DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneği

DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneği Doğru Yol Türk Kültür Sanat Derneği

22/09/2026
19/09/2026

NEDEN OLMASIN?

Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali Üzerine

Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK

Tiyatro, yalnızca sahnede oynanan bir oyun değildir.

Bazen bir milletin hafızasıdır. Bazen bir dilin yaşama biçimidir. Bazen de geçmiş ile gelecek arasında kurulan görünmez bir köprüdür.

Hele söz konusu olan Türkçe tiyatro ve sahne Prizren ise, tiyatronun anlamı biraz daha derinleşir.

Çünkü Prizren, yalnızca tarihi taşları, köprüleri, camileri, çarşıları ve sokaklardan ibaret değil, yüzyıllardır taşıdığı çok katmanlı kültürel hafızasıyla da bir sahnedir. Bu şehirde Türkçe yalnızca konuşulan bir dil değil, aynı zamanda şiirin, edebiyatın, müziğin ve köklü bir tiyatro geleneğinin dili olarak yaşamaya devam etmektedir.

İşte Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali, 8–13 Eylül 2026 tarihleri arasında, böylesi güçlü bir kültürel zeminde gerçekleştirildi.

Ve kanaatimce bu yılki festival, ilk yılın ardından yalnızca devam eden bir organizasyon olmadığını, artık kendi kimliğini oluşturmaya başlayan bir kültür-sanat hareketine dönüşme istidadı taşıdığını gösterdi.

Festivalin Art Theatre ve Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilmesi, organizasyonun kurumsal altyapısının da dikkat çekici bir yönünü oluşturdu.

Festivalde Kosova’nın yanı sıra Türkiye, Kuzey Makedonya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve İtalya’dan sanatçı ve topluluklar bir araya geldi. Yaklaşık 200 sanatçı festival kapsamında görev aldı, gösterilerin Prizren'in yanında Priştine, Mamuşa, Gilan, Yakova, İpek ve Mitroviça gibi farklı şehirlerde de gerçekleştirildi.

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü Türkçe tiyatroyu yalnızca Prizren'de yaşayan Türk Toplumunun kültürel bir etkinliği olarak görmek, onun gerçek potansiyelini daraltmak olur.

O yüzden festivale gelen kimi oyunları Balkanlar'daki Yunus Emre Enstitüleri marifetiyle diğer yakın Balkan ülkeleri ve şehirlerine de taşınmalıdır.

Türkçe tiyatro, Balkanlar'da farklı coğrafyaları birbirine bağlayabilecek bir sanat dili olabilir.

Festivalin asıl değerlerinden biri de tam burada ortaya çıkmaktadır.

Türkçe, sahnede bir iletişim dili olmaktan çıkarak ortak bir kültür dili hâline gelmektedir.

Festival programına baktığımızda önemli bir başka husus daha ortaya çıktı.

İzmir Devlet Tiyatrosu'nun “Majestik” adlı oyunuyla açılan festival, Ankara Devlet Tiyatrosu'nun “Göğe Yazılmış Bir Alp” adlı yapımıyla kapandı. Bunun yanında Sui Generis'in “Cambazın Cenazesi”, Naif Bey Kumpanyası'nın “Naif Bey ve Yaveri”, Karma Sahne'nin “Antigone”, Serlay Tiyatro'nun “Nihayet Bitti”, Kabare Kabare Tiyatrosu'nun “Bavul”, Üsküp Milli Kurum Türk Tiyatrosu'nun “Pembe Panduflu Aşk”, Düşişleri Tiyatrosu'nun “Düşişleri Bakanlığı” ve Soytarı Sanat'ın “Kral Cıbıldak” gibi farklı yapımları da programda yer aldı. Ev sahibi Art Theatre ise “Şeçer Pare” ile festivalde kendi üretimini temsil etti.

Festival dünyanın değişik yerlerinden 123 katılım başvurusu aldı.

Bu çeşitlilik, festivalin yalnızca “Türkiye'den Prizren'e oyun getirme” anlayışından daha geniş bir ufka yöneldiğini gösteriyor.

Çünkü gerçek bir uluslararası festival, yalnızca konuklarını ağırlayan değil, kendi sanat üretimini de görünür kılan festivaldir.

Bu bakımdan Art Theatre'ın kendi yapımı olan “Şeçer Pare” ile festival programında yer alması ayrıca anlamlı oldu.

Prizren'in Türkçe tiyatrosu yalnızca seyirci olmamalı, üreten, yazan, yöneten, oynayan ve kendi hikâyesini anlatan bir tiyatro geleneğine sahip olduğu da gösterildi.

Festivalin en kıymetli taraflarından biri hafızayı sahneye ve kitaba taşımak oldu.

Bu yılki festivalin bence en anlamlı çalışmalarından biri, Agim Rifat Yeşeren'in “Geçmişten Günümüze Kosova Türk Tiyatrosu” adlı eserinin tanıtılmasıydı.

Çünkü tiyatro, sahnede yaşandığı kadar arşivde de yaşar.

Bir toplumun tiyatro tarihini kayıt altına almazsanız, yıllar sonra geriye yalnızca hatıralar kalır. Veyahut kendi tiyatronuzun tarihini kendiniz yazmazsanız, gelir bir başkası yazar. Yazarken de ya kısmi yazar ya da konuya yeterli hakimiyet sağlayamadığı için kendi yargılarıyla dar bir çerçeveye hapseder.

Oysa tiyatro tarihinin belgelenmesi, sanatçıların, toplulukların, oyunların, sahne deneyimlerinin ve dönemlerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşır.

Festival kapsamında Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen kitap tanıtımında Kosova Türk tiyatrosunun tarihsel gelişimi ele alındı. Eserin, Kosova Türk Tiyatrosunun gelişim aşamalarını kapsamlı biçimde yansıtan bir çalışma olarak değerlendirilmesi de bu bakımdan dikkate değerdir.

Ben bunu festivalin en değerli mesajlarından biri olarak görüyorum. Bir tiyatro geleneği yalnızca sahnelenerek değil, hatırlanarak ve kayda geçirilerek de yaşatılır.

Dolayısıyla festivalin tiyatro gösterileri kadar tiyatro hafızasına ilişkin bu tür çalışmalara yer vermesi, organizasyonun kültürel derinliğini artırdı.

Festival programında çocuklara yönelik gösterilerin ve etkinliklerin bulunması da ayrıca önemliydi.

Çünkü bir dilin geleceği yalnızca edebiyat kitaplarında değil, çocukların o dili neşeyle kullandığı alanlarda da belirlenir.

Karagöz ve Hacivat, çocuk gösterileri ve sokak etkinlikleri gibi çalışmaların festival programına dâhil edilmesi, tiyatronun yalnızca yetişkin sanatseverlere yönelik bir etkinlik olarak düşünülmediğini gösteriyor. İtalya'dan Silence Teatro'nun sokak gösterileri de bu açıdan festivalin sahne ile şehir arasındaki sınırları genişletmesine katkı sağladı.

Tiyatro salondan çıktığında şehirle konuşmaya başlar.

Sokakta, meydanda, çocukların karşısında, farklı dilleri konuşan insanların arasında kendisine yeni bir seyirci bulur.

Prizren gibi çok kültürlü bir şehirde bunun ayrıca bir anlamı vardır.

Festivalin kapanışında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Göğe Yazılmış Bir Alp” ise bu yılın kültürel çerçevesini tamamlayan özel bir seçim oldu.

2026 yılının Ziya Gökalp'in doğumunun 150. yılı dolayısıyla “Ziya Gökalp Anma Yılı” olarak değerlendirilmesi kapsamında hazırlanan eser, Gökalp'in çocukluğundan Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan düşünsel yolculuğunu tiyatro sahnesine taşıdı.

Fakat burada asıl dikkat çekici olan yalnızca Ziya Gökalp'in anılması değildir.

TÜRKSOY desteğiyle Gökalp'in düşüncelerinin Balkanlar'da, özellikle de Prizren'de, Gostivar'da, Üsküp’te sahneye taşınmasıdır.

Festivalin kapanışında salonun tamamen dolması, bazı seyircilerin oyunu ayakta takip etmesi ve yer bulamayanların olması, gösteriye yönelik yoğun ilgiyi ortaya koydu.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı'nın kapanış programına iştirakı, festivale hak eden onuru yaşattı, anavatan desteğinin kurumsal manada en üst düzeyde yanımızda olduğu mesajını verdi.

Festivaldeki bu görüntü aslında bize çok açık bir şey söyledi, insanlar hâlâ tiyatroya ihtiyaç duyuyor.

Yeter ki karşılarına gerçekten anlam taşıyan bir sahne kurulsun.

Bir festivalin başarısını yalnızca kaç oyunun oynanmasıyla ölçmek doğru değildir.

Asıl soru festival bittikten sonra geriye ne kalıyor?

Bir afiş mi?

Birkaç fotoğraf mı?

Yoksa yeni sanat ilişkileri, yeni seyirciler, yeni eserler, yeni düşünceler ve yeni bir kültür ortamı mı?

Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali açısından henüz bütün bu sonuçları ölçmek için erken olabilir.

Ancak ikinci yılında festivalin farklı ülkelerden sanatçıları buluşturması, yerel üretime yer vermesi, tiyatro tarihine ilişkin bir kitabı programına dâhil etmesi, çocuklara ve sokağa açılması ve Devlet Tiyatrolarının önemli yapımlarını Prizren seyircisiyle buluşturması, festivalin kapsamının genişlediğini açıkça gösteriyor.

Festival Direktörü ve Art Theatre Müdürü Sonay Buş'un kapanışta dile getirdiği “Prizren'in bir Türkçe festivali olmalı dedik ve oldu” sözü de aslında bu sürecin arkasındaki düşünceyi özetliyor.

Bu anlamda başta Sonay Buş olmak üzere bütün Art Theatre ekibini cesur başarılarından dolayı kalben kutlamak gerek.

Şimdi ise daha önemli bir aşamaya gelinmiştir.

Prizren'in Türkçe tiyatro festivali yalnızca olmuş olmakla kalmamalı, kalıcı bir tiyatro geleneğine dönüşmeli ve festivalin ana motosu şu olmalı: "Prizren Türk Tiyatrosu profesyonel tiyatro olmalıdır!"

Ve Prizren Türk Tiyatrosu profesyonel tiyatro oluncaya kadar bu moto festivalin sahnesinden ısrarla inmemelidir. Asıl bu amaca erişilirse o zaman festival tarihi misyonunu yerine getirmiş olacaktır.

Her yıl bu önemli mesele canlı ve aktüel tutulmalıdır.

Bunu, Afrim Kasapolli'nin ödülünü sahnede alırken protokole, seyirciye ve özellikle Kültür Bakanı Yardımcısı Nora Arapi'ye haykırdığı gibi!

Arnavut sanatçı dostlarımızın da bu önemli hususun altını çizerek güzide tiyatromuzu sahiplenmeleri ve profesyonel Türk tiyatrosunun kurulmasını desteklemeleri festivalin çok değerli ve belki de en önemli ayrıntısıydı.

Ödül demişken, festival diğer etkinlikleri yanı sıra vefa sergilemeyi de unutmadı.

2.Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali kapsamında “Aziz Buş Tiyatro Emek Ödül”leri takdim edildi.

Türk Tiyatrosuna uzun yıllardır özveriyle hizmet eden, sanatın yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına değerli katkılar sunan kıymetli sanatçılarımız Yunus Şimşek, Zekeriya Hocalar, Ayser Leskovçalı, Naciye Keç ve Kadriye İmam’a emek ödülleri takdim edilmesi ayrıca sevindirdi, büyük bir gurur ve mutlulukla onurlandırdı.

Türk Tiyatrosu’na Destek Ödülüne layık görülen Afrim Kasapolli ve Denis Galushi de gönülden kutlandı, Türk Tiyatrosuna verdikleri değerli destekleri ödülle takdir edildi.

Sanatın, emeğin ve kültürel mirasımızın değerini yücelten vefa gecesinde ödüle layık görülen tüm sanatçılarımızı ve kültür-sanat dostlarımızı bu vesileyle bir daha içtenlikle tebrik ediyorum.

Bence bundan sonraki aşamada festivalin önünde çok değerli imkânlar bulunmaktadır.

Her şeyden önce Kosova/Prizren Türk tiyatrosunun profesyonelleşmesi hususu üzerine durularak, diğer yandan yerli üretimini artırmak gerekir.

Festivalde özgün oyunu tanıtılan Barış Karamuço'nun "Bavul" eseri gibi yeni oyun yazarları teşvik edilmeli, Kosova'da yazılan Türkçe oyunlara festival programlarında daha geniş alan açılmalıdır.

Aziz Buş'un aziz hatırasını yaşatan Doğru Yol, Gerçek, Birlik, Çeşme, Aşık Ferki, Yarın, Kosova Türk Yazarlar Derneği, İmza Yayınevi, Kabare Türk Tiyatrosu gibi köklü derneklerimizde genç oyuncular için atölyeler düzenlenmeli, tiyatro yazarlığı, yönetmenlik ve dramaturji çalışmaları yapılmalıdır. Böyle bir çalışma bu yörelerdeki tiyatro etkinliklerini körükleyip gelişmesini de teşvik edecektir.

Bu derneklerimizle işbirliği içerisinde Kosova'daki tiyatro tarihine ilişkin arşiv çalışmaları sürdürülmeli, eski oyun metinleri, afişler, fotoğraflar, program kitapçıkları ve sanatçı tanıklıkları sistematik biçimde kayıt altına alınmalıdır. Tiyatro sanatçılarının portre geceleri tertiplenmelidir.

Üniversiteler, kültür kurumları ve tiyatro toplulukları arasında daha güçlü bağlar kurulmalıdır. Bu bağlamda, Türkçe şemsiyesi altında kardeş halklarımızın dilinde Arnavutça, Boşnakça ve diğer dillerde birer temsile de festival kapsamında yer verilmelidir. Bu onlarla olan dostluk ve sanatsal bağlarımızı daha da güçlendirecektir.

Ve belki de en önemlisi, festival, Prizren'in Türkçe tiyatro üretimini yalnızca yılda bir kez görünür kılan bir organizasyon değil, Dokufest gibi bütün bir yıl boyunca üretimi besleyen bir kültür platformu hâline gelmelidir, festival kurumsallaşmalıdır.

Bunun için de festivale maddi destek artarak her geçen yıl daha fazla destek sunulmalıdır.

Böyle bir yapı oluştuğu takdirde festival, zaman içerisinde Balkanlar'daki Türkçe tiyatronun önemli buluşma merkezlerinden birine dönüşebilir.

Çünkü bazı şehirler tiyatroyu yalnızca ağırlamaz.

Tiyatronun kendisi olur.

Prizren biraz da böyledir.

Taş köprülerinden geçen insanlar, eski çarşıların sesleri, minarelerden yükselen ezan, farklı dillerin birbirine karıştığı sokaklar ve yüzyılların biriktirdiği kültürel hafıza...

Bütün bunların ortasında Türkçe bir sahne kurulduğunda, yalnızca bir oyun oynanmış olmaz.

Bir hafıza yeniden konuşur.

Bir dil yeniden görünür olur.

Bir kültür kendisini yeniden anlatır.

Ve farklı ülkelerden gelen sanatçılar aynı sahnede buluştuğunda, sınırların ayırdığı coğrafyalar sanatın önünde yeniden birbirine yaklaşır.

Bu nedenle Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali'ne yalnızca bir tiyatro festivali olarak bakmamak gerekir.

Bu festival, Türkçenin Balkanlar'daki kültürel varlığını sahne üzerinden yeniden görünür kılan bir buluşmadır.

Elbette daha yapılacak çok iş vardır.

Daha fazla yerli eser...

Daha fazla sanatçı...

Daha fazla çocuk seyirci...

Daha güçlü arşiv...

Daha geniş uluslararası katılım...

Ve daha nitelikli katılımlı tiyatro üretimi...

Fakat bütün büyük kültür hareketleri bir ilk adımla başlar.

Prizren'de o adım artık atılmıştır.

Şimdi mesele, o adımın izini kaybetmemektir.

Çünkü festival biter, tiyatro perdesi kapanır.

Oyuncular sahneden çekilir.

Işıklar söner.

Festivale katılan seyirci evine döner.

Ama iyi bir tiyatro, insanın içinde devam eder.

Prizren'in Türkçe sahnesi de artık yalnızca geçmişin hatırası değildir.

O sahne, geleceğin de sahnesidir.

Ve belki bundan yıllar sonra, bugünleri hatırlayanlar şöyle diyecektir: “Bir zamanlar Prizren'de bir festival başlatmışlardı. Sonra o festival bir geleneğe dönüştü, şimdi yıllardır aralıksız sürüyor.”

Dileğimiz, bu cümlenin gelecekte gerçek olmasıdır.

Açılış akşamında en büyük alkışı toplayan Kosova Yunus Emre Enstitüleri Koordinatörü Sayın Ramazan Yılmaz Beyin deyimiyle:

"Neden olmasın?!"

18/09/2026

"Kosova’da Türk olmak..."
Kardeş kuruluşumuz Kosova Türk Gençleri Platformu'nun panelinden kısa bir tadımlık!
"DOĞRU YOL" Türk Kültür Sanat Derneği Başkan Yardımcısı, Art Theatre Direktörü ve Genel Sanat Yönetmeni Sonay Buş anlatıyor:

🔴Dilsel ve kültürel bir maceraya hazır mısınız?Türkçe kurslarına kayıtlar başladı! 🇹🇷📚 Priştine, Prizren ve İpek Yunus E...
14/09/2026

🔴Dilsel ve kültürel bir maceraya hazır mısınız?
Türkçe kurslarına kayıtlar başladı! 🇹🇷
📚 Priştine, Prizren ve İpek Yunus Emre Enstitüsü merkezlerinde yüz yüze eğitim
👉 15 yaş üzerindeki herkes için uygundur
📜 Uluslararası geçerliliğe sahip sertifika
🌟 En başarılı kursiyerler, Türkiye’de düzenlenecek ücretsiz yaz kamplarına katılmak üzere seçilebilir.
📅 Acele edin! Son başvuru tarihi: 15 Eylül 2026
⚠️ Kontenjanlar sınırlıdır – mümkün olduğunca erken başvurun!
🔗 Daha fazla bilgi ve başvuru için buraya tıklayın 👉 https://forms.gle/xuok9MzmeMBsfKG76



----
Gati për një aventurë gjuhësore dhe kulturore?
Regjistrimet për kurset e gjuhës turke janë të hapura! 🇹🇷
📚 Mësim me prani fizike në qendrat e Institutit Yunus Emre në Prishtinë, Prizren dhe Pejë
👉 I përshtatshëm për të gjithë personat mbi moshën 15 vjeç
📜 Certifikatë me vlefshmëri ndërkombëtare
🌟 Kursantët më të suksesshëm mund të përzgjidhen për kampe verore në Turqi, pa pagesë
📅 Nxito! Afati i fundit për aplikim: 15 Shtator 2026
⚠️ Vendet janë të kufizuara – aplikoni sa më shpejt!
🔗 Për më shumë detaje dhe për të aplikuar, kliko këtu 👉 https://forms.gle/xuok9MzmeMBsfKG76

“Bavul” Prizren’de Tiyatroseverlerle BuluştuPrizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali kapsamında, Barış Karamuço...
14/09/2026

“Bavul” Prizren’de Tiyatroseverlerle Buluştu

Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali kapsamında, Barış Karamuço’nun kaleme aldığı “Bavul” adlı iki perdelik tiyatro oyunu, gerçekleştirilen okuma performansıyla Prizrenli tiyatroseverlerle buluştu.

Art Theater Aziz Buş Oda Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Kabare Kabare Tiyatro Topluluğu bünyesinden Ferda Derviş, Gençer Tatar ve Amir Abdullah sahne aldı.

İki perdelik tiyatro oyununun okuma performansı, seyircilere tiyatro metninin oyunculuk ve anlatım gücünü doğrudan deneyimleme imkânı sundu. Festival kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, Prizren’in kültür ve sanat hayatına renk katarken Türkçe tiyatronun farklı örneklerinin seyirciyle buluşmasına da katkı sağladı.

“Bavul”, festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri olarak tiyatroseverlerden ilgi gördü. Etkinlik, sanatçıların performansı ve seyircilerin katılımıyla samimi bir tiyatro atmosferinde gerçekleştirildi.

Bu eserle birlikte Barış Karamuço, geçen yıllarda Kamer Şimşek gibi isimler Kosova’da özgün çağdaş tiyatro eseri yazarlığını sürdüren genç isimler olarak öne çıkarak takdir edici dikkatleri üzenlerine topladılar.

Yönetim kurulu üyelerimizle katıldığımız bu değerli etkinlikte, Karamuço eseri üzerine edebiyat söyleşisi gerçekleştirerek sanatseverlerin soru cevapları da yanıtladı.

Barış Karamuço kimdir?
(Biyografi)

Barış Karamuço Prizren’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Prizren’de tamamladıktan sonra İstanbul’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde fotoğraf eğitimi aldı. Aynı üniversitede sinema alanında yüksek lisans yapan Karamuço, daha sonra sosyoloji alanında doktora çalışmalarına yöneldi.

Sanatsal çalışmalarını fotoğraf, belgesel sinema, yazın ve çağdaş sanat gibi farklı alanlarda sürdüren Karamuço, üretimlerinde özellikle Kosova’nın toplumsal hafızasına, tarihine, kültürel mirasına ve yerel hikâyelerine odaklandı. Yönetmenlik, görüntü yönetmenliği ve kurgu çalışmalarının yanı sıra çeşitli fotoğraf projeleri gerçekleştirdi. “Bu Kimin Bayrağı?” ve “Balkan Ekspresi” gibi belgesel çalışmalarıyla sinema alanında da eserler ortaya koydu.

Karamuço, Prizren’in çağdaş sanat ortamının gelişmesine yönelik çalışmalarıyla da öne çıktı. Leutrim Fishekqiu ve Vatra Abrashi ile birlikte Autostrada Biennale’nin kurucu isimleri arasında yer aldı. 2017 yılında Prizren’de gerçekleştirilen ilk edisyonundan itibaren bienal, Kosova’nın uluslararası çağdaş sanat ortamındaki önemli platformlarından biri hâline geldi. Karamuço, Autostrada Hangar – Çağdaş Sanat Merkezi bünyesinde gerçekleştirilen kültür ve sanat çalışmalarında da aktif rol üstlendi.

Farklı sanat disiplinlerini bir araya getiren üretim anlayışını yazın alanına da taşıyan Karamuço, “Bavul” adlı iki perdelik tiyatro oyunuyla tiyatro yazarlığı alanında da üretim gerçekleştirdi. Eser, Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali kapsamında okuma performansı olarak seyirciyle buluştu. Böylece Karamuço, Kosova’da çağdaş sanatın farklı alanlarında üretim gerçekleştiren genç kuşak sanatçılar arasında yer alırken, özgün tiyatro metni yazarlığı alanında da dikkat çeken isimlerden biri olarak öne çıktı.

Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK

14/09/2026

Prizren II. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali çerçevesinde Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tamer Karadağlı'nın katılımıyla gerçekleştirilen "Göğe Yazılmış Bir Alp" adlı oyunundan bir kesit...

14/09/2026

📘 Pse të Mësojmë Gjuhën Turke? Të mësosh një gjuhë të re është një udhëtim emocionues dhe përvojë e vlefshme. Çdo gjë fillon me një hap, prandaj mos hezitoni të filloni aventurën tuaj me turqishten! 🌍 Një Gjuhë me Përmasa Botërore Gjuha turke, së bashku me dialektet e ...

Prizren’de Perde Açıldı, Şehir Sahneye DönüştüBir festivalden geriye kalan alkış, hatıra ve Türkçe tiyatro umudu!Bazı şe...
13/09/2026

Prizren’de Perde Açıldı, Şehir Sahneye Dönüştü

Bir festivalden geriye kalan alkış, hatıra ve Türkçe tiyatro umudu!

Bazı şehirlerde festivaller yapılır, sonra biter. Afişler indirilir, salonlar boşalır, sanatçılar şehirden ayrılır ve hayat yeniden eski ritmine döner.

Prizren’de ise tiyatro festivali biraz farklıdır. Çünkü burada tiyatro yalnızca salonda oynanmaz. Sokaklarda yürür, Şadırvan’da insanlarla buluşur, tarihî evlerin pencerelerinden şehre bakar, kale eteklerinden aşağıya süzülür ve akşam olduğunda Kültür Evi’nin sahnesinde yeniden hayat bulur.

İşte Kosova’da düzenlenen 2. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali de böyle bir atmosfer içinde gerçekleşti.

Beş ayrı ülkeden gelen tiyatro toplulukları Prizren’de buluştu. Farklı ülkelerden gelen sanatçılar aynı dili, Türkçeyi, sahnenin ortak dili hâline getirdiler. Oyunlar sahnelendi, meydanlarda gösteriler yapıldı, salonlar doldu taştı. Sanatçılar, tiyatro sanatçısı olmanın en güzel taraflarından birini yaşadılar:

Çünkü oyuncu için alkış yalnızca bir beğeni işareti değildir. “Buradaydık ve sizi gördük” diyen seyircinin sesidir. Prizren seyircisi de bu sesi fazlasıyla verdi.

Prizren’in tiyatroya yakışan bir şehir olduğunu düşünürüm. Bunu yalnızca kültür ve sanat geleneği bakımından söylemiyorum. Şehrin kendisi, mimarisiyle doğal bir tiyatro dekorunu andırıyor.

Kale eteklerinden Şar Dağı’nın yamaçlarına doğru birbirine yaslanarak yükselen evler, dar sokaklar, tarihî mahalleler ve bütün bu dokunun ortasında insanları bir araya getiren Şadırvan Meydanı…

Sanki şehir, yüzyıllar önce kendi sahnesini hazırlamış. Kale, yukarıdaki balkon. Yamaçlara sıralanmış evler, tribünler. Dar sokaklar kulis. Şadırvan ise sahnenin kendisi.

Burada insan hayatı zaten her gün bir oyun gibi akıp gidiyor.

Düğünler, bayramlar, kahveler, çeşme başındaki sohbetler, komşuluklar, mahalle hayatı, çarşıdaki hareketlilik…

Prizren’in sosyal hafızası, yüzyıllardır insan hikâyeleriyle örülmüş.

Tiyatro da insan hikâyesini anlatmıyor mu?

Belki de bu yüzden Prizren seyircisi tiyatroyu seviyor.

Festival günlerinin en güzel taraflarından biri, tiyatronun salonlardan çıkarak şehrin içine girmesiydi.

İtalya’dan gelen tiyatro sanatçılarının gündüz saatlerinde Şadırvan Meydanı’nda sergiledikleri sessiz tiyatro gösterisi bunun güzel bir örneğiydi.

Söz yoktu. Ama anlatım vardı. Beden vardı. Mimik vardı. Hareket vardı.

Ve en önemlisi seyirci vardı.

Şadırvan’ın tarihî atmosferi içinde tiyatronun açık havada insanlarla buluşması, Prizren’in kültür-sanat potansiyelini bir kez daha gösterdi.

Akşam olduğunda ise sahne yeniden değişti.

Bu defa tiyatronun geleneksel mekânına, Kültür Evi’ne geçildi.

Perde açıldı. İzmir Devlet Tiyatrosu sahnedeydi. Oyunun adı:

“Majestik.”

Ve doğrusu, festivalin ruhuna bundan daha uygun oyunlardan biri düşünülebilir miydi, bilmiyorum.

Çünkü “Majestik”in hikâyesinin merkezinde bir tiyatronun yeniden yaşatılması var.

“Majestik”, Peter Quilter’in kaleme aldığı, Metin Arslan’ın uyarlayıp yönettiği bir oyun.

Oyunun merkezinde eski ihtişamını kaybetmiş bir tiyatro bulunuyor.

Tiyatro sahibi hastaneye kaldırılır. Ancak onun zihninde hastane odasından daha önemli bir mesele vardır: Geçmişte hayatının önemli bir parçası olan Majestik Tiyatrosu yeniden ayağa kaldırılmalıdır.

Bu amaçla tiyatroyla yolları kesişmiş beş kadının etrafında bir mücadele başlar.

Beş farklı kadın. Beş farklı karakter. Beş farklı hayat.

Fakat ortak bir mesele:

Majestik’i yeniden yaşatmak.

İşte oyun burada yalnızca bir komedi olmaktan çıkıyor.

Çünkü tiyatronun kendisini konu ediniyor.

Sahnenin arkasındaki insanları gösteriyor.

Tiyatroyu ayakta tutmanın ne kadar zor olduğunu, insanların kişisel sıkıntılarıyla sanat sevgisinin nasıl birbirine karıştığını anlatıyor.

Bir tiyatronun ekonomik sıkıntıya düşmesi, yalnızca bir işletmenin iflas etmesi değildir.

Bir sahnenin kapanması, bir şehrin hafızasından bir parçanın eksilmesidir.

Bir perde bir daha açılmamak üzere kapandığında yalnızca oyuncular işsiz kalmaz.

O sahnede söylenmiş sözler, yaşanmış hikâyeler, kahkahalar, gözyaşları ve seyirciyle kurulmuş yılların bağı da kaybolma tehlikesiyle karşılaşır.

“Majestik” tam da bu nedenle düşündürücü.

Oyunun mizahı seyirciyi güldürüyor.

Karakterlerin çatışmaları salona hareket getiriyor.

Fakat bütün bunların altında ciddi bir soru duruyor:

Bir tiyatroyu yaşatmak için insan ne kadar mücadele eder?

Cevap ise oyunun bütün karakterlerinde saklı:

Tiyatroya gerçekten inanıyorsanız, kolay kolay vazgeçemezsiniz.

Oyunun kadın karakterleri de bu bakımdan önem taşıyor.

Nurten, Şebnem, Gülistan, Betül ve Arzu…

Her biri farklı kişiliğe sahip.

Her biri tiyatroya başka bir pencereden bakıyor.

Ancak Majestik’in yeniden açılması söz konusu olduğunda kişisel farklılıklar ikinci plana düşüyor.

Sahne onları bir araya getiriyor.

İşte tiyatronun mucizesi de biraz burada.

Normal hayatımızda aynı masaya oturmayacak insanlar, tiyatroda aynı hikâyenin parçası olabilirler.

Farklı düşünceler aynı sahnede buluşabilir.

Farklı karakterler aynı oyunun içinde birbirini tamamlayabilir.

Ve seyirci, bütün bu farklılıkların karşısında kendisinden bir şey bulabilir.

Prizren seyircisinin oyuna ilgisi de bunun göstergesiydi.

Çünkü Prizren insanı tiyatroya yabancı değil.

Tam tersine, tiyatronun uzun bir geçmişi var bu şehirde.

1951’den bugüne uzanan bir sahne

Kosova’da Türkçe kültür hayatının yeniden örgütlenmeye başladığı 1951 yılı, Türk tiyatrosu açısından da ayrı bir önem taşıyor.

Türklerin kimliklerinin iade edilmesiyle birlikte okullarda Türkçe eğitim veren sınıfların açılması, kültür ve güzel sanatlar derneklerinin kurulması, Türkçe radyo yayınlarının başlaması, Türkçe kültürel faaliyetlerin yeniden canlanmasına imkân verdi.

Tiyatro da bu kültürel yeniden doğuşun önemli parçalarından biri oldu.

Sonraki yıllarda,”Doğru Yol”, “Kültür Evi ”, “Rumeli ”, “Nafiz Gürcüali ” gibi Türkçe tiyatro toplulukları kuruldu.

Oyunlar sahnelendi. Yeni eserler yazıldı. Yüzlerce oyun seyirciyle buluştu. Ülkede birincilik ödüllerine sahip olundu.

Tiyatro ve sinema alanında eğitim gören gençler yetişti.

Sahne, Türkçenin yaşatıldığı mekânlardan biri hâline geldi.

Bunu yalnızca sanat tarihi açısından değerlendirmek eksik olur.

Kosova’da Türkçe tiyatro aynı zamanda kültürel hafızanın korunması anlamına geldi.

Bir çocuk sahnede Türkçe konuştuğunda yalnızca bir rolü canlandırmıyordu.

Bir kültürün sesini taşıyordu.

Bir genç Türkçe tiyatro oyunu yazdığında yalnızca edebî bir metin üretmiyordu. Kendi toplumunun hikâyesini gelecek kuşaklara aktarıyordu.

Bu nedenle Kosova Türklerinin tiyatro geçmişi, kültürel kimlik tarihinin de bir parçasıdır.

Bugün karşımızda ilginç bir tablo var.

Tiyatro sevgisi var. Seyirci var. Oyuncular var. Yazarlar var. Tiyatro ve sinema alanında eğitim almış gençler var. Özel tiyatro girişimleri var.

Prizren’de tiyatro sanatçısı Sonay Buş’un kurduğu Art Theatre gibi yapılar çalışmalarını sürdürüyor. Bu kuruluş Yunus Emre Enstitüsü desteği ile Uluslararası festival düzenliyor.

Türkiye’den önemli tiyatro toplulukları geliyor.

Fakat bütün bunların yanında hâlâ cevap bekleyen bir soru bulunuyor:

Kosova’da sürekli ve devlet destekli bir Türkçe tiyatro kurumu ne zaman olacak?

Bence artık bu soruyu sormanın zamanı geldi.

Çünkü yalnızca festivallerle yetinmemeliyiz.

Festival önemlidir.

Fakat festival bir başlangıçtır.

Asıl mesele, yılın geri kalanında ne olduğudur.

Bir Türkçe tiyatro kurumu olmalı.

Genç oyuncular burada yetişmeli.

Yeni oyunlar yazılmalı.

Kosova Türk yazarlarının eserleri sahneye taşınmalı.

Çocuk tiyatrosu yapılmalı.

Türkiye’deki tiyatrolarla ortak yapımlar hazırlanmalı.

Kosova’nın diğer şehirlerine turneler düzenlenmeli.

Ve geçmişte sahnelenmiş yüzlerce Türkçe oyun dijital ve fizikî bir arşivde toplanmalı.

Çünkü tiyatro yalnızca bugün oynanan oyun değildir.

Dün oynanan oyunların da hafızasıdır.

İşte bu noktada Prizren’de düzenlenen Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali'nin önemi ortaya çıkıyor.

Beş farklı ülkeden sanatçıların Prizren’de buluşması, Türkçenin farklı coğrafyalarda yaşayan ortak bir sanat dili olduğunu gösteriyor.

Türkiye dışında Türkçe tiyatronun uluslararası bir festival çatısı altında buluşması küçümsenecek bir olay değildir.

Bu festival büyüyebilir.

Balkanlar’ın en önemli Türkçe tiyatro buluşmalarından biri hâline gelebilir.

Hatta daha ileri giderek Türk dünyasının farklı ülkelerindeki tiyatroları Prizren’de buluşturabilir.

Türkiye, Kosova, Kuzey Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan (Batı Trakya), Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs ve Avrupa’daki Türkçe tiyatro toplulukları…

Neden olmasın?

Prizren bunun için tarihî bir zemine sahip.

Çünkü Prizren yüzyıllardır farklı kültürlerin karşılaştığı bir şehir.

Türkçe de bu şehrin tarihî kültür dokusunun önemli unsurlarından biri.

İkinci festival yapıldı.

Şimdi üçüncüsü bekleniyor.

Fakat mesele yalnızca üçüncü festivali yapmak değil.

Bu festivali gelenek hâline getirmek.

Her yıl aynı tarihlerde Prizren’de tiyatro günleri düzenlense…

Şehir günlerce tiyatro konuşsa…

Şadırvan’da açık hava gösterileri yapılsa…

Kültür Evi’nde Türkçe oyunlar sahnelense…

Çocuk tiyatroları oynansa…

Üniversiteler ve sanat kurumları bilimsel toplantılar düzenlese…

Eski tiyatrocular hatırlansa…

Kosova Türk tiyatrosunun geçmişi sergilense…

Genç yazarların oyunları yarışsa…

Türkiye’den ve Balkanlar’dan tiyatrolar yarışma ve gösteri bölümlerinde yer alsa…

İşte o zaman Prizren yalnızca bir festival düzenleyen şehir olmaz.

Türkçe tiyatronun Balkanlar’daki merkezlerinden biri hâline gelir.

Bunun için çok büyük binalardan önce büyük bir iradeye ihtiyaç var.

Festival bitti.

Sanatçılar ülkelerine döndü.

Afişler bir süre sonra duvarlardan indirilecek.

Şadırvan yeniden günlük hayatın hareketine dönecek.

Kültür Evi'nin salonları yeniden başka etkinliklere ev sahipliği yapacak.

Ama tiyatronun sesi kolay kolay susmayacak.

Çünkü Prizren’in hafızasında tiyatro var. “Kardeş Akşamları” adı altında özengen tiyatrolar festivali yıllarca düzenlendi.

1951’den bu yana yaşanan kültürel birikimde Türkçe tiyatro var.

Sahneye çıkan yüzlerce oyuncunun emeği var.

Türkçe oyun yazan yazarların kalemi var.

Salonları dolduran seyircinin alkışı var.

Ve şimdi yeni bir umut var.

“Majestik” bize bir tiyatroyu yeniden ayağa kaldırmanın hikâyesini anlattı.

Prizren ise bize gerçek hayatta başka bir hikâye anlatıyor:

Bir tiyatro geleneği varsa, onu yaşatmak mümkündür.

Yeter ki perdeyi kapatmaya değil, yeniden açmaya karar verelim.

Prizren’in kalesi yerinde duruyor.

Şar Dağı yine şehri çevreliyor.

Eski evler yine birbirine yaslanıyor.

Şadırvan yine insanları buluşturuyor.

Şehir zaten hazır.

Seyirci zaten hazır.

Oyuncular da hazır.

Şimdi ihtiyaç duyulan şey, bu sahnenin ışığını sürekli yakacak kurumsal iradedir.

Çünkü tiyatro bir toplumun aynasıdır.

Ve aynayı kırarsanız yalnızca camı kaybetmezsiniz.

Kendinizden bir parçayı da kaybedersiniz.

Bu yüzden Prizren’de dileğimiz basit:

Festival bir daha gelsin.

Sonra bir daha.

Sonra her yıl…

Ve bir gün çocuklarımız, “Prizren’de Türkçe tiyatro ne zaman vardı?” diye sormasın.

“Bizim tiyatromuz hâlâ var” desin.

Çünkü bazı şehirler tiyatro izler.

Prizren ise tiyatroyu yaşar.

•Altay SUROY
Kaynak: Kosovahaber

Address

Shehi Shadervanit 74
Prizren
20000

Opening Hours

Monday 18:00 - 21:00
Tuesday 18:00 - 21:00
Wednesday 18:00 - 21:00
Thursday 18:00 - 21:00
Friday 18:00 - 21:00
Saturday 18:00 - 21:00
Sunday 18:00 - 21:00

Telephone

+38344242415

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Featured

Share