaresizce çalışmaları askıya almak zorunda kaldı.
Toprağın altındaki binlerce yıllık mirası çıkaracak uzmanlara kucak açmak yerine, onları bürokratik hantallıkla baş başa bırakıp yalnızlaştırdık. Kazı ekibine ve bu projeye sahip çıkmamak, doğrudan kendi geçmişimize ve kültürel geleceğimize sırt dönmektir.
Sonuç: Tarih İhmalkarlığı Affetmez
Ters Tepe Höyüğü bugün tarlaların ortasında, Selendi Çayı'nın kıyısında tamamen korumasız bir halde bekliyor.
Kazmanın vurulmadığı her gün; doğa şartları, erozyon ve en tehlikelisi de kaçak kazıcıların tehdidi alanı aşındırmaya devam ediyor.
Manisa ve Selendi mülki idarecileri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı derhal bu hantal sürece müdahale etmelidir. O küçücük bina talebinin esirgendiği, sahasında yürünüp sonrasında kaderine terk edilen o arkeologlar; aslında toprağın altından Selendi'nin tarihini ve turizm geleceğini çıkaracaktı. Unutmayalım ki; tarihine ve bilim insanına sahip çıkmayan toplumlar, geçmişlerini hatırlama hakkını da kaybederler.
03.08.2026
Mithat Osman Kıvrak