12/06/2026
Merhaba kıymetli dostlarım.
“Köyler Sönmesin” yazı dizimizin ilk iki bölümüne gösterdiğiniz ilgi, yaptığınız yorumlar ve paylaştığınız hatıralar için yürekten teşekkür ediyorum.
Aslında anlattığımız sadece bizim köyümüzün hikâyesi değil. Anadolu’nun dört bir yanında benzer çocuklukları yaşayan, benzer özlemleri hisseden binlerce insanın ortak hikâyesi…
Birinci bölümde bu yıl ilk kez kapalı kalan Selimgilin evini anlattık.
İkinci bölümde ise bacası tüten evlerden bacası sönen köylere uzanan değişimi konuştuk.
Şimdi sırada üçüncü bölüm var:
“Çocukluğumuzun Üniversitesi Köydü”
Bu bölümde;
* Gaz lambası ışığında geçen akşamları,
* Okula odun taşıdığımız günleri,
* Radyodan maç dinlediğimiz yılları,
* Pazara yürüyerek gittiğimiz zamanları,
* Sepetle yumurta satıp harçlık çıkardığımız günleri,
* Harmanlarda oynanan maçları,
* Hayvanlarla, tarlalarla ve üretimle büyüyen çocukluğu anlatacağız.
Çünkü biz sadece okulda okumadık.
Hayatı köyde öğrendik.
Sabretmeyi, paylaşmayı, çalışmayı, üretmeyi, sorumluluk almayı köy öğretti.
İnşallah çok yakında üçüncü bölümde buluşacağız.
Hatıralarınızı ve yorumlarınızı paylaşmaya devam edin.
Belki de bu yazı dizisi sayesinde, unutulmaya yüz tutmuş nice güzel hatıra yeniden gün yüzüne çıkacak.
Selam ve muhabbetle…
Bir zamanlar her evinden duman yükselen, çocuk sesleri eksik olmayan köylerde bugün sessizlik hâkim. Bacası tüten Anadolu köylerinden bugüne uzanan hüzünlü bir yolculuk... Geçen yazımda, bu yıl ilk kez bizim evin hatta Yayla mahallesinin kapalı kaldığını anlatmıştım.